ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI REHBERİ

♦Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Demektir? :Eşlerin karşılıklı olarak boşanma kararı alarak aynı zamanda evlilik içerisinde elde edilen menkul, gayrimenkul gibi mallar ve 18 yaşından küçük ortak çocuğun bulunması durumunda velayet hakkında anlaşmaları durumunda hızlı bir şekilde boşanabilmelerini sağlayan davaya denir. Bu dava türünde eşlerin boşanma sebeplerini açıklamalarına gerek bulunmamaktadır

Anlaşmalı boşanma süreci içerisinde her iki eş de boşanmak ister ve boşanmanın parasal, içsel tüm adli neticelerinde uzlaşırlar. ( Anlaşmalı Boşanma davası kanuni dayanağını Medeni Kanun’un 166/3. maddesinden almaktadır.)

ANLAŞMALI BOŞANMAK İÇİN GEREKEN ŞARTLAR

1- Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir.

Bir yıllık süre, celbedilecek nüfus aile akit tablosundaki evlenme tarihi olup eşlerin evlenme tarihinden önceki birliktelikleri dikkate alınmaz. Davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık süre dolmamasına rağmen yargılama sırasında bir yıllık süre dolmuş ve bu sürenin dolduğu tarihten sonra alınmak şartıyla tarafların irade beyanları alınmışsa artık davanın açıldığı tarihte dava şartı bulunmamakla birlikte sonradan eksiklik giderildiğinden anlaşmalı boşanmanın bu şartının gerçekleştiği kabul olunmalıdır. Ancak Yüksek Yargıtay’ın davanın açıldığı tarih itibariyle bir yıllık sürenin dolması gerektiği, davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık süre dolmamışsa artık TMK’nın 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmanın söz konusu olamayacağı ve davaya TMK’nın 166/1-2. maddesi uyarınca bakılması gerektiği yönünde içtihatları daha ağırlıktadır.

Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi ile “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır” hükmü getirilmiştir.

2-  Eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin diğerinin açmış olduğu davayı kabul etmesi gerekir.

Anlaşmalı Boşanma Davası

Eşlerin birlikte aynı dava dilekçesi ile başvurmaları mümkün olabildiği gibi birisinin açtığı davayı diğerinin kabulü şeklinde de davanın görülmesi mümkündür. Akıl hastalığı dışında diğer nedenlerle açılmış boşanma davasının devamı sırasında davanın ıslahı ile anlaşmalı boşanmaya dönüştürülerek karara bağlanması da mümkündür.

Eşlerin irade açıklamalarını bizzat ve mutlaka davanın görüldüğü ya da yer mahkemesince  yazılarak talimata işlenen protokol veya protokole ilişkin mahkeme duruşma tutanağı da eklenmek suretiyle mahkemece tespit edilmesi şarttır. Vekil aracılığıyla anlaşmalı boşanma ve irade açıklaması mümkün değildir.

3-  Eşlerin irade beyanlarını serbestçe açıklamaları gerekir.

Bu noktada mahkeme hakiminin eşlerin irade açıklamalarının özgür ve serbestçe olup olmadığını yakından denetlemesi gerekir. Uygulamada bazen eşlerin irade açıklamaları sırasında ağladıkları görülmektedir. Böyle durumlarda hakim, bunu duruşma tutanağına geçirip davaya çekişmeli boşanma davası olarak devam edip, taraflara delilerini bildirmeleri için süre vermeli, boşanma sebeplerinin tespitine ve tarafların barışma ihtimallerinin olup olmadığını araştırmalıdır.

4- Tarafların Evliliğin Sonuçlarına Dair Protokol Sunmaları Gerekir.

Tarafların mahkemenin de kabul edebileceği boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumlarına ilişkin bir düzenlemeyi içerir protokol ibraz etmeleri ve bu protokolü karşılıklı olarak tümüyle kabul ettiklerini duruşmada belirtmeli ve her konuda anlaşmalıdırlar. Anlaşma taraflar arasında ihtilaf yaratmayacak açıklıkta olmalıdır.

Herhangi bir konuda örneğin nafaka miktarı, şahsi ilişki, tazminatlar vb. bir konuda dahi anlaşamamaları halinde boşanma mümkün olamaz, böyle bir durumda 1. ve 2. fıkralardaki düzenlemelere göre dava çözümlenmelidir.

İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek olan nafakaya ilişkin olarak taraflarca yapılan düzenlemeler, çocuğun menfaati nedeniyle hakimin müdahalesini gerektirir niteliktedir. Tarafların iştirak nafakasına ilişkin düzenlemelerine bu nedenle müdahale edilmesi ve tarafların bu konuda da anlaşmaları yada hakimin önerisini kabul etmeleri halinde Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesi, anlaşamamaları halinde, delillerin Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddeler uyarınca değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir.

Ancak Yüksek Yargıtay müşterek çocuk için iştirak nafakası takdir edilmemesi yolundaki tarafların beyanlarına, bu beyanların tarafın ileriki yıllarda iştirak nafakası istemesine engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle mahkemenin müdahale edemeyeceği ve diğer unsurlar da mevcutsa anlaşmalı boşanmaya karar verilmesi görüşündedir.

5- Taraflar Mahkemede Protokolü Okuyup Kabul Ettiklerini Söylemelidirler

Hakim çocukların ve tarafların menfaatlerini dikkate alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yaparak ve bu değişikliklerin gerekçelerini dahi anlatmak suretiyle taraflara öneride bulunup her iki tarafın kabul etmeleri halinde değiştirilmiş hali ile protokolü tasdik etmelidir. Anlaşmalı bir boşanma davasında boşanmanın mali sonuçları ile ilgili olarak tarafların anlaşması dışında mahkemenin herhangi bir takdir hakkı söz konusu değildir.

Bu konuya ait anlaşma mahkemece uygun bulunmuyorsa hakimin görevi taraflar dan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını istemek ancak onların kabulü halinde boşanmaya karar vermekten ibarettir.

Mahkemenin kendisini tarafların yerine koyarak ve kendi takdirine göre maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmetmesi mümkün değildir. Tarafların boşanmaları ile protokolde ve yaptığı değişikliklerle oluşan son düzenlemeyi tek tek hükümde belirtmelidir. Mahkemece tarafların anlaştıkları protokolün uygun görülmeyen kısımları için yaptığı ve önerdiği değişikliklerin kabul edilmemesi halinde ise bunu tutanağa geçirerek gerekçelerini de belirtmek suretiyle artık dava çekişmeli boşanmaya dönüştüğünden taraflara tüm delilerini bildirmeleri için mehil verilerek davaya devam olunmalıdır.

Örneğin 2 yaşındaki çocuğun velayetinin babaya bırakılmasına ilişkin tarafların anlaşmaları hakimi bağlamayacak ve bunun sebebini soracak kadının benim çocuğa bakacak mali durumum yoktur şeklindeki gerekçesine itibar etmeyerek çocuğun velayet hakkının anaya bırakılmasını taraflara teklif edebilecek, keza her hafta sonu velayeti kendisine tevdi edilmeyen eş ile çocuk arasında talep olunan şahsi ilişki talebini kabul etmeyerek 2 haftada bir gün ve 24 saat olacak şekilde şahsi ilişki önerisinin kabul edilmemesi halinde davaya çekişmeli dava olarak devam olunacaktır.

Mahkemece tarafların her ikisine de —avukatla temsil edilseler bile— davanın niteliği karşılıklı olarak birbirlerinden tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakaları, boşanmanın ferileri olan maddi ve manevi tazminat taleplerini istemeye haklarının bulunduğu, çocuğun velayeti ve şahsi ilişki hususlarındaki hakları ve görevleri tek tek anlatılarak anlatıldığı da tutanağa geçirilmeli, iradelerinin özgür olup olmadığının denetimi anlamında evlilikte edinmiş oldukları malların teslimi ve tasfiyesi hususlarında ayrıntılı olarak bilgi vermeli, bir kızgınlıkla mı yoksa soğukkanlı, uzun zamandır düşünmek suretiyle ve her hangi bir baskı olmaksızın irade beyanında bulunup bulunmadığı sorulmak suretiyle, tespit edilmeli iradenin özgürce açıklanmadığı yönünde herhangi bir şüpheli durumun varlığı halinde tutanağa geçirilerek ve gerekçesi de belirtilmek suretiyle duruşmanın ertelenmesi yönüne gidilmeli ve bu aşamada gerekirse uzmanlardan terapi ve rapor alınması yoluna gidilmelidir.

Anlaşmalı boşanma kararının tüm hükümlerinin (boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumları hususlarında), karar yerinde açıkça gösterilmesi, hükmün yerine getirilebilir şekilde olması gerekir. (HUMK. 388) Anlaşma hükümlerine yollama ile yetinilmesi doğru değildir.

6- Mahkemece Protokol Yeterince Değerlendirilmeden Karar Verilmez

Mahkemece bu maddeye dayalı olarak karar verilirken gerek taraflarca sunulan düzenleme gerekse mahkemece düzeltilen ve taraflara önerilerek taraflarca kabul gören düzenlemelerin yeterince denetlenerek, düzenlemenin infazı kabil, taraflar arasında yeni ihtilaflara meydan vermeyecek nitelikte olmasına özen gösterilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu maddeye dayalı olarak boşanmaya karar verilmiş ancak maddedeki denetleme görevi yerine getirilmez ise karar yüksek mahkemece bozulur.

Şöyle ki: Anlaşmada Anonim Şirkete ait olduğu bildirilen arabanın davalıya verilmesi davacı tarafından kabul edilmiş, Bu arabanın trafik kaydı getirtilmemiş, davacının Anonim Şirketi temsile ve arabayı devre yetkisi soruşturulmamıştır. Davalıya bırakılan taşınmaz mal kaydı getirtilmemiş, taşınmazın kim üzerine kayıtlı olduğu, üzerinde şerh ve takyit bulunup bulunmadığı, davacının devre ve tescile yetkili olup olmadığı, masrafların kime ait olacağı açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca anlaşmada gösterilen tazminatın ödenmesi de davacının çek tanzim ve vermesi şartına bağlanmış, dolayısıyla davacının inisiyatifine bırakılmıştır. Bu haller anlaşmanın infazını önleyebilir, en azından infazda tereddüt doğabilir. Taraflar arasındaki anlaşma yeni uyuşmazlıklar doğuracak nitelikte olmamalıdır.

Bu durumda Medeni Kanunun 134/3. maddesi (TMK 166/3) şartları oluşmamıştır. Mevcut hali ile anlaşmanın uygun görülmesi ve buna dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.

Anlaşmalı boşanmada eşlerden birinin diğerinden daha fazla kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle kararda eşlerden birinin digerine oranla çok kusurlu olduğunun gösterilmesi mümkün değildir.

7- Protokol Hakim Tarafından Onaylanmadıkça Geçerli Olmaz

TMK’nın 184/5. maddesi uyarınca; boşanma veya ayrılığın feri sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Anlaşmalı boşanmada tarafların anlaşmaları TMK’nın 174-182. maddelerinde düzenlenen hususlarla sınırlıdır. Hükmün esas amacı, boşanma davasının getirdiği baskılar nedeniyle bunalmış tarafı korumak, ezilmeyi önlemektir. Bunun içindir ki, hakimin sözleşmelerin tamamı veya bir kısmını reddetme yetkisi vardır. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, hakimin onayını gerektiren sözleşmeler boşanma davasının yargılamasının yapıldığı sırada aktedilenlerdir.

Niteliği itibariyle bu tür sözleşmeler başkaca bir şekil şartına da bağlı değildir. Yazılı olarak mahkemeye verilebilecekleri gibi, tutanağa geçirtilmeleri de mümkündür. Ancak, taraflarca mahkemeye yazılı olarak verilmeleri yada duruşma tarihinde akdin oluşması için yeterli değildir. Bunun, boşanma kararının hüküm kısmında gösterilmesi, başka bir anlatımla infaz olanağını sağlayacak mahkeme hükmü haline gelmesi gerekir. Böylece hakim tarafından onaylandığı belgelenmiş olur. Bu nedenle ki, taraflarca sözleşme mahkemeye verilmiş olmasına rağmen, hakimin olumlu olumsuz bir karar vermemesi halinde sözleşme hukuki sonuç doğurmaz.

Boşanma gerçekleştikten sonra, ne boşanma davasından el çekmiş olan mahkemeden, ne de başka bir mahkemeden bu sözleşmenin onaylanması istenemez.

Maddenin 3. fıkrasındaki bu düzenleme aile mahkemelerinde görülen dava ve işlerde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağına ilişkin TMK’nm 184. maddesinin istisnasını oluşturmaktadır.

Eşlerin mutabakatlarını yazılı hale getirilip, mahkemeye sunmaları halinde boşanma hususunda anlaştıklarını beyan eden eşlerin beyanlan yukarıda protokolde bulunması gereken unsurlar dikkate alınmak suretiyle duruşma tutanağına tespit edilmelidir.

Anlaşmalı boşanmaya karar verildiğinde davacı tarafından kararın temyiz edilmesi davadan feragat niteliğini taşıdığından bozularak feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmek üzere dava dosyası yerel mahkemeye tevdi edilmektedir. Anlaşmalı boşanmanın çift yönlü, yani davacının aynı zamanda davalı, davalının da aynı zamanda davacı olduğundan bahisle davalının da temyiz etmesi halinde aynı şekilde feragat niteliğinde olması nedeniyle aynı yaptırıma tabi olması gerektiği savunulmakta (belirtilen içtihat muhalif üye) ise de uygulamada anlaşmalı boşanmanın usul ve yasaya uygun olması halinde sırf davalının temyizi ile boşanma ve boşanmanın eklerine ilişkin karar bozulmamaktadır.

Böylece Yüksek Yargıtay’ın teknik olarak anlaşmalı boşanma davasını diğer boşanma davalarından ayrı özellikte kabul etmediği anlaşılmaktadır. Ancak Yüksek Yargıtay, karı kocanın boşanmaya ilişkin dilekçelerini birlikte kaleme aldıkları (yani dava dilekçesinde tarafların hem davacı hem de davalı olarak gösterilmeleri halinde) durumlarda ise her birinin feragatinin kendi açtığı boşanma davası için hüküm ifade edeceğini kabul etmektedir.

Karı Koca boşanmaya ilişkin dilekçelerini birlikte kaleme almışlardır. Harçlar Yasasının bir sayılı tarifesi uyarınca da tek bir başvurma harcı yatırılmıştır. Koca tarafından ikinci bir başvurma harcının yatırılmamış olması onun davasının bulunmadığı anlamını taşımaz. Dava kadının ve kocanın boşanma isteklerini içermektedir. Koca hüküm kesinleşmeden 12.3.2002 tarihli dilekçesi ile kendi davasından feragat etmiştir. Feragat tek yanlı bir hukuki işlem olup, karşı tarafın kabulüne bağlı bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kocanın kendi davasının feragat sebebiyle reddine karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. (HUMK.md.91-95)

 

ANLAŞMALI BOŞANMA SÜRECİNE DAİR SIK SORULAN SORULAR

Anlaşmalı Boşanma Davası Neden Tercih Edilir?

  • Sizinle yapılacak müzakereden sonra, evliliğin müddeti, iki tarafın ekonomik vaziyeti, yaşı, varsa çocuklar ve ihtiyaçları, yine izdivaç etme ihtimali ile boşanmaya kapı aralayan olaylar ve mal varlıklarının toplam değeri göz önüne alınarak anlaşmalı boşanma davası halinde haklarınızı belirliyoruz.
  • Karşı tarafla (ve olasıysa avukatıyla) toplantı ayarlayarak, haklar konusunu mütalaa ediyoruz.

Anlaşmalı Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

  • Anlaşmalı boşanma davası kural olarak Aile Mahkemeleri’nde görülmektedir.Ancak Aile Mahkemesi’nin bulunmadığı ilçelerde ‘Asliye Mahkemesi’ bu davaları ‘Aile Mahkemesi’ sıfatıyla görmektedir.
  • TMK’mn 168. maddesi gereğince eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?

Evet, anlaşmalı boşanabilmek için bazı kanuni şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir.Her açılan anlaşmalı boşanma davası kabul edilmemekte, taraflara büyük külfet ve zaman kayıplarına neden olabilmektedir.Türk Medeni Kanunu uyarınca gerçekleşmesi gereken anlaşmalı boşanma şart ve koşullar şunlardır :

  1. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması.
  2. Eşlerden birinin açtığı davayı diğerinin kabul dilekçesi neticesinde kabul etmesi.
  3. Hakimin tarafları ve tarafların göstereceği 1’er tanığı dinlemesi ve iradelerinin serbest olduğuna kanaat getirmesi.
  4. Tarafların aralarında hazırladığı protokolde tüm mal tasfiyesi, velayet, maddi-manevi tazminat gibi hususlar üzerinde anlaşılmış olması.

Anlaşmalı Boşanma Süreci , Anlaşmalı Boşanma Nasıl Yapılır?

  • “Anlaşmalı boşanma nasıl yapılır?” diyen fertler açısından anlaşmalı boşanabilmek için Medeni Kanun’da  hükmedilen “anlaşmalı boşanma koşulları” yerine getirilmiş olmalıdır.
  • Anlaşmalı boşanmaları davası nasıl açılır diyen kişiler, eşleri ile beraber son altı ay içerisinde ikamet ettikleri yerde bulunan Aile Mahkemesine boşanma istemiyle dava açmalıdırlar. Eşlerin altı aydan daha uzun bir müddettir değişik yerlerde ikamet etmeleri vaziyetinde boşanma davası davalının bu yer mahkemesinde açılır.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Yazma ve Örneği

  • Anlaşmalı boşanma dilekçesi, boşanma sürecinde açılacak davanın iskeletini oluşturur. Boşanma zor bir süreçtir ve bu sürecin kesinlikle adli altyapısının doğru bir şekilde oluşturulması gerekir.
  • İnternetten bulunabilecek olan anlaşmalı boşanma arzuhal örneği gelişi güzel hazırlandığı için boşanma sürecinde taraflara faydadan çok zarar getirecektir. Her evlilik içerisinde boşanmayı getiren olayların dinamiği değişik olacağından her boşanma için de kişiye özel boşanma arzuhali hazırlanmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Anlaşmalı boşanmalarda ihtiyaç duyulan vesikalardan birisi de anlaşmalı boşanma protokolüdür.

  • Boşanma protokolü içerisinde yapılacak hatalar veyahut eksiklikler boşanma sürecinin uzamasına hem de açılacak boşanma davasının reddedilmesine kapı aralayacaktır.
  • Boşanma davalarının reddi gibi bir vaziyette ise tekrar aynı adli gerekçe ile boşanma davası açılabilmesi için 3 sene beklenmesi gerekmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

  • Boşanma davası türleri müddet olarak mukayese ettiğinde anlaşmalı boşanmalar çekişmeli boşanma davasından daha kısa müddette sonuçlanmaktadır.
  • Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer diyen fertler açısından anlaşmalı boşanma müddeti tüm adli sürecin doğru yürütülmesi vaziyetinde 1 ay ile 3 ay farklılık gösteren bir müddette sonuçlanır.

2019 Yılı Anlaşmalı Boşanma Ücreti Ne Kadardır ?

  • Anlaşmalı boşanmalarda merak edilen hususlardan bir ötekisi ise anlaşmalı boşanma fiyatları olmaktadır. Anlaşmalı boşanma fiyatları konusunda olarak avukat tutulmak istenmesi vaziyetinde ödenecek avukatlık fiyatı için boşanma avukatları ile iletişime geçilmesi gerekir.

Anlaşmalı Boşanma İçin Avukat Gerekli Midir?

Hayır, yalnızca anlaşmalı boşanmalar değil hiç bir dava türü için avukat tutulma zorunluluğu yoktur. Dolayısı ile “avukatsız olarak hazırlanmış anlaşmalı boşanma dilekçenizi” yine hazırladığınız protokol ile birlikte yetkili Aile Mahkemesi’ne vermeniz yeterlidir.

Ancak legal hakların savunabilmesi çok ehemmiyetlidir. Söz gelimi çocuğunun velayetini her anne baba ister, ama tesirli bir savunma yaparak çocuğun kendisi ile yaşamasının çocuğun menfaatine olacağı istikametinde bir hakim kanısı oluşturulabilmesi için adli bilgi ve tecrübe gereklidir.Çocuğun velayeti üzerinde taraflar ortak bir karar veremediler ise bu durumda “çekişmeli bir boşanma davası” söz konusu olur. Çekişmeli boşanma davalarındaki çeşitli durumlar Adana’da boşanma ve aile hukuku üzerine uzman olan Av. Saim İncekaş tarafından adana’da boşanma avukatlığı yazısında ele alınmıştır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Açtıktan Sonra Davayı Çekişmeli Boşanma Davasına Dönüştürebilir Miyim?

Anlaşmalı boşanma davası her aşamada “çekişmeli boşanma”ya dönüştürülebilir. Hatta öyle ki duruşmadan sonra mahkeme gerekçeli kararını taraflara tebliğ ettikten sonra dahi karara itiraz ederek anlaşmalı boşanma davanızdan vazgeçip, ekonomik haklar iddia ettiğiniz bir çekişmeli boşanma davası başlatabilirsiniz.

Tek Celsede Boşanmak Nasıl Olur?

Tek celsede boşanmak istiyorum diyen fertlerin bu süreçte eşleri ile her konuda uzlaşması ve boşanma avukatı tutarak bu süreci profesyonel manada yürütmesi önerilir.

Anlaşmalı Boşanma Davasının Ücreti ve Masrafı

Dava maktu harca tabidir. Davanın kabulü halinde davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilir. Davacının kendisini avukat ile temsil etmesi halinde avukatlık asgari ücret tarifesi uyanınca belirlenen maktu avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilir. Davalının davayı henüz deliler toplanmadan ve esasa girilmeden kabul etmesinin bu davada bir önemi yoktur. Fakat davacının yargılama gideri talep etmemesi halinde ise davalı aleyhine yargılama gideri ve kapsamda avukatlık ücretine hükmedilmez. Tarafların anlaştıkları boşanmanın eki talepleri de ayrıca herhangi bir harç ve avukatlık ücretine tabi değildir.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

  • Öncelikle yukarıda bahsettiğimiz ilk kanuni şart olan ‘1 yıl’ sınırı evlilikte aşılmış olunmalıdır.Bu tarih evlilik cüzdanının alındığı tarihten, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen 1 yıllık süre anlamını taşır.Belirtmemiz gereken önemli bir husus şudur ki tarafların evliliği henüz 1 yılı doldurmamış ise tarafların açacağı dava ‘çekişmeli boşanma davası’ olarak görülecektir.Çekişmeli boşanma davası ise şu anlamı taşımaktadır: Taraflar evliliklerinin son bulmasını  bir nedene dayandırmalı ve bu nedeni davada kanıtlamaları gerekmektedir.Ülkemizde en sık rastlanan kanuni boşanma nedeni ‘evlilik birliğinin temelinden sarsılması’ dır.Taraflar şiddetli bir  geçimsizlik halinde olduklarını tanıklar ve sair delil ile ortaya koyarak hakim huzurunda davalarının kabulünü talep ederler.
  • Anlaşmalı boşanma davasında taraflar birlikte mahkemeye başvurmalı veyahut bir tarafın açtığı davayı diğer taraf kabul etmelidir hususunda ise uygulamada daha çok ‘bir tarafın açtığı davayı diğer tarafın kabul dilekçesi ile kabul etmesi’ yolu izlenmektedir.
  • Anlaşmalı boşanma davasının ilk celsesinde taraflar kesinlikle hazır bulunmalıdır.Tarafların hazır bulunmalarının zorunlu olmasının nedeni; hazırlnacak protokolde bahsi geçen mal tasfiyesi, velayetin kimde olacağı gibi ortak alınan kararları hakimin bizzat asil tarafların yüzüne karşı sorarak teyit etmesi gerekliliğidir.Eğer en hızlı şekilde, tek celsede boşanma kararı verilmesi isteniyorsa taraflar ilk celse duruşmasında hazır olmalıdırlar.Avukatınız olsa dahi duruşmaya bizzat davacı-davalı asil olarak katılmanız gerekmektedir.
  • Şartlar içerisinde bahsettiğimiz üzere hazırlanacak protokol için deneyimli bir boşanma avukatından destek alınması önerilir.Protokoldeki eksiklik sürecin uzamasına, tek celsede boşanma kararının verilmesine mani olmaktadır.
  • Anlaşmalı boşanma protokolü açılan dava dosyasında, dava dilekçesinin ekine iliştirilir ve dilekçede ayrıca belirtilir.
  • Eşlerden herhangi birisi. Davacı eşin yargılamanın devamı sırasında ölümü halinde mirasçılarının davaya davalının daha ziyade kusurlu olduğunun tespitine ilişkin olarak devamı mümkündür.

Anlaşmalı Boşanmaya Dair Bazı Yargıtay(Yüksek Mahkeme) Kararları

Anlaşmalı Boşanma Kararından Sonra Mal Paylaşımı Davası Açabilir Miyim?

Anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerin “mal tasfiyesi” başlığı altında kararlaştırdığı ayırım kesindir. Söz konusu anlaşmalı boşanma protokolünde mal tasfiyesi durumu izahtan vares bir derecede anlaşılmakta ise yani herhangi bir anlam düşüklüğü veya başka bir açıdan yorumlanabilecek bir beyan yok ise davanız reddedilecektir. Yargıtay kararlarında da geçtiği üzere anlaşmalı boşanma protokolünde yazılan mal tasfiyesi tarafların sahip oldukları tüm menkul ve gayrimenkul anlamına geldiği izahtan varestir. Ancak boşanma protokolünde boşanmanın fer’i niteliğinde olan hususlar yanında mal tasfiyesine yönelik bir kabul yok ise ilgili taraf anlaşmalı boşanma davasından sonra da mal tasfiyesine ilişkin haklarını öne sürdüğü mal tasfiyesi davası açabilecektir.

Söz konusu protokolün az yukarda yazılı olan madde metininde sözü geçen “mal” tabiri TMK’nun sistematiği içerisinde ayrı bir bölüm olarak düzenlenen eşya hukukuyla ilgili kitabında açıklandığı üzere tarafların sahip oldukları tüm menkul ve gayrimenkul malları kapsayacağı kuşkusuzdur.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Tasfiyesi Durumunun Belirtilmemesi

Anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar maddi ve manevi tazminat, yoksulluk ve iştirak nafakası gibi boşanmanın fer’i niteliğini taşıyan hususlar üzerinde anlaşmış olsalar da yerleşik içtihatlar çerçevesinde sadece bu hususların belirtilmesi katılma alacağına konu olacak herhangi bir mal için geçerli sayılmayacaktır. Eşin anlaşmalı boşanma davasından sonra mal tasfiyesi dava açma hakkı devam etmektedir.

 

 Boşanmanın mali sonuçları üzerindeki anlaşma olup, 4721 sayılı TMK’nun 174. maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Boşanma dosyasındaki beyan boşanmanın fer’ilerine ilişkin olup, katılma alacağına konu taşınmaz bu beyan içinde değildir, mal rejimini kapsamamaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Mal Kaçırmak Amacıyla Yapılan Anlaşmalı Boşanma

Borç tarihinden sonra yapılan anlaşmalı boşanmanın muvazzalı olduğu karşı tarafça kolay kanıtlanabilir bir husustur. Böyle bir durumda anlaşmalı olarak her nasıl olsa boşandığına güvenen çiftlerin yaptıkları tasarruflardan sorumlulukları devam eder.

Davacı hacizli malları ihaleden hangi parayla satın aldığını izah ve ispatlamış değildir. Geliri bulunmayan bir ev kadınının ihaleye katılması kaldı ki geliri olsa dahi kocasının borcunu icra müdürlüğüne ödeyecek yerde sanki yabancı bir kişinin mallarını satın alıyormuş gibi, onun eşyalarını ihaleden alması hayatın olağan akışına ve memleket gerçeklerine ters olup, sonraki alacaklılardan mal kaçırmaya yöneliktir.

Anlaşmalı Boşanma Sonucu Alınan Yoksulluk Nafakası Nasıl Kaldırılır?

Yoksulluk nafakası asgari geçim şartlarını sağlamak ve eşin hayatını ikame ettirebilmesine yardım amacıyla yapılır. Yoksulluk nafakası alan eşin bir şekilde eline istikrarlı ödenen bir para geçmesi durumunda dahi söz konusu bu para kişiyi yoksulluktan kurtarmayacak ise karşı tarafın açtığı yoksulluk nafakasının iptali davası reddedilmelidir.

Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “Asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir (HGK.7.10.1998 gün 1998/2-656 E., 1998/688 K., 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 Karar sayılı kararları)

Mal Kaçırma Amacıyla Anlaşmalı Boşanmak

Bu tarz bir işlem hileli olacağı için söz konusu alacaklılar her zaman tasarrufun iptali ile anlaşmalı boşanma sonucunda malların verildiği eşten alacaklarına yeteri kadarını haciz etme hakkına sahip olurlar. Ciddi bir prosedürdür.

13.07.2006 keşide tarihli bonoyu düzenledikten sonra eşinden anlaşmalı olarak boşanıp, tüm taşınır ve taşınmaz mallarını protokol ile eşine devreden borçluda alacaklıdan mal kaçırma kastının bulunduğu sabit olduğundan, mahkemece yapılan tasarrufların alacak ve fer’ilerine yetecek miktarla sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Anlaşmalı Boşanmada Çocuk İçin Yardım Nafakası

Boşanma protokolünde çocuk için iştirak nafakası talep etmeyen eş her zaman sosyal durum değişikliğine dayalı nafaka için dava açma hakkına sahiptir. Her ne kadar protokoldeki beyanıyla iştirak nafakasından vazgeçtiğini kabul etmiş olsa da “doğmamış bir haktan feragat edilemez”.

Somut olayda, her ne kadar, davacı baba anlaşmalı boşanma sırasında davalıdan iştirak nafakası talep etmemiş ise de, doğmamış bulunan bir haktan feragat mümkün olmadığından, velayet hakkı kendisine verilen taraf her zaman için karşı taraftan iştirak nafakası TALEP EDEBİLECEKTİR.

 

ANLAŞMAŞI BOŞANMA HAKKINDA HER ŞEY

Benzer Konularda Diğer Yazılarımız :

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Yorumlarınızı veyahut sorularınızı aşağıdan yazabilirsiniz. Yorumlarınız bizim tarafımızdan onaylandıktan sonra görünür hale gelir.

  1. orhan dedi ki:

    esimle anlasmali bosanma yapti butun mallarız onun adına kayıtlıydı bosanmak icin butun mallari esime biraktim ve sonra bana hakkımı verecekti ama 5 sene oldu bana hakkımı vermedi mahkemeye versem hakkımı alabilirmiyim

  2. aysenur dedi ki:

    1 yili doldurmadan bosanmak istiyorum ama baska bi il’e tasinicam. davayi tasinacagim yerde acmam mumkun mudur?

  3. Mücahit HATIM.Isparta dedi ki:

    2018 kasım Anlaşmalı boşandık..ortak evimiz prokolde açıkça belirtilerek bana kaldı..yoksulluk nafakası da istemedi…şimdi evin yarısını istiyor.yoksulluk nafakası istiyor.Alabilir mi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
TürkçeEnglishFrançaisItalianoPolski