Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını Kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca Kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Adana en iyi boşanma avukatlarından Avukat Saim İNCEKAŞ; anlaşmalı boşanmanın çiftlerin öncelikli olarak tercih etmesi gereken seçenek olduğunun altını önemle çizmektedir.

Anlaşmalı Boşanmanın Çekişmeli Boşanmadan Farkı Nedir?

Yasada anlaşmalı boşanmanın düzenlenmesi ile,eşlere kolay ve kısa sürede evlilik birliğini sona erdirme olanağı sağlanmıştır. Bu düzenleme eşlere bireysel iradelerini koruyarak evlilikleri hususunda tasarrufta bulunma yanısıra devletin de zayıf tarafı korumak üzere gerekli tedbirleri alabilme olanağına yer vermiştir.

Normalde boşanma davalarında davayı kabul kesin bir sonuç doğurmaz, ancak anlaşmalı boşanma davası bu kuralın istisnasıdır.

Anlaşmalı Boşanma Nasıl Gerçekleşir?

Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin “Kabul” etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?

  1. Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması
  2. Eşlerin boşanma konusunda iradelerinin birleşmesi
    -Eşlerin birlikte başvurması
    -Davalının davayı kabulü
  3. Yargıcın tarafları bizzat dinlemesi
  4. Yargıcın eşlerin kabul ettikleri protokolü uygun bulması
  5. Anlaşmada yer alması gereken zorunlu hususlar
    -Mali konular
    -Çocukların durumunun düzenlenmesi
  6. Anlaşmanın mahkeme hükmünde yer alması

Anlaşmalı boşanmada oturma hakkı tanınan taşınmaz üçüncü şahsa ait olduğundan anlaşmalı boşanma koşulları oluşmamıştır. Taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmelidir.

Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi haller de tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanununun 166. maddesininin 1, 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır.

Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu, boşanmaya karar verilmesi usul ve
yasa hükümlerine aykırıdır. (Y.2.HD. 10.4.2003 T., 2003/4172 E.,-5279 K.)

Anlaşmalı boşanma – bir yıl evli olma koşulu – hazır olma

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 18. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı asil dinlenmeksizin, taraf vekillerinin beyanına dayanılarak boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Y.2.HD. 10.03.2005 T., 2005/1637 E.,- 2005/3656 K.

Anlaşmalı boşanma – iştirak nafakasına hakimin müdahalesi – anlaşamama – TMY. m. 166/1 – 2 uyarınca davaya devam edilmesi

Tarafların iştirak nafakasına ilişkin düzenlemelerine müdahale edilmesi ve tarafların bu konuda da anlaşmaları ya da hakimin önerisini kabul etmeleri halinde Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesi, anlaşamamaları halinde, delillerin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddeler uyarınca değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli
mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz
edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

İştirak nafakası her ban doğup işleyen haklardandır. Küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek olan nafakaya ilişkin olarak taraflarca yapılan düzenlemeler, çocuğun menfaati nedeniyle hakimin müdahalesini gerektirir niteliktedir. Tarafların iştirak nafakasına ilişkin düzenlemelerine bu nedenle müdahale edilmesi ve tarafların bu konuda da anlaşmaları ya da hakimin önerisini kabul etmeleri halinde Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesi, anlaşamamaları halinde, delillerin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddeler uyarınca değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurul- ması bozmayı gerektirmiştir. (Y.2.HD. 12.05.2005 T., – 2005/5501 E., – 2005/7799 K.)

Anlaşmalı boşanma – protokole atıf yapılmış – ama protokolde mali sonuçlar açıkça düzenlenmemiş

Özet: Hükümde taraflara yüklenen borç açık ve infaza elverişli biçimde belirtilmelidir. Protokole atıf yapılmışsa da protokolde mali sonuçlar açıkça düzenlenmediğinden hakim müdahale etmelidir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli
mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz
edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hükmün
sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir.

Protokole atıf yapılarak hüküm kurulamayacağı gibi, hükmün infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde oluşturulması gerekir.

Diğer taraftan, taraflar arasında düzenlenen protokolde ve mahkeme hükmünde, nafakanın niteliği belirtilmediği, başlangıç; tarihinin gösterilmediği gibi artış miktarının bağlandığı enflasyon oranı konusunda da bir açıklamada bulunulmadığı görülmektedir.

Bu durumda, hükme esas tutulan protokol “boşanmanın mali sonuçları” konusunda anlaşılır ve ayrıntılı şekilde düzenlenmemiş, hakimin, tarafların ve müşterek çocuğun menfaatlerini nazara alarak müdahalede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme karşısında Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşullarını taşımadığından, boşanma kararı verilemez.

O halde, davanın açılış biçimi ile incelenip, taraflardan delilleri soru-
lup, gösterdikleri takdirde toplanıp, değerlendirme yapılarak, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu yönler dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Y.2.HD. 15.09.2005 T., 2005/9743 E., -2005/12151K.)

Davalı iflas etmiş olduğundan, anlaşmalı boşanmada, boşanma davası iflas idaresine de yöneltilmelidir. Y.2.HD. 19.1.2004 T., 2004/16425 E.,-496 K.

Tarafların imzasını taşıyan protokol başlıklı belge hükümlerine aykırı olarak davacı kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Y.2. HD. 29.05.2003 T., 2003/7421 E., -2003/7931 K.

Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Yasasının 166/3 üncü maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Y.2. HD. 10.04,2003 T., 2003/4172 E., -2003/5279 K.

Anlaşmalı boşanmada taraflarca kabul edilen düzenlemeyi hakimin uygun bulması şarttır. Hakimin gerekli gördüğü değişiklikleri yapması tarafların kabulüne bağlıdır.Tarafların protokolde, hakim tarafından değişiklik yapılmasına ilişkin beyanları alınmadan hüküm kurulması bozmayı gerektirir. (MY. md. 166/3) Y.2. HD. 04.10.2004T., 2004/9760 E., -2004/11194 K.

Serbest İradeyle Anlaşmalı Boşanma Protokolü Yapılabileceği

Taraflar MY’ nın 134/3. maddesi çerçevesinde “anlaşmalı olarak” boşanmışlardır. Aralarında yaptıkları protokol, hukuki niteliği itibariyle Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir. Y.3.HD. 4.3. 2003 T„ 2003/1941 E., -2003/2097 K.

Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk – dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MY’ nın 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.

Ancak, Borçlar Kanununun 19. ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa (örneğin olağanüstü dalgalanmalarda edimler arasındaki denge alt-üst oluyor ve bu yüzden ifa aşırı derecede zorlaşıyorsa) güven sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi (MY. md. 2) gereğince sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye Hakimin müdahalesi gündeme gelir.

Yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, döviz cinsinden ödenmesi kararlaştırılan nafaka ve yükümlülüklerin Türk lirasına çevrilmesi ve indirilerek uyarlanması; ancak önemli ölçüde döviz kurunda meydana gelebilecek değişiklik nedeni ile edimin aynen ifasının borçlu yönünden katlanılmaz hal almasına ve böylece işlem temelinin çökmüş bulunmasına bağlıdır.

O nedenle, uyuşmazlığın çözümünde; sözleşmenin temel edimi olan ve taraflarca başlangıçta kabul edilen döviz fiyatlarındaki normal artışlar dışında sözleşmenin kuruluşundan sonra gerçekleşen ekonomik kriz ve hükümetçe alınan kararlarla işlem temelinin çöküp çökmediğinin araştırılması gerekir.

Bundan ayrı olarak, tarafların mali durumlarının değişmesi de, iradın arttırılması veya azaltılmasını gerektirebilir. Örneğin; alacaklının  davalının yoksulluğu azalmış veya büsbütün ortadan kalkmıştır; ya da borçlunun -davacının mali veya gelir durumu kötüleşmiştir. Burada, iradın takdirine veya kararlaştırılmasına esas olan şartları ortadan kaldıracak önemde bir değişiklik olması aranacaktır.

Somut olayda; Şubat 2001 ekonomik krizinden sonra döviz kurundaki dalgalanma; uyarlamayı gerektirecek mahiyette değildir. Zira, döviz kurunda ilk etapta ani bir yükseliş olmuş ise de, zaman içerisinde hükümetçe alınan tedbirlerle bu yükseliş yavaşlatılmış, hatta belirgin bir durgunluk dönemi yaşanmıştır. Takip eden süreçte, dolar kurundaki artış oranı, ülkemizde seyreden yüksek enflasyon oranını dahi karşılayamamıştır. Diğer taraftan davacı ve davalının iradın kararlaştırıldığı dönemdeki sosyal ve ekonomik durumlarında dava tarihi itibariyle önemli ölçüde bir değişiklik gerçekleştiği de kanıtlanmış değildir.

Davanın devamı sırasında evlilik bir yılı doldurmuşsa dava şartı tamamlandığından anlaşmalı boşanma kararı verilebilir.

Başlangıçta noksan olan dava şartlarına rağmen esasına girilmiş ve
noksanlık davanın devamı sırasında tamamlanmışsa artık dava reddedilemez. (H.G.K. 22.3.1995tarih E.1994/5 -835 K. 1995/215 sayılı ilamı).

Boşanmanın eki olan anlaşma yargıç onayıyla geçerli olur.

İfa emir taşıyan hüküm oluşturulması gerekirken sözleşmenin “ aynen geçerli olmasına “ biçiminde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Y.2.HD. 25.10.2001 T., 2001/13106 E., -2001/14652 K.

Anlaşmalı boşanma davasında taraflardan birinin vesayet altına alındığı anlaşılmakta ise vasinin iradesini boşanma yönünde açıklamış olması ile boşanma kararı verilemez. Y2HD, 05.06.2018, E. 2018/3210, K. 2018/7337

Anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen eşlerden birinin temyiz etmesi anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde saydır. Y2HD, 31.05.2018, E. 2016/19161, K. 2018/6996

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın uzun süre sonra tebliğe çıkarılması açıklanan iradelerin samimi olmadığının göstergesi sayılır.

Davalı temyiz dilekçesinde, aralarında anlaşarak gerekçeli kararı tebliğ almadıklarını, bu süre içerisinde bir sorun yaşanmadığını, eşini sevdiğini boşanmak istemediğini ileri sürmüştür. Kararın beş yd gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykın ve “Hakkın kötüye kullanılması” niteliğindedir. Y2HD, 26.02.2018, E. 2016/12427, K. 2018/2536

Eşlerin anlaşmalı boşanmaya esas alınacak düzenlemeyi temyiz aşamasında dahi sunmaları mümkündür. Y2HD, 20.02.2018, E. 2018/413, K. 2018/2248

Anlaşmalı boşanma davasında hâkim tarafından düzenlemede yapılması düşünülen değişiklik eşler tarafından uygun görülmüyorsa dava çekişmeli boşanma davasına kendiliğinden dönüşür.

“Taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasında, velayeti anlaşma uyarınca anneye bırakılan ortak çocuk ile baba arasında taraflarca düzenlenen kişisel ilişki mahkemece değiştirilmiştir. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini gözönünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir ise de bu durumda yapılacak iş, kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunmak, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar vermek, kabul edilmediği ve taraflarca anlaşmaya varüarak mahkemenin de uygun bulacağı yeni bir düzenleme de yapümadığı takdirde, dava Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülüp sonucu uyarınca karar vermekten ibarettir. Yasal koşullar oluşmadan, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiş- tir.” Y2HD, 20.06.2017, E. 2016/2475, K. 2017/7811

Boşanmanın mali sonuçları konusundaki anlaşmaları şarta bağlı ise tarafların boşanma ve mali sonuçlarında tam bir anlaşma içinde olduklarından söz edilemez. YHD, 21.04.2014, E. 2013/26214, K. 2014/9515

Anlaşmak boşanma davasında kişisel ilişki tesisi hakimin takdirine bırakılamaz.

Taraflar anlaşmalı boşanma talebiyle mahkemeye başvurmuşlar, aralarında yaptıkları protokolü de hakime bildirmişler, kişisel ilişki tesisini hakimin takdirine bırakmışlardır. Bu halde, hakimin; düzenlemeyi düşündüğü kişisel ilişki tesisini taraflara açıklayıp, bunun taraflarca kabulü halinde karar vermesi gerekirken, bu yönde işlem yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Y2HD, 19.01.2012, E. 2011/1637, K. 2012/629.

Boşanmış eşler arasında, boşanma protokolüne dayalı hile ve gabin sebebiyle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde, sebepsiz zenginleşilen miktarın davacıya ödenmesi istemi on senelik zamanaşımına tabidir.

Dava; boşanmış eşler arasında, boşanma protokolüne dayalı hile ve gabin sebebiyle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde, sebepsiz zenginleşilen miktarın davacıya ödenmesine ilişkindir. Mahkemece, Borçlar Kanununun 66. maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 178. maddesinde belirtilen bir yıllık süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 178. maddesine göre evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan dava haklan boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Türk Medeni Kanununun 178. maddesi hükmünde sadece eşler arasındaki evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklan [ maddi tazminat, manevi tazminat (TMK. md. 174/1-2) ve yoksulluk nafakası] düzenlenmiştir. Boşanma protokolüne aykırılıkta Türk Medeni Kanununun 178. maddesi hükmünün uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruruzamana tabidir. (Borçlar Kanunu md. 125) Taraflar arasında sözleşme bulunduğuna göre burada uygulanması gereken zamanaşımı Borçlar Kanununun 125. maddesindeki on yıllık zamanaşımı süresidir. Dosya içeriği ve dava tarihi itibarıyla olayda on yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla zamanaşımı itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımından reddi doğru görülmemiştir. Y2HD, 06.03.2012, E. 2011/6967, K. 2012/4813.

Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi anlaşmak boşanma kararı verilemez. Y2HD, 24.02.2011, E. 2010/2776, K. 2011/3216.

Kuşkusuz hakim, çocukların menfaatini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliğin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Karar düzeltme aşamasında anlaşmalı boşanma protokolü sunulabilir. Y2HD, 26.10.2011, E. 2011/17949, K. 2011/17056.

Anlaşmalı boşanma davası dosyasındaki beyan boşanmanın ferilerine ilişkin olup katılma ve değer artış payı alacağı için değildir. Y8HD, 09.06.2011, E. 2010/6577, K. 2011/3331.

Onaylanmamış protokolde yer alan “tazminat talep edilemeyeceğine” ilişkin beyan, bu haktan feragat anlamına gelmez. Y2HD, 03.05.2010, E. 2009/7105, K. 2010/8836.

Anlaşmalı boşanmada, mahkemece edayı sağlayıcı ve infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde hüküm kurulması zorunludur.

Taraflar aralarında düzenledikleri boşanma protokolünde, velayeti anneye bırakılan müşterek çocuk Efe’ye ödenecek iştirak nafakası dışında, bu çocuğun eğitim masraflarına davalının sürekli katkıda bulunacağını da kararlaştırmışlar, mahkemece de, protokolün aynen tasdikiyle “davalının müşterek çocuğun eğitim masraflarına da katkıda bulunacağının tespitine”, karar verilmiştir. Anlaşmalı boşanmada, mahkemece edayı sağlayıcı ve infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde hüküm kurulması zorunludur. Çocuğun eğitim giderlerinin kapsamı ve süresi belirlenmediği gibi davalının bu giderlere katkısının ne oranda gerçekleşeceği de gösterilmemiştir. Bu nedenle eğitim giderlerine katkıda bulunmakla ilgili hüküm infazı kabil nitelikte olmadığı gibi, taraflar arasında bu husustaki ihtilafı gelecekte de devam ettirici niteliktedir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Y2HD, 17.03.2010, E. 2009/2721, K. 2010/5079.

Anlaşmalı boşanma koşullarının oluştuğu ve karar vermeye bir engelin bulunmadığı oturumda herhangi bir nedenle karar verilememiş ve duruşma başka bir güne bırakılmışsa tarafların bizzat sonraki oturumlarda da hazır bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır. Y2HD, 19.07.2011, E. 2010/9743, K. 2011/12657.

Kadının kocanın soyadını taşımasına yönelik anlaşmaya hükümde yer verilmelidir. Y2HD, 09.06.2011, E. 2010/9477, K. 2011/10240.

İntifa hakkı tesisine ilişkin talep oturma hakkı tesisini de içerir. Y2HD, 15.6.2015, E. 2015/626, K. 2015/12665

Anlaşmalı Boşanmadan sonra maddi ve manevi tazminat istenemez.

Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle (TMK md. 174/1,2) maddi ve manevi tazminat istenemez. HGK Esas : 2017/3067 Karar : 2019/512 Tarih : 02.05.2019

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Bağımsız Nafaka Davası Açılabilir Mi?

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir. (Esas : 2012/836, Karar : 2013/306, Tarih : 06.03.2013)

Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Dayalı İtirazın İptali Davasında Görevli Mahkeme

Bu halde dava, anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan alacağa ilişkin yapılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteğine ilişkindir. Davanın temeli boşanma protokolü olduğuna ve uyuşmazlık aile hukukundan kaynaklandığına göre itirazın iptali davasına bakmakla aile mahkemesi görevlidir (4787 s. K. m.4/1). (Esas : 2015/16850, Karar : 2016/561, Tarih : 13.01.2016)

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün İcrasına İtiraz Durumu

-Dava anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı itirazın iptali ve alacak davasıdır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların…. Aile Mahkemesinin 26.05.2011 de kesinleşen 2011/1183 esas, 2011/204 karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşmalı boşanma sırasında taraflarca kabul edilen ve hükümle birlikte tasdik edilen boşanma protokolüne göre davalı erkeğin 2011 Haziran ayından sonra … civarında aylık kirası 1000-1500 TL olan çocukların ve davacı kadının birlikte oturacağı bir ev kiralamayı ve bu evin kira bedeli ile birlikte doğalgaz, su, elektrik, apartman giderlerini ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davacı kadının tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere bulduğu işe yakın olması sebebiyle Bostanlı civarında ev kiraladığı, davalı erkeğin bu eve ilişkin kira bedellerini bir müddet ödediği anlaşılmaktadır. Davacı kadının protokolde belirtilen yer dışında bir başka yerde ev kiralaması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı gibi, davalı erkeğin bu yere ilişkin kira bedellerini ödemesi de buna ilişkin rızasının varlığına karinedir. O halde mahkemece davacı kadının dava ve birleşen dava yönünden talep ettiği aylara ilişkin kira bedelleri ile, elektrik, doğalgaz, su ve apartman aidatları yönünden talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. (Esas : 2015/24183, Karar : 2016/11814, Tarih : 20.06.2016)

Protokolde Yazı Olmasa Dahi Duruşma Esnasında Kabul Edilen Bir Hususun Hakim Tarafından Hükme Geçirilmesi Gerekir

Mahkemece davalı erkeğin müşterek çocukların eğitim giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin bu yönden kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen protokole göre davalı erkek herbir çocuk için 500’er TL nafaka ödemeyi kabul etmiş, protokolde çocukların özel okul eğitim giderlerinin davalı baba tarafından ödeneceğine dair bir hükme yer verilmemiştir. Her ne kadar davalı erkek anlaşmalı boşanma davasında duruşma esnasında özel okul eğitim giderlerini ödeceğini beyan etmişse de bu husus protokolde belirtilmediği gibi, mahkemece hükme de geçirilmemiş, davacı kadın bu yöne ilişkin hükmü temyiz etmeyerek hüküm kesinleşmiştir. Bu halde davacı kadının müşterek çocukların eğitim giderlerine yönelik taleplerinin her iki dava yönünden reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü de doğru olmamıştır. (Esas : 2015/24183, Karar : 2016/11814, Tarih : 20.06.2016)

Velayet Değişse de Protokol Uyarınca Eğitim Giderlerinden Sorumluluk Devam Eder

Davalı, hakim tarafından tasdik olunan boşanma protokolü ile, müşterek çocukların eğitim giderlerini karşılamayı, velayetin kendisinde olması koşuluna bağlı olmaksızın üstlenmiştir. Bu protokoldeki taahhüdü ile bağlıdır. (Esas : 2017/1895, Karar : 2019/630, Tarih : 30.05.2019)

Protokole Dayalı Açılacak Davalarda Taraf Sıfatı Eşlere Aittir

Tarafların anlaşmalı boşanmalarına ilişkin hükmün, diğer bir deyişle sözleşmenin, taraflarından biri davacı anne olup, velayeti anneye bırakılan ve boşanma protokolünde lehine eğitim giderleri konusunda düzenleme yapılan ortak çocuk boşanma hükmünün tarafı değildir. Ortak çocuğun sonraki bir tarihte ergin olması da, çocuk lehine boşanma protokolüne dayalı bir hakkın ifasında ona taraf sıfatı kazandırmaz. (Esas : 2016/25773, Karar : 2017/14035, Tarih : 04.12.2017)

Protokoldeki Eğitim Giderlerine Katılma Hususuna Rağmen İştirak Nafakası Davası Açılırsa, Protokoldeki Hüküm Geçersiz Kalır

Bu durumda, müşterek çocuk İnci için, hükmedilen aylık 1.050 TL iştirak nafakası eğitim giderlerini de kapsamakta olup, bu hüküm, taraflarca anlaşmalı boşanma sırasında imzalanan protokolün 5. maddesini ortadan kaldırmıştır. Artık, davalı babadan, İnci için ayrıca protokole dayanarak eğitim gideri istenilmesi mümkün değildir. (Esas : 2016/13335, Karar : 2016/12661, Tarih : 28.06.2016)

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatı

Son düzenleme tarihi 3 Mayıs 2020 20:00

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.