Siteden ayrılmadan önce tarafımca yazılan site içi arama motorunu deneyin.

Yalan Söyleyen Eşe Karşı Boşanma Davası Açabilir Miyim?

Evlilik birliğinin esaslı unsurlarından olan güven, eşler arasında sağlam bir temele dayanmalıdır. Ancak, bazen bu güvenin sarsılması, boşanma sürecini tetikleyebilir. Özellikle eşlerden birinin diğerine karşı yalan söylemesi, Türk hukuk sistemi içinde boşanma davası için geçerli bir sebep oluşturmaktadır.

Yalan Söylemenin Evliliğe Etkileri

Evlilikte güven, her iki tarafın birbirine karşı sadık kalması, yardımcı olması ve birlikte yaşamasını gerektirir. Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi bu yükümlülükleri açıkça belirtmektedir. Eşlerden birinin yalan söylemesi, bu güveni temelden sarsar ve bu da çoğu zaman evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesine yol açar.

  • Güvensizlik: Yalan söyleyen eşe karşı güvensizlik oluşur. Eşinizin size gerçekleri söylemediğini, sizi aldattığını düşünmeye başlarsınız. Bu da ilişkinizde güven bunalımı yaratır.
  • İletişimsizlik: Yalan söyleme alışkanlığı zamanla iletişimi zedeler. Gerçekleri paylaşmak yerine yalan söylemeyi tercih eden eşle sağlıklı iletişim kurmak zorlaşır.
  • Saygısızlık: Eşinize yalan söylemek ona saygısızlık anlamına gelir. Onu aldatarak kandırmaya çalışmak eşinize değer vermediğinizi gösterir. Oysa evlilik sevgi, saygı ve dürüstlük temelinde yürür.

Yalan söyleme, eşler arasında güvensizliğe, iletişimsizliğe ve saygısızlığa yol açarak evliliğin temelini sarsar. Evlilik için güven esastır, yalan ise güveni yok eder. Bu nedenlerle Türk Hukuku’nda yalan söyleyen eşe karşı boşanma davası açarak tazminat istemek mümkündür.

Yalan Söylemenin Hukuki Boyutu ve Yargıtay Kararları

Yalan söylemenin en çok bağlantılı olduğu kavram sadakatsizliktir. Eşlerden biri sürekli yalan söyleyerek sadakatsiz davranıyorsa, bu durum boşanma sebebi sayılabilir. Örneğin eşinin gizli bir ilişkisi olduğunu gizlemek için sürekli yalan söylemesi, sadakatsizlik olarak değerlendirilebilir. Sadakatsizlik, Medeni Kanun’un 161. maddesinde boşanma sebebi olarak sayılmıştır.

Ancak her yalanın sadakatsizlik olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Eşin yalanının boyutu, sıklığı, kasıtlı olup olmadığı gibi etkenler göz önüne alınır. Yargıtay kararlarına göre, eşler arasında zararsız, masum yalanlar, evlilik birliğini temelinden sarsmadığı sürece boşanma sebebi sayılmamaktadır.

Sonuç olarak, eşin sürekli, kasıtlı ve evlilik birliğini zedeleyen yalanları boşanma davası için dayanak oluşturabilir. Ancak her yalanın boşanmaya gerekçe sayılması mümkün değildir. Hakim, somut olayın koşullarına göre, yalanın niteliğini ve etkilerini değerlendirerek karar verir.

Yargıtay, benzer birçok kararında eşine yalan söyleyen bir kadının ağır kusurlu olduğu ve bu durumun boşanma sebebi sayıldığına dair görüş bildirmiştir. Olayda kadının sürekli olarak eşine yalan söylemesinin, eşinin güvenini sarstığı ve bu durumun ağır kusurlu bir davranış olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016 yılında verdiği 16031 sayılı kararında eşine ve ailesine sürekli yalan söyleyen kadını ağır kusurlu bulmuştur: “Davalı kadının ise eşine ve ailesine sürekli yalan söylediği, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının erkeğe göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016 yılında verdiği 10401 sayılı kararında hamile olmadığı halde eşine bu konuda yalan söyleyen kadının davranışını kusurlu bulmuştur: “Davalı kadının da hamile olmadığı halde dokuz ay süreyle hamile olduğu yönünde yalan beyanda bulunarak eşinin güvenini sarstığı anlaşılmaktadır.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016 yılında verdiği 5435 sayılı kararında yalan iddiasının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini şu şekilde ifade etmiştir: “Davalı eşin mali konularda yalan söylediğinin ispatlanamadığı tespit edilmiştir, bu sebeple davanın reddine karar vermek gerekir.”

Yalan Affedilirse Boşanma Davası Açamazsınız

Eşinizin söylediği yalanı affedip, evliliğe devam ederseniz, bu durumda, eşinizin yalanı sebep göstererek boşanma davası açma hakkınız ortadan kalkar. Peki, bu sizin için ne anlama geliyor?

Affetme, evlilik kurumunu derinden etkileyebilecek bir uygulamadır. Yasal haklarınızın farkında olmadan, ben nasılsa bu yalanı yakaladım, evliliğe devam edeyim, ileride bu yalana dayanarak boşanma davası açarım diye düşünürseniz kendinizi büyük bir yanılgı içerisinde bulursunuz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022 yılında verdiği 7562 sayılı kararında kadının her ne kadar yalan söylediği iddia edilse de, daha sonradan bu davranışın koca tarafından affedildiğini, bu nedenle yalan iddiasının boşanma davasında dikkate alınmayacağını kabul etmiştir: “Kadına atfedilen yalan söylediği şeklindeki kusurlu davranışlardan sonra tarafların ayrılıp tekrar barışarak bir araya geldikleri bu nedenle bu olayların kusur olarak nazara alınamayacağı kabul edilmelidir.”

Evlenme Öncesi Yalan Söylemek

Evliliğin temelleri, evlenme öncesi tanışma aşamasında atılır. Eğer geçmişle ilgili bir yalan söylenmişse ve bu yalan, evlilik iradesinin oluşmasında etkili olmuşsa, bu durum evliliğin iptal edilmesi için de geçerli bir sebep olur. Örneğin, bir eşin evlenme öncesinde yüksek okul mezunu olduğunu söylemesi ancak gerçekte böyle olmaması, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir. Bu tür durumlar, evliliğin iptali konusunu da gündeme getirebilir​​. Yani boşanma davası açmak yerine böyle bir durumda evliliğin iptali davası açma hakkınız da bulunmaktadır.

Delil Toplama

Eşinizin size yalan söylediğini ispatlamak için çeşitli deliller toplayabilirsiniz. Özellikle de sadakatsizlik ve aldatma iddialarınızın mahkemede kabul edilebilmesi için bu deliller çok önemlidir.

  • Tanık ifadeleri: Eşinizin yalan söylediğine dair bir tanığınız varsa, tanık beyanı aldırabilirsiniz. Örneğin eşinizin size sadakatsizlik yaptığını gören bir arkadaşınızın ifadesini mahkemede sunabilirsiniz.
  • Yazışmalar: Eşinizle olan whatsapp, sms, e-posta gibi yazışmaların ekran görüntülerini saklamanız önemlidir. Özellikle eşinizin size yalan söylediğine dair ifadeleri içeren mesajlar mahkemede size yardımcı olacaktır.
  • Ses ve görüntü kayıtları: Eşinizin sizinle ilgili yalan söylediği konuşmaları ses kaydına alabilirsiniz. Gizlice çekilmiş görüntü kayıtları da delil olarak kullanılabilir. Ancak bu tür kayıtların hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir.
  • Belgeler: Eşinizin size yalan söylediğini kanıtlayan her türlü belge önemlidir. Banka hesap hareketleri, e-postalara ekli dosyalar, sadakatsizliği gösteren fotoğraflar gibi belgeleri delil olarak sunabilirsiniz.
  • Uzman görüşleri: Eşinizin yalan söyleme alışkanlığı olduğuna dair bir psikolog ya da psikiyatristten alınacak rapor mahkemede etkili olabilir.

Delillerin toplanması için bir avukat yardımı almanızda fayda vardır. Avukatınız size delil toplamada yasal sınırlamalar konusunda yol gösterecek ve mahkemeye sunmak için en etkili delilleri bir araya getirecektir.

Sonuç

Yalan söylemek, özellikle de eşe karşı yalan söylemek, evlilik ilişkisinde güveni sarsar ve ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini engeller. Eşine karşı yalan söyleyen kişi, evlilik sözleşmesindeki sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olur.

Evlilik birliğinin temelinde samimiyet, dürüstlük ve güven vardır. Eşlerden biri bu temel ilkeleri ihlal ediyorsa, diğer eşin manevi varlığına zarar vermiş olur. Bu durumda zarar gören eş, boşanma davası açmak için haklı sebeplere sahip olur. Bu durum, özellikle Yargıtay’ın emsal kararlarıyla desteklenmiştir. Evlilikte yalan, güveni sarsar ve bu, evlilik birliğinin çekilmez bir hale gelmesine yol açar. Eğer bu tür bir durumla karşı karşıya kaldıysanız, hukuki bir danışmanlık almanız faydalı olacaktır.

Ancak boşanma kararı vermeden önce eşler boşanmanın aile bütünlüğüne, çocukların üzerindeki etkilerine ve mali sonuçlarına dikkat etmelidir, sulh ve arabuluculuk yöntemlerini deneyerek sorunlarını çözmeye çalışmalıdır. Eşler, sorunların üstesinden gelinemeyeceği kanaatine varırlarsa, o zaman, boşanmanın son çare olarak çözüm yolu olduğuna inanıyorum.

İlgili Kanun Maddeleri

Türk Medeni Kanunu'nun 'Haklar ve Yükümlülükler' başlıklı 185. maddesi

Madde 185 – Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.

Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Türk Medeni Kanunu'nun 'Zina' başlıklı 161. maddesi

Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir