Düğünde Takılan Altın, Takı ve Ziynetler Kime Aittir?

Düğünler, sevinç ve mutluluğun yanı sıra birçok gelenek ve göreneği de beraberinde getirir. Bu özel günde takılan altınlar ve ziynet eşyaları, hem hediye hem de geleceğe yatırım olarak görülür. Peki, bu değerli hediyelerin hukuki statüsü nedir? “Düğünde Takılan Altınlar Kime Aittir?” sorusunu ele aldığım bu yazıda, Yargıtay kararları ve hukuki görüşler ışığında, düğünde takılan altınların evlilik süresince ve özellikle boşanma durumunda hangi eşe ait olduğunu detaylıca ele alacağım. Geleneksel düğün ritüellerinden modern hukukun bakış açısına kadar, bu konudaki her yönü sizler için araştırdım. Okuyucularımız için düğün takılarına ilişkin yasal haklar, dava süreçleri ve Yargıtay’ın son kararları hakkında kapsamlı bir rehber hazırladım.

Düğünlerde altın takma geleneği, Türk kültürünün önemli bir parçası olarak günümüze kadar süregelmiş ve kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Günümüzde halen düğünlerin vazgeçilmez bir ritüeli olma özelliğini korumaktadır.

Altın takmak ve hediye etmek statü, güç ve aidiyetin önemli göstergelerinden biridir. Düğünde takılan altınlar, gelinin aileye kabul edildiğinin ve artık o ailenin bir üyesi olduğunun sembolüdür. Eskiden beri düğünde kadına takılan altınlar, onun gelecekteki güvencesi olarak addedilmiştir. Bu gelenek, kadınların maddi güvence altında olmasını sağlamak gibi olumlu bir işleve sahiptir.

Düğünlerde takılan altınların hangi eşe ait olduğu konusunda halk arasında farklı görüşler olsa da, hukuken önemli olan yüksek mahkeme yani Yargıtay’ın bu konuda benimsediği görüştür.

Düğünde Takılan Altınların Hukuki Durumu

Yargıtay, düğün sırasında kadına takılan ziynet eşyaları ve takıların kadının kişisel malı olarak kabul edilmesi yönünde bir uygulama benimsemiştir. Bu bağlamda, düğünde erkeğe takılan altın ve ziynet eşyaları da, özel bir anlaşma veya yerel örf ve adetler aksini belirtmedikçe, kadına bağışlanmış sayılıyor. Daha basit bir anlatımla düğünde erkeğe takılan takılar dahi kadına hediye edilmiş kabul ediliyor.

Türk Medeni Kanunu’nda düğünde takılan altınların kime ait olduğu açıkça belirtilmediğinden, bugüne dek bu altınların veya benzeri değerli eşyaların hangi eşe ait olduğu Yargıtay (Yüksek Mahkeme) tarafından belirlendi. Yargıtay’ın görevi kanunlarda boşluk olan durumlarda bu boşlukları akla, bilime, örf-adete ve hakkaniyete uygun şekilde doldurmaktır, dolayısı ile düğünde takılan altınların kime ait olduğu konusunda da son söz yüksek mahkemeye aittir. Bu nedenle altın ve ziynet eşyalarının hangi eşe ait olduğu hususunda Yargıtay’ın en güncel görüşünü takip ederek neticeye varıyoruz. Tabii bu noktada unutmamak gerekir ki Yargıtay’ın bu konuda görüşünü herhangi bir anda değiştirmesi mümkündür. Ancak yukarıda izah ettiğimiz durum, yani altın ve ziynetlerin tamamımın (erkeğe takılmış olanlar dahil) kadına ait olduğu hususu 2024 yılı itibariyle Yargıtay’ın güncel görüşüdür ve an itibariyle tüm yerel ve bölge mahkemelerince uygulanmaktadır.

En Güncel Yargıtay Kararı

Düğünde takılan takıların tümünün kadına ait olduğuna dair Yargıtay’ın 2023 yılının son çeyreğinde verdiği en güncel kararın ilgili metni şu şekildedir:

“Düğünde takılan ziynet eşyaları kim tarafından, kime takılmış ve kime özgü olursa olsun karine olarak kadına aittir, erkek eşin aksine aralarında anlaşma yaptıklarını ya da yerel adet olduğunu iddia ve ispat etmesi halinde paylaşım anlaşma ya da yerel adete göre yapılır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/6892 E. 2023/4682 K. sayılı kararı)

Yukarıdaki 11 Ekim 2023 tarihli en güncel Yargıtay kararından da anlaşılacağı gibi, düğünde gerek erkeğe kendi ailesi tarafından takılan takılar, gerek erkeğe diğer misafirler tarafından takılar, gerek ise de sandık veya torba yoluyla toplanan takılar kadına hediye edilmiş sayılır ve bu nedenle kadına aittir. Kadın ve erkeğe takılan takıların ayrımı söz konusu değildir.

Erkek Düğün Takılarını Talep Edebilir Mi?

Yukarıda detaylıca açıkladığım üzere, Türk yargı pratiğinde, düğünde erkeğe takılan altın ve takılar, aksi bir anlaşma ispatlanmadıkça, evlilik birlikteliğinin bir parçası olarak kadına bağışlanmış sayılır.

Erkeğin düğün takılarını talep etmesi mümkün olmakla birlikte, bu ancak evlilik öncesi yapılan açık bir anlaşma veya belirli örf ve adetler çerçevesinde mümkün olabilir. Bir diğer örnek olarak eğer kadının sadakatsizliği ispatlanırsa erkek ve ailesi taktıkları altınları kadından geri isteyebilir. Bu durumun hukuki karşılığı bağıştan rücudur.

Bu tarz durumlar, ilgili kanuni hükümler ve varsa taraflar arasındaki anlaşmalar ışığında bireysel olarak değerlendirilmelidir​​​​.

Dini Perspektif

Yüksek Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere yerel örf ve adet kuralları bulunması durumunda bu hususun göz önüne alınarak altınların hangi eşe ait olduğu yeniden tartışılmalıdır. Bu nedenle ülkemizde örf ve adetin kaynağını oluşturan dini perspektife de kısaca değinmemde fayda var. Avukat olarak sonuçlandırdığım birkaç dosyada bu yönde istisnai yerel örf ve adet kurallarını ispatlayarak erkek müvekkilim lehine karar aldığım oldu.

İslam hukukuna göre düğünde takılan altınların kimin hakkı olduğu konusu farklı görüşler ihtiva etmektedir.

Hanefi mezhebine göre düğünde takılan altınlar kadının hakkıdır. Altınlar kadının mülkü sayılır.

Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise düğün takıları ve altınları kadının değil, erkeğin malı kabul edilir. Bu görüşe göre boşanma durumunda kadın bu altınları alamaz.

Maliki mezhebi ise düğün altınlarının mülkiyeti konusunda orta bir yol izlemiştir. Buna göre altınların yarısı kadına, diğer yarısı da erkeğe aittir.

İslam hukukçularının çoğunluğu düğünde takılan ziynet eşyalarının kadının mülkü olduğu görüşünü benimsemiştir. Ancak altın ve para gibi kıymetli varlıklar konusunda görüş ayrılıkları söz konusudur.

Aile Geleneği

Bazı bölgelerde aile geleneklerinde düğün altınlarının aidiyeti konusunda farklı uygulamalar görülmektedir. Özellikle kırsal kesimlerde gelenekler daha sıkı bir şekilde yaşatılmaktadır. Yargıtay da yerel örf ve adet varsa bu kuralların uygulanması gerekir dediğinden, farklı aile geleneklerine de kısaca değinmemde fayda var.

Genel olarak Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde düğün altınları geline hediye edilir ve gelinin malı olarak kabul edilir. Başta gelinin çeyizi olmak üzere, ileride çiftin geçimini temin etmekte kullanılması için geline verilir.

İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde ise düğün altınları daha çok gelinin ailesine verilen bir hediye olarak görülmektedir. Gelenekler bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, genellikle bu altınlar gelinin ailesi tarafından muhafaza edilir.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise altınlar hem gelin hem de damada aittir. Çiftin ortak malı olarak kabul edilir. Fakat saklanması ve korunması konusunda kadının sorumluluğu ön plandadır.

Her ne kadar bölgeler arası farklılıklar olsa da, genel olarak Türk geleneğinde düğün altınlarının aileye ve evliliğe yapılan bir yatırım olarak görüldüğünü söylemem gerekir.

Ziynet Eşyasının İadesi Süreci

Altın ve ziynet eşyalarının iadesi genellikle boşanma sürecinde gündeme gelir. Ancak boşanma davası açılmasa dahi evlilik devam ederken kadının ziynet eşyalarının iadesini talep etme hakkı bulunur. İade talebinde bulunacak kadın, ziynet eşyalarının kocası tarafından zorla alındığı, bunlarla ev veya araba alındığı gibi iddialar öne sürerek bunları ispatlamak zorundadır. Süreç şu şekilde ilerler:

  1. İade Davası Açılması: Boşanma sırasında veya sonrasında, ziynet eşyasının iadesi talebiyle dava açabilirsiniz. Altın ve ziynet eşyalarının iadesi davası boşanma davasıyla birlikte görülebilir. Hakim gerekli görürse davaları ayırır.
  1. Dava Türü ve Yeri: Ziynet eşyasının iadesi davası aile mahkemelerinde görülür. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, asliye hukuk mahkemeleri bu tür davaları aile mahkemesi sıfatıyla inceler.
  1. Erkeğin Sorumluluğu: Altınların erkek tarafından alınması, harcanması, araç veya alınması durumlarında erkek altınları kadının kendisine geri iade edilmemek üzere verildiğini ispatlayamadıkça söz konusu altın ve ziynetlerin tamamından sorumludur.
  1. Faiz Talebi: Ziynet eşyasının iadesi davasında faiz talep edebilirsiniz. Mahkeme, talep edilmedikçe faiz hükmetmez. Faiz, dava tarihinden itibaren işletilebilir.

Burada erkeğin altın ve ziynetleri kadına iade etme yükümlülüğüne birtakım örnekler vermek istiyorum:

İlk örneğimizde, erkek düğün takılarını balayı için harcıyor, Yargıtay ise takıların kadına iadesine karar veriyor: “Davalı erkek düğünde takılan paraları balayında harcadıklarını kabul etmiştir. 17.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise paraların miktarının 11.730 TL olduğu tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, 11.730 TL nakit paranın davacı kadına ödenmesine karar verilmesi gerekir.”

İkinci örnekte, araba almak amacıyla ziynet altınları kendisinden alınan eş altınları geri istemiş, Yargıtay ise bu talebi kabul etmiştir: “Düğün takılarının, düğünden sonra araba alacağından bahisle davalı tarafından davacıdan rızası hilafına alındığı ve davalının bunları iade etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının altınlarla ilgili isteğinin kabulü gerekir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/3615 E. sayılı kararı)

Üçüncü örnekte, ziynet ve altınların tüp bebek tedavisinde kullanılması nedeniyle davalı koca tarafından davanın reddi talep edilmiş, ancak Yargıtay bu durumda dahi altınların kadına iade edilmesi gerektiğine karar vermiştir: “Davalı tarafından, davacının ziynetleri bozdurulup tüp bebek tedavisinde kullanıldığı beyan edilmiştir. Dava konusu altınların nitelik ve miktarına davalı koca karşı çıkmamıştır. Altınlar yönünden de davanın kabulü gerekir” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/515 E. 2007/12539 K.)

Dördüncü örnekte, kadın ev alınırken kendi altınlarının da kullanıldığını, altınların iadesini talep etmiş, Yargıtay düğün takılarının kadına iadesine karar vermiştir: “Davacı kadına evlenmeleri sırasında hediye olarak takılan ziynet eşyalarının evlilik birliği sırasında bozdurulup, tarafların oturması için yapılan evin yapımında kullanıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bunların geri istenmemek üzere erkeğe verildiği de iddia ve ispat edilmemiştir. O halde; davacı kadının ziynetlere ilişkin isteğinin kabulü gerekir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/4906 E. 2015/9511 K.)

Aile Mahkemesi, bu tür davaları ele alırken, hem mevcut yasal düzenlemeleri hem de güncel Yargıtay kararlarını dikkate alır​.

Bilirkişi Raporları ve İspat Sorumluluğu

Türk hukukunda, bir dava söz konusu olduğunda, davacının iddialarını destekleyecek deliller sunması beklenir. Özellikle, düğünde takılan takıların miktarı (adet, gram, tutar) ve cinsinin ispatı (altın, takı, para), davacının üzerine düşen bir yükümlülüktür.

  • Bilirkişi Raporları: Düğünde takılan altın ve ziynet eşyalarının detaylarını belirlemek için düğüne ait video ve fotoğraflar bilirkişiye verilir. Bilirkişiler, düğün fotoğrafları, videolar ve diğer belgeleri inceleyerek, takılan altınların ve ziynet eşyalarının cinsini, miktarını ve dava tarihindeki değerini gösterir bir liste yaparlar. Bu raporlar, mahkemenin karar verme sürecinde önemli bir rol oynar.
  • İspat Sorumluluğu: Davacı kadının, altınların ve ziynet eşyalarının miktarını ve cinsini kanıtlaması gerekir. Kanıt olarak genellikle düğün sırasında çekilen fotoğraflar, video kayıtlar ve tanıklar kullanılır. Kadın, altınların miktarına ve kendisinden zorla alındığına yönelik iddialarını ispata yarar yeterli delil sunamazsa davası reddedilir.

Zamanaşımı ve Değer Tespiti

Düğünde takılan altın ve ziynet eşyasının iadesi davalarında, eşyanın değerinin hesaplanması, davanın açıldığı tarihte geçerli olan piyasa değerleri üzerinden yapılır. Bu hesaplama, kuyumcu bilirkişiler tarafından gerçekleştirilir. Bilirkişinin raporunda belirleyeceği tutar hakim tarafından da onaylanırsa bu yönde hüküm kurulur.

Ayrıca, düğünde kadına takılan altın ve ziynet eşyalarının iadesi ile ilgili davalarda on yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Bu süre zarfında dava açılmazsa, ziynet eşyalarının iadesi hakkı zamanaşımına uğrar, bu konuda dava açma hakkını kaybedersiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

1) Düğünde takılan altınlar boşanma durumunda kime ait olur?

Cevap: Düğünde takılan takılar kim tarafından kime takılırsa takılsın tamamı kadına hediye edilmiş sayılır ve hukuken onun kişisel malı olarak kabul edilir.

2) Düğünde takılan altınlar kimin Diyanet?

Diyanet’e göre, düğünde takılan altın ve takılar, kime takılmışsa o kişinin olur. Örneğin, damadın ya da ailesinin geline “mehir” olarak taktığı takılar, geri istenemez ve geline aittir. Davetlilerin getirdiği hediyeler de, onları hangi eşe vermişlerse o eşin malı sayılır.

3) Düğünde takılan altınlar kime aittir Yargıtay?

Yargıtay 2023 yılının son çeyreğinde verdiği kararla düğünde takılan altınların kim tarafından kime takıldığı fark etmeksizin kadına ait olduğunu kabul etmiştir.

4) Boşandıktan sonra altınlar kimde kalır?

Düğün sırasında kadına verilen altınlar ve takılar, kadının kişisel malı olarak kabul edilir ve boşanma sonrası kadına ait sayılır. Kadının bu altınları karşılıksız olarak eşine bağışlamamış olması gerekir.

5) Düğünde takılan takılar boşanma davasında istenebilir mi?

Düğünde takılan takılara yönelik davayı boşanma davasıyla birlikte açabilirsiniz. Her iki talep de aynı davada görülebilir. Ancak hakim bu durumun davayı uzattığına kanaat getirirse davaları ayırır.

6) Düğün Takıları Mal Paylaşımına Konu Edilebilir Mi?

Düğün takıları, Türk hukukunda kadının kişisel malı olarak kabul edilir ve mal paylaşımında kadına ait sayılır. Dolayısıyla, boşanma durumunda bu takılar mal paylaşımına konu edilmez. Altınlarla ev veya araba alınmışsa, bu malın değerine altınlarla sağlanan katkı oranı hesaplanır ve oranın güncel bedel karşılığı kadına verilir. Malın geriye kalan kısmı ise yarı yarıya paylaşılır.

8) Erkek Tarafından Harcanan, Satılan Düğün Takıları Kadın Tarafından Geri İstenebilir Mi?

Eğer erkek tarafı, düğünde alınan takıları harcamış veya satmışsa, kadın bu takıları geri talep etme hakkına sahiptir. Türk hukuku ve Yargıtay kararları, düğünde kadına takılan altın ve takıları, kadının kişisel malı olarak kabul eder.

9)Hangi Durumlarda Kadın Düğün Takılarını Talep Edemez?

Kadının düğün takılarını talep edemeyeceği durumlar, taraflar arasındaki önceden var olan anlaşmalara veya belirli örf ve adetlere bağlıdır. Eğer evlilik öncesinde erkek ve kadın arasında takıların erkeğe ait olacağına dair bir anlaşma yapılmışsa veya yerel gelenekler bunu gerektiriyorsa, kadının takıları talep etme hakkı sınırlanabilir. Bunun dışında, kadının takıları talep edemeyeceği başka özel durumlar da vardır, örneğin kadın altınları geri verilmemek üzere eşine bağışlamış olabilir.

10) Düğünde Takı Sandığına Konulan Takılar Kime Ait Sayılır?

Takı sandığı veya torbaya koyularak düğüne gelen misafirler ve ailelerden toplanan takı ve altınların da tamamı kadına hediye edilmiş, kadınına ait sayılır.

11) Düğünde takılan takılar mehir yerine geçer mi?

Düğünde takılan takılar, İslam hukukunda mehir olarak kabul edilmez. Mehirden farklı olarak, düğün takıları, düğüne katılan misafirler ve aile bireyleri tarafından gelin ve damada hediye olarak verilir ve genellikle kadının kişisel malı olarak kabul edilir. Bununla birlikte, mehir, evliliğin başlangıcında kadına erkek tarafından verilen ve İslam hukukunda zorunlu olan bir mali yükümlülüktür. Bu yüzden, düğün takıları mehir yerine geçmez ve bu iki kavram birbirinden belirgin şekilde farklıdır.

12) Nişanda erkeğe takılan takılar kime aittir?

Nişanda erkeğe takılan takılar konusunda, hukuki yaklaşım düğün takılarına benzerdir. Türk Medeni Kanunu ve yargı kararları çerçevesinde, nişanda erkeğe takılan takılar, kadına hediye edilmiş sayılır ve onun mülkiyetine geçer. Bunu, düğün takılarına yönelik yaklaşımın bir uzantısı olarak görebilirsiniz.

13) Nişanda takılan takılar boşanma davasında istenebilir mi?

Nişanda takılan takılar, boşanma davası sırasında talep edilebilir. Nişanda takılan takılar aynı düğünde takılan altın ve ziynetlerin iadesi davasındaki gibi talep edilir.

14) Düğünde takılan para kime aittir?

Düğünde takılan para, Türk hukuku ve yargı kararlarına göre, kadının mülkiyeti olarak kabul edilir. Bu, düğün sırasında takılan ziynet eşyalarına ve altınlara uygulanan hukuki muamele ile uyumludur.

Sonuç

Düğünde takılan altınlar, Türk toplumunda sadece geleneksel bir uygulama olmanın ötesinde aileler ve yeni evliler arasında güçlü bağlar kurmaya yardımcı psikolojik, sosyolojik ve ekonomik işlevlere sahiptir.

Ancak, altınların mülkiyeti konusundaki belirsizlikler tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle taraflar arasında önceden açık bir anlaşma yapılması ve altın takma adetinin sadece sevgi ve bağlılık sembolü olarak görülmesi daha sağlıklı olacaktır.

Sonuç olarak, geleneklerimize saygı duyarken onları modern hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirmeliyiz. Böylece düğünler sadece mutlu anılarla hatırlanır, altınlar ise aile bağlarını güçlendiren bir sembol olarak kalır.

İlgili Kanun Maddeleri

Türk Medeni Kanunu 6. Madde - İspat kuralları; İspat yükü

Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.

Çalışma Sayfası

Ziynet eşyalarının hangi eşe ait olduğuna dair teknik bilgiler ve tartışmaların yer aldığı çalışma sayfasında şu başlıklar yer almaktadır:

  • Ziynet Eşyalarının Cins ve Bedeli Hakkında Hakimin Açıklama İstenmesi
  • Araba veya Ev Alındığı İddiası
  • Aynen İade
  • Bağıştan Rücu
  • Başkasının Yedinde Bulunma
  • Bilirkişi
  • Ziynetlerin Çalındığı İddiası
  • Cevap Dilekçesi
  • Erkeğe Takılan Takılar
  • Evden Olağanüstü Şartlarda Ayrılma
  • Faiz
  • Harç
  • Feri Olmayan Niteliği
  • Hüküm
  • Kadının Giderken Yanında Götürmesi
  • Kısmi Dava
  • Düğünde Altınların Kiralandığı İddiası
  • Mehir Senedi
  • Resmi Evlilik Olmaması
  • İade Edilmemek Kaydıyla Ziynetin Verilmesi Savunması
  • İspat – Delil – Tanık
  • Mal Rejimi Bağlantısı
  • Tefrik
  • Vekalet Ücreti
  • Yemin
  • Dilekçeler

İlgili Kanunlar

Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararların tam hali çalışma sayfasında yer almaktadır:

  • Aynen İadesine Karar Verilen Bileziklerin Ayarları Belirtilmelidir
  • Sadakatsizlik Durumunda Erkek Taktığı Ziynet Eşyalarını Bağıştan Rücu Çerçevesinde Geri İsteyebilir
  • Düğünde takılan ziynet eşyaları ve sandık içinden davalı eski eş sorumlu ise de bu eşyaların ve ziynetlerin davalı kayınpederin de yedinde bulunduğu hususunun kabul edilemeyeceği
  • Ziynet Eşyalarının Tespiti Avukat Bilirkişi Tarafından Yapılamaz
  • Cevap Dilekçesiyle Ziynet Talebinde Bulunulamaz
  • Ziynet Eşyalarının Bedeli Dava Tarihine Göre Hesaplanmalıdır
  • Mahkemece Ziynetlerin Değeri Açıklattırılmalıdır
  • Yaşam deneyi kuralları sonucu oluşan fiili karineyle, ziynet eşyaları; eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir adet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.
  • Davalı erkek düğünde takılan paraları balayında harcadıklarını kabul etmiştir. 17.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise paraların miktarının 1.730 TL olduğu tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, 1.730 TL nakit paranın davacı kadına ödenmesine karar verilmesi gerekir
  • Düğünde takılan takıları ile önce araç alındığı, bu aracın da satılarak 4 no’lu bağımsız bölümün kadın adına satın alındığının hayatın olağan akışına uygun olarak kabulü gerekir.
  • Ortak konutu terk eden kadının ziynet eşyalarını ortak konutta bırakması beklenemez
  • Ziynet eşyalarının düğün masrafları için harcanmak üzere bozdurulduğunu iddia eden erkeğin, ziynet eşyalarının bir daha iade edilmemek üzere kendisine verildiğini veya bağışlandığını, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup harcandığını ispatlayamadığı
  • Davacı tanıklarının ziynet eşyalarına ilişkin beyanlarının, duyuma dayalı ve davacının ağzından aktarılan beyanlar olduğu
  • Ziynetlerin bozdurulmak suretiyle davacı kadın adına ev alındığı sabittir. Açıklanan sebeple davacı kadın ziynet alacağını başlı başına dava konusu yapamaz. Davacı kadının ziynet alacağına yönelik bu talebinin mal rejiminin tasfiyesi sırasında tartışılması gerekir.

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dizin