Affetme – Tanık Beyanlarının Kuvveti – Yargıtay Kararı

Affetme – Tanık Beyanlarının Kuvveti

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( koca ) tarafından, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tazminatlar, yoksulluk nafakası ile velayet ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı tanığı A’nın beyanından, tarafların boşanma davası sırasında barıştıkları, birkaç gün bu tanığın evinde birlikte kaldıkları, hatta birlikte ev kiraladıkları anlaşılmaktadır. Bu tanığın davalının yakını olması, tek başına tanık beyanını değerden düşürücü bir olgu değildir. Kaldı ki; diğer bir kısım tanıklar da barışma olayını doğrulamışlardır. Dava açıldıktan sonra eşlerin barışması, davadan önceki olayların affedildiğini veya en azından hoşgörüyle karşılandığını gösterir.

Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylardan dolayı da davalıya artık kusur yüklenemez. Davalının maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ise, diğer şartların yanında tamamen ya da daha ağır kusurlu olması gereklidir. Bu bakımdan davalının maddi ve manevi tazminata sorumlu tutulması doğru olmamış, isteğin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.( T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/7883 K. 2013/20980 T. 16.9.2013)

Bu yönde bir diğer yargıtay kararı şu şekildedir:

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı (koca) tarafından hüküm gerekçesi ve manevi tazminat miktarı yönünden; davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise kusur belirlemesi ve aleyhe hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Mahkemece, davalı-karşı davacı (kadın)’ın, maddi isteklerinin devam ettiği ve davacı-karşı davalı (koca)’nın cebinden habersiz para alması nedeniyle tam kusurlu kabul edilerek davacı-karşı davalı (koca)’nın boşanma davasının kabulüne, davalı-karşı davacı (kadın)’ın davasının reddine karar verilmiş ise de; toplanan delillerden, mahkemece davalı-karşı davacı (kadın)’a kusur olarak yüklenen eylemlerden ve koca tarafından açılan davadan sonra davacı-karşı davalı (koca)’nın Kayseri’ye gidip, kadın ile birlikte kadının akrabalarında misafir olarak kaldıkları, yine kadının akrabasının düğününe katıldıkları ve birlikte müşterek konuta döndükleri, bunun yanında özellikle davacı-karşı davalı (koca) tanığı Aysel’in beyanı uyarınca davacı-karşı davalı (koca)’nın barışma ümidiyle Kayseri’ye gittiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, davacı-karşı davalı (koca)’nın eşinden kaynaklanan kusurları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerekir. Dava tarihinden sonra meydana gelen olayların ise, hükme esas alınamayacağına göre, davacı-karşı davalı (koca)’nın davasının da reddi gerekirken, kabulü doğru değil ise de; bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;

a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı (koca)’nın tüm, davalı-karşı davacı( kadın)’ın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b- Yukarıda birinci bentte açıklandığı üzere, davalı davacı (kadın)’ın, koca tarafından affedilen eylemleri dışında başkaca kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Durum böyleyken, mahkemece davalı-karşı davacı (kadın)’ın tam kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı (koca) lehine manevi tazminata (TMK.md. 174/2) hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Eyüp’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Vildan’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle 03.12.2014 tarihinde karar verildi. ( T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/14193 K. 2014/24583 T. 3.12.2014)

Yine affetmeye dayalı tanık beyanlarının kuvvetine dair bir yargıtay kararı şu şekildedir:

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( koca ) tarafından, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tazminatlar, yoksulluk nafakası ile velayet ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı tanığı A’nın beyanından, tarafların boşanma davası sırasında barıştıkları, birkaç gün bu tanığın evinde birlikte kaldıkları, hatta birlikte ev kiraladıkları anlaşılmaktadır. Bu tanığın davalının yakını olması, tek başına tanık beyanını değerden düşürücü bir olgu değildir. Kaldı ki; diğer bir kısım tanıklar da barışma olayını doğrulamışlardır. Dava açıldıktan sonra eşlerin barışması, davadan önceki olayların affedildiğini veya en azından hoşgörüyle karşılandığını gösterir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylardan dolayı da davalıya artık kusur yüklenemez.

Davalının maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ise, diğer şartların yanında tamamen ya da daha ağır kusurlu olması gereklidir. Bu bakımdan davalının maddi ve manevi tazminata sorumlu tutulması doğru olmamış, isteğin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/7883 K. 2013/20980 T. 16.9.2013 4721/m.174 6100/m. 240)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 27 Haziran 2020 14:08

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.