Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Adli Yardım, Zorlama ve Tedbir Talepli Boşanma Dava Dilekçesi

Adli Yardım, Zorlama ve Tedbir Talepli Boşanma Dava Dilekçesi

-Adli Yardım Taleplidir-

-Tedbir Taleplidir-

                                                                                                          -Zorlama Hapsi taleplidir-

 

X NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

 

DAVACI                                    :  

VEKİLİ                                       : 

DAVALI                                       :  

 

DAVA KONUSU                        : 

 

  • İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN TALEBİMİZ :

Müvekkile, davalının fiziksel şiddete uğraması ve aşağıda ayrıntıları ile belirtilen nedenlerle, 6284 Sayılı Yasa kapsamında eylemlere maruz kalma ve kalabilme ihtimaline binaen 6284 Sayılı yasa uyarınca 16.10.20XX tarihinde T.C Bozüyük X.Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/XX D.İş  , 2019/XX Karar No sayılı kararı ile müvekkile lehine 30 Gün süreyle koruma ihtiyati kararı vermiştir. Bu karar çok kısa bir süre sona erecektir. Aşağıda açıklamalar kısmında izah edeceğimiz üzere Davalının, Müvekkilem üzerinde yarattığı tehdit ve baskı hala sona ermemiştir. Koruma kararının bitimi tarihi ile mahkemenizce ilgili kararın yenilenmesi talep ederiz.

  • ZORLAMA HAPSİNE İLİŞKİN TALEBİMİZ :

Müvekkile lehine verilen 6284 Sayılı yasa gereğince kurulan tedbir kararının Hüküm kısmında yer alan 3. Bendin (a) kısmında “30 gün süreyle, şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmama tedbirinin uygulanmasına” kararına karşı davalı, ilgili karara uymayarak, müvekkileme karşı sistematik şekilde tehdit ve korkuya ayrıca baskıya sebep olacak eylemlerine devam etmektedir. Davalı, Müvekkileye tehdit ve korkuya sebep verecek mesajlar göndererek, onu ciddi manada rahatsız etmiş ve de ilgili kararı ihlal etmiştir. İş bu hükümlere ve tedbirlere aykırı davranan davalı aleyhine ZORLAMA HAPSİ KARARI verilmesini talep etmekteyiz. (Ekte mesajların ve arama kayıtlarının görselleri sunulmuştur.)

 

  • DAVAMIZIN ESASINA İLİŞKİN TALEPLERİMİZ :

 

Öncelikle davamızın kabulü ile ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN kabulüne ve tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak TMK 166/1-2 Maddeleri uyarınca BOŞANMALARINA,

03.04.201X doğumlu müşterek çocuk XXXX’İN VELAYETİNİN dava aşamasında davacı müvekkilem anne ’ye tedbiren, dava sonuçlanınca da yine davacı müvekkileme velayetin verilmesine,

Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik) aylık 750-TL TEDBİR NAFAKASI ve dava sonunda nafakanın İŞTİRAK NAFAKASI olarak devamına,

Müvekkilem için dava tarihinden itibaren (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik) aylık 750-TL TEDBİR NAFAKASINA hükmedilmesini, tedbir nafakasının dava sonunda YOKSULLUK NAFAKASI olarak devamına,

Müvekkilemin eşlik görevini eksiksiz ifa ettiğini göz önünde bulundurularak ayrıca davalı tarafın ağır kusurlu davranış ve tutumu göz önüne alınarak müvekkilemin gururu ve izzet-i nefsi ile oynandığından fazlaya ilişkin talep ve sair talep ve dava haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik; 30.000-TL MANEVİ, 30.000-TL MADDİ TAZMİNATA, dava tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesine,

Evlilik birliğinden kaynaklı mal rejimi uyarınca ruhsatı davalıya ait 1X LH XXX Plakalı araç üzerine TEDBİR konulmasına,

Dava konusu ve karşı iddialarımızın ispatı için gelişen aşamalarda delil sunma ve tanık dinletme haklarımızın saklı tutulması ile sunmuş olduğumuz delillerimizin kabulüne, ayrıca kimlikleri yazılı bildirdiğimiz tanıklarımızın dinlenilmesine,           

 Mahkeme masrafları ile ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi yönünde taleplerimizi içeren dava dilekçemizin sunumundan ibarettir.

AÇIKLAMALAR          :

1) Taraflar, 2012 yılında çalıştıkları tekstil fabrikasında tanışmışlar ve tanıştıktan kısa bir süre sonra yani XX.10.20XX tarihinde evlenmişlerdir. Bu evlilik birliği, Müvekkilemin ikinci evliliği, davalının ise ilk evliliğidir. Bu evlilikten XX.04.20XX doğumlu müşterek çocuk XX olmuştur.

Öncelikle belirtmek isteriz ki; Davalı şiddete meyilli, alkol problemi olan, sorunlu bir kişiliğe sahip biridir.

Müvekkilem ise; sessiz sedasız, içine kapanık, fedakâr, azla yetinmeyi bilen, sorumluluk sahibi, yoktan var etmeyi bilen, tabir caizse kan kusup kızılcık şarabı içtim diyerek evlilik birliğindeki açığı dışarı vermeyen tipik bir Türk kadınıdır.

2) Taraflar evlendikten sonra Müvekkilemin babası, kendisine ait olan Bilecik ilinin Bozüyük ilçesinde 4 katlı müstakil evini kullanmaları için onlara süresiz olarak tahsis etmiştir. Müvekkilem ile Davalı tanıştıkları fabrikada çalışmaya devam etmişlerdir. Evlendikten sonra kısa bir süre sonra taraflar çocuk yapmaya karar vermişler ve müşterek çocuk XXXX doğmuştur. Müvekkilem müşterek çocuğa bakmak için kanuni izin haklarını kullandıktan sonra, müşterek çocuğa bir bakıcıya baktırmış ve çalışmaya başlamıştır. Daha sonrasında müvekkilemin Sakarya’da yaşayan annesi, torununa bakmaya gönüllü olmuş ve Sakarya’ya yanına alarak bakmaya başlamıştır.

3) Bu dönem içerisinde davalının alkol alma problemi zuhur etmiş, huzursuzluklar da başlamıştır. Öyle ki davalı çok manasız şeylerden tartışma çıkartarak müvekkileme el kaldırmaya başlamıştır. Müvekkilem düzelir umuduyla sabır göstermiş ancak bu sabrı davalı tarafından suiistimal edilmiştir. Davalının gün geçtikçe artan alkol problemi öyle bir hal almıştır ki birkaç defa müvekkilemi de yanına alıp araç içerisinde ormanlık alanda içmeye götürmüş,  ancak her defasında müvekkilem bunu red ettiği için ciddi manada döve döve eve geri getirmiştir.

4) Davalı taraf ev sorumluluklarını da yerine getirmeyen birisidir. Üstelik müvekkilenin maaş kartını da elinden alarak, ona kısıtlı bir harçlık vermek suretiyle kıt kanaat bir yaşam sürmesine neden olmuştur. Kaldı ki müvekkilem davalıya maaş kartını evin geçimini yerine getirmesi için vermiş olmasına rağmen davalı, evin geçimi bir yana kendi zevki sefası için kullanmış , hem kendi maaşını hem de müvekkilenin maaşını alkol keyfiyeti için kullanmıştır. Öyle ki; müşterek evin elektrik, su ve ısınma gibi zaruri giderlerini dahi ödemekten imtina etmiştir. Davalı taraf müşterek çocuğun bakımıyla dahi ilgilenmemiş, tüm sorumluluğu müvekkilemin ailesine yüklemiştir. Müvekkilemin ailesi, davalının sırf sorumluluk duygusu oluşması amacıyla bakımını üstlendikleri torunlarının sadece 250 TL bez parasını göndermesini talep etmişler ancak davalı bu hususta “NE 250 TL BEZ PARASI GÖNDERECEKMİŞİM? , BEN O PARAYLA KAÇ ŞİŞE ALKOL ALIRIM SEN BİLİYOR MUSUN?” diyerek , evinin, çocuğun rızkını alkolde harcamayı marifet olarak görmüştür. Müvekkilem ise dişinden, tırnağından arttırarak sanki davalı göndermiş gibi ailesine çocuğun 250 TL bez parasını göndermiştir. Bu husustan haberdar olan davalı, müvekkileye fiziki şiddette bulunmuştur.  Zaten davalı babalık hissiyatına sahip olmayan biridir. Müşterek çocuğun psikolojik olarak etkilenmemesi adına ananene ve dedenin yanında bulunması daha sağlıklıdır. Zira davalı sürekli alkol kullanan ve müvekkileme fiziki şiddette bulunan biridir. Müşterek çocuk henüz 2 aylıkken, ağladığı için fiziki şiddet uygulamış ve küçücük bebeğe iki sille tokat atmıştır. Küçük bebeğe fiziki şiddette bulunan davalıya tepki gösterdiği için, müvekkilem de fiziki şiddete maruz kalmıştır. Sırf bu nedenle müvekkilem 3 gün işine gidememiştir.

5) Davalının tüm bu ağır kusurlu eylemleri yetmezmiş gibi bir de aynı işyerinde birlikte çalıştıkları XXXXXX isimli mesai arkadaşları müvekkilemin yanına gelerek “XXXXX abla, XXXXX abi bana mesenger den mesaj attı, rahatsız oldum demiştir. Müvekkilem ise ne yazdığını göstermesini istemiş. Bunu binaen mesajı ona göstermiştir. Mesajda “Çok güzelsin Şükriye, bitiyorum sana” yazdığını görmüştür. Davalıya bu mesajı sorduğunda ise sudan bahanelerle inkâr yoluna gitmiştir. İddiamızın ispatı bakımından Şükriye BAYIRBAŞI isimli kişiyi tanık olarak dinletme hakkımızı saklı tuttuğumuzu bildirmek isteriz.

6) Davalı taraf, sorumluluk duygusu olmayan, ev geçirmekten imtina eden, keyfine çok düşkün biridir. Müvekkilemin babasına ait 4 katlı müstakil evde canının istediği her katta keyfi olarak kalabilmekte, kendi keyfine uygun olarak alkol alarak can sıkıntısından müvekkileme herhangi bir şeyden kusur bulup fiziki şiddette bulunmayı adeta zevk haline getirmiştir. Çoğu zaman müvekkilem korkudan yanına yaklaşamamakta, davalı da müvekkileyi yanında istememekte, 4 katlı ev içerisinde keyfine uygun şekilde herhangi bir yerde yatmaktadır. Zaten Müvekkilemle aynı yatakta uyuma birliktelikleri de kalmamıştır. Davalının bir diğer keyfiyeti ise arabasıyla ormanlık alanda dolaşıp alkol almaktır. Davalının adına ruhsatlı bu araç dahi müvekkilemin paralarıyla almıştır. Müvekkilemin ailesi de tarafların sırf geçinmeleri için her fırsatta yiyecek yardımında bulunmakta ve müşterek çocuğun da bakımını üstlenmektedirler. Davalının evi geçindirmek için hiçbir çaba ve gayreti yoktur. Davalının Müvekkileme karşı hiçbir saygı ve sevgisi yoktur. Davalı müvekkilemi değil, onun sağladığı imkanları sevmektedir.

7) Davalı 1 sene evvel, internetten tüfek sipariş etmiştir. Bu tüfeğin temininden sonra müvekkileme olan şiddetin boyutu cana kast teşebbüsüne kadar varmıştır. Bir gece Müşterek konutun çatı katında alkol alan davalı, müvekkileye abisi XXX’DAN bahsetmiş, anne ve babasından kalan miras gelirlerinden sadece abisi XXXXX’İN faydalandığını, kendisinin bu gelirlerden faydalanamadığını ve bu sebeple onunla tartıştığını hararetli bir şekilde küfür ederek anlatmıştır. Müvekkilem ise küfür etmemesini söylemiştir. Buna sinirlenen davalı, müvekkileme yine fiziki şiddette bulunmuş ve daha sonrasında tüfeğini alarak önce terastan 2 el ateş etmiş, daha sonra müvekkileye nişan alarak “bununla önce seni geberteceğim sonra o malımı yiyen a… koyduğumun abimi geberteceğim” demiştir. Tam ateş etmek üzereyken müvekkilem tüfeğe müdahale etmiş o esnada tüfek patlamıştır. Kurşun saçmaları duvarı üzerindeki ahşap kaplamayı dağıtmıştır. Şayet müvekkilem tüfeğe müdahale edememiş olsa idi belki de şu an yaşamıyor olacaktı. Davalının müvekkilemin canına kast ettiği aşikardır. Durumun vahimiyetini göstermek amacıyla görselleri aşağıda sunuyoruz.

Davalının ateş ettiğinde saçmaların hasar verdiği yer görselidir.

Davalının şiddet eylemleri için kullandığı tüfeğin görselidir.

8) Müvekkilem tüm bu yaşananlara rağmen her zaman alttan alan taraf olmuş, yaşadığı korku dolu yaşantısı için sesini çıkaramamış, psikolojik ve fiziki şiddete rağmen sebat etmiştir. Zira müvekkilemin 2. Evliliğini yaşıyor olması nedeniyle toplum nazarında “İkinci eşinden de boşanan kadın” yaftasını yemek istememiştir. Tabir caizse “kan kusup, kızılcık şarabı içtim” demiş ve sorunlarını dışarıya yansıtmamaya çalışmıştır. Bu durumu iyi bilen davalı ise durumdan vaziyet çıkartarak müvekkileme adeta cehennem hayatı yaşatmıştır. Davalı, internet sayesinde temin ettiği tüfekle kendinde bir güç bulmuş, her tartışma sonrasında müvekkilemi tüfeğiyle ölüm tehdidinde bulunmuştur. Davalı öyle bir cesaret sahibi olmuştur ki ; müvekkileme “ Şikayet edersen bu tüfekle senide gebertirim, gelen Polisi de gebertirim” demek suretiyle adeta kendini DAĞ BAŞINDA, ORMAN KANUNLARININ UYGULANDIĞINI düşündürmüştür. Davalı kendine ait bir dünya kurmuş, eline geçirdiği bir tüfekle eşkıyalık yapıp, aciz bir kadına şiddet uygulamayı beceri sanmıştır. Üstelik bir defasında davalı, fiziki şiddet uyguladıktan sonra müvekkile polisi aramasın diye telefonunu dahi kırmış ve onu ölümle tehdit etmiştir.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ’NİN 27.2.2018 TARİH, 2018/1054 ESAS VE 2018/2622 KARAR SAYILI İLAMINDA : Davacı kadın Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca boşanma talep etmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davacı kadının boşanma davasına dayanak yaptığı ceza yargılamasında şikâyetten vazgeçmesi ve tarafların yargılama sırasında bir araya gelmeleri sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve … 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/640 esas ve 2016/15 karar sayılı dosya münderecatından da anlaşıldığı üzere, ceza yargılamasına konu iki ayrı zamanda vukuu bulan erkek tarafından kadına uygulanan iki ayrı fiziksel şiddet eylemlerinden, 13.03.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra tarafların bir araya geldikleri anlaşılmakta ise de en son yaşanan 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra ayrıldıkları, bir araya geldiklerinin mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kararın gerekçesine konu edilen, kadının ceza davasında şikâyetten vazgeçmesi erkeği eczadan kurtarmaya yönelik olup, erkeği affettiği anlamına gelmediği gibi affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle ispatı lazımdır. Kaldı ki, davalı tarafın 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet eyleminden sonra affa dair somut delillerle desteklenmeyen iddiası affın kabulü için de yeterli değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı erkeğin, davacı eşine 31.05.2015 tarihinde fiziksel şiddet uyguladığı, kadının ceza dosyasındaki fiziksel şiddete dair raporunda belirtildiği üzere de, erkeğin kadının saçlarını kopardığının anlaşıldığı, bu haliyle davalı erkeğin, davacı kadına pek kötü ve onur kırıcı davranışta bulunduğunun (TMK m. 162) kabulü zorunlu hale gelmiştir. Öyleyse, Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine dayalı olarak açılan iş bu davanın kabulü gerekirken, reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Buna göre; Yargıtay’ın yerleşik uygulama ve yerleşik içtihatlarına göre FİZİKSEL ŞİDDETTE BULUNAN DAVALI ERKEĞİ, CEZA DAVASINDAN VAZGEÇMİŞ OLMASINA RAĞMEN DAVACI KADINI davasını haklı bulmuştur.

9) Davalı, müvekkileme öyle saygıdan yoksun davranmaktadır ki; ona “HEY” diye hitap etmektedir. Davalı sadece bununla da kalmayıp devamlı suretle müvekkileye “Orospu, Orospu çocuğu” şeklinde küfür etmektedir. Müvekkilemin ailesine de küfür etmekte, her fırsatta “ senin ananı si..cem” demektedir. Davalı aynı küfürleri her gün, defalarca kullanmaktadır ki artık davalı için bu küfürler sıradan hale gelmiştir. Müvekkilem ise sırf geçinmek için maruz kaldığı hakaretleri dahi yutmuştur.    

DAVALININ BU KÜFÜR VE HAKARETLERİ EDERKEN KARŞISINDAKİNİN BİR “KADIN” OLDUĞUNU, KÜFÜR VE HAKARETLERDE BULUNDUĞU KİŞİNİN 6 SENE BOYUNCA AYNI YASTIĞA BAŞKOYDUĞU EŞİ VE ÇOCUĞUNUN ANNESİ OLDUĞUNU, EŞİNİN VE AİLESİNİN İMKANLARINDAN FAYDALANDIĞINI VE DAVALIYI DOĞURANIN DA BİR KADIN OLDUĞUNU UNUTMAMASI GEREKİP, BİR KADINA KARŞI NEZAKETLİ VE SAYGILI DAVRANMASI GEREKTİĞİNİ BİLMESİNİ İSTERİZ!

YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİNİN 2003/962 ESAS 2003/1887 KARAR 17/02/2003 TARİHLİ İLAMINDA ; “Davalının eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre boşanmaya (TMK 166/1) karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.” denilmektedir. Buna göre; Yargıtay’ın yerleşik uygulama ve yerleşik içtihatlarına göre, hakarete maruz kalan davacının davasında haklı bulunmuştur.

10) Evlilik birliğinin son olarak bitiş noktasına vardıran olay ise şu şekilde olmuştur; Yukarıda da izah ettiğimiz üzere, evlilik birliği içinde müvekkilem varlık içinde yokluk yaşayan biridir. Zira davalı müvekkilemin maaş kartını alarak ona sadece cep harçlığı vermektedir. Dolayısıyla müvekkilem ek iş yaparak geçimini bu yolla temin etmektedir. Yapmış olduğu ek iş ise; mevsimine göre zerzevat ekip satmaktır. Fasulye ektiği tarladan ürünleri toplamak amacıyla müvekkilenin annesi XXXX ile Eniştesi XXXX yardıma gelmek için Sakarya’dan Bozüyük’e doğru yola çıkmışlardır. Annesi ve eniştesi geleceği için müvekkilem kahvaltı hazırlamak istemiş ancak evde peynir ve zeytin olmadığından, davalıdan bunları almasını istemiştir. Ancak davalı “onları mı doyuracağım bide? Beni ilgilendirmez gider bakkala alırsın” demiş, müvekkilem parası olmadığını söylemiş, bunun üzerine davalı “madem paran yoksa o zaman gider bakkala yazdırırsın, beni ilgilendirmez” deyip evden ayrılmıştır. Bu olaydan sonra davalı o gece eve de gelmemiştir. (Bu hususları tanık olarak dinleteceğimiz ilgili kişilerin beyanları ile kanıtlayacağız.)

Müvekkilem davalının akıbetini merak ettiği için kayınbiraderi XXXX aramış ve durumu ona anlatmıştır. Ertesi gün davalı alkollü bir şekilde eve dönmüştür. Davalının abisi ve yengesi de eve gelmiştir. Davalının abisi XXX kardeşine: “ İçkiyi bırak, ailene sahip çık, güzel imkanların var, güzel evin var, güzel eşin ve çocuğun var, karın çalışkan evine bağlı, sana ve çocuğuna bağlı, Allahtan daha ne istiyorsun?” deyip davalıya öğütlerde bulunmuş ve evden ayrılmışlardır. Ancak davalı bu duruma çok sinirlenmiş, müvekkileye “sen beni nasıl olur da abime şikâyet edersin orospu !!” diyerek müvekkileye saldırmış ve her zamanki gibi fiziki şiddette bulunmuştur. Tüfeği aşağıda araç içinde olduğu için ona ulaşamamış ancak yaşanan arbede esnasında davalı evde bıçak aramıştır. Elinden kurtulan müvekkilem bir odaya kendini kilitlemiş, davalı ise evden dışarı gitmiştir. Müvekkilem de polisi aramıştır. Eve geri dönen davalı eve gelen polisler tarafından gözaltına alınmış, tüfeğine de el konulmuştur.

Tüm bu yaşanan olaylar neticesinde 6284 Sayılı Yasa kapsamında eylemlere maruz kalma ve kalabilme ihtimaline binaen 6284 Sayılı yasa uyarınca 16.1X.20XX tarihinde T.C Bozüyük X.Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/XX D.İş  , 2019/XX Karar No sayılı kararı ile müvekkile lehine 30 Gün süreyle koruma ihtiyati kararı verilmiştir. İlgili koruma kararı ektedir. (EK-1) İlgili koruma tedbir kararına karşı davalı hala daha müvekkileme sistematik bir şekilde sürekli olarak mesaj atmakta, telefon etmekte ve müvekkileme “Sakarya’ya yanına geleceğim” diyerek tehdit ve baskı altına almaktadır. Davalının 6284 sayılı yasayı ihlalinden dolayı davalı aleyhine ZORLAMA HAPSİ KARARI verilmesi talebimizdir.

Müvekkilem davalı tarafından saldırıya uğradığı o tarihten bu yana Sakarya’da yaşayan ailesinin yanına sığınmak zorunda kalmıştır. Zira aciz bir kadına dahi vicdani olarak acıma hissi olmayan davalıdan müvekkilem korkmaktadır. Müvekkilemin davalının yanında can güvenliği yoktur. Dilekçemizde sayfa sayfa anlattığımız üzere davalının saldırganlık huyu olduğu için ne yapacağı belli olmayan biridir. Kaldı ki internetten yeniden tüfek elde etmesi de olasıdır. Davalının ciddi manada saldırganlık huyları ile müvekkilem ve ailesine yaptığı hakaret ve küfürlerine yönelik ses kaydını ekte flash bellekte sunuyoruz. (EK-2) Davalının 6284 sayılı  yasayı ihlal ettiği mesajlarını ve davalının arama kayıtlarını içeren görselleri ekte sunuyoruz (EK-3)

11) Mevcut duruma gelecek olursak; şu an müvekkilem Sakarya’da ailesi yanında yaşayarak anne- babasından aldığı harçlıklar ve de süresi kısa bir süre sonra bitecek olan işsizlik maaşıyla geçinmektedir. Ana sınıfına giden müşterek çocuğuna bakmaktadır. Davalı ise çalışmaktadır. Okul çağında olan Müşterek çocuğun da müvekkilenin de birçok ihtiyaçları vardır. Müşterek çocuk için birçok masraf yapılmıştır. Buna yönelik masrafları ekte sunuyoruz. (EK-4) Mahkemenin de müvekkilem ve müşterek çocuk için en kısa sürede nafaka bağlanmasına taktir edilmesini talep etmekteyiz.

12) Boşanmaya sebebiyet veren tüm bu olaylar, Müvekkilemin manevi dünyasında derin yaralar açan, travmalar yaratan davranışlardır. Bu davranışlar Müvekkilemin kişilik haklarına yapılan ağır saldırılardır. Bu olaylar da Müvekkilimin üzerine isnat edilecek hiçbir kusur yoktur. Olayların tamamı Davalının eşine değer vermemesinden, alkol kullanmasından ve saldırganlık huyundan kaynaklanmaktadır.

Anlattığımız tüm bu hususlar sebebi ile taraflar arasında evlilik birliği temelinden sarsılmış ve onarılmaz hale gelmiştir. Davalı ile Müvekkilem ayrı yaşamaktadırlar. Zaten davalının yanında can güvenliği olmayan müvekkilenin davalının yanında kalmaması da en uygunudur.

Davalı eş , aile kavramına karşı duyarsız biri olup , aile reisliği ,   kocalık görevlerini yerine getirmekten ısrarla kaçınan  biridir. Evliliğin ve eşinin üzerine yüklediği tüm sorumlulukları bir çeşit angarya olarak görmektedir.  Tüm bu sorumlulukları bugüne kadar müvekkilem kendi başına üstlenmiştir. Dolayısıyla davalının ağır kusurlu olduğu açıkça ortadadır. Yüce mahkeme tüm bu anlatımlardan davalının zaten kusurlu olduğunu anlayacaktır.

 Dava aşamasında ispat edilecek durumlar karşısında Davalı ile Müvekkilem arasındaki evlilik birliği fiilen bitmiştir. (Tanık ifadeleri,  Yargıtay kararları, vb bilgi ve belgeler ilerleyen aşamalarda dosyaya sunulacaktır.)

İş bu anlatımlarla, biten bu evliliğin hukuken devam etmesi taraflara bir yarar sağlamayacağı için iş bu davanın açılma zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER                            :     MK ve ilgili mevzuat,

DELİLLER                                        :    Nüfus kaydı,   tanık  ifadeleri,  yemin , her türlü  deliller, (yeni delil sunma  ve olayların açıklığa kavuşması amacıyla tanık dinletme haklarımızı saklı tutuyoruz)

 TANIK LİSTEMİZ                                :

** TANIKLARIMIZ DURUŞMA ESNASINDA HAZIR EDİLECEKTİR.

 

 

 

NETİCE-İ TALEP              :   

Yukarıda açıkladığımız sebeplerle;

1- Öncelikle davamızın kabulü ile ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN kabulüne ve tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak TMK 166/1-2 Maddeleri uyarınca BOŞANMALARINA,

2- T.C X .Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 201X/XXX D.İş  , 201X/XX Karar No sayılı kararı ile müvekkile lehine 30 Gün süreyle koruma ihtiyati kararının T.C Bozüyük X.Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)’ne müzekkere yazılarak dosya içine alınmasını,

3- Davalı, Müvekkileye tehdit ve korkuya sebep verecek mesajlar göndererek, onu ciddi manada rahatsız etmiş ve de ilgili kararı ihlal etmiştir. İş bu hükümlere ve tedbirlere aykırı davranan davalı aleyhine ZORLAMA HAPSİ KARARI verilmesini talep etmekteyiz.

4- 03.0X.20XX doğumlu müşterek çocuk XXXXXX’ın VELAYETİNİN dava aşamasında davacı müvekkilem anne ’ye tedbiren, dava sonuçlanınca da yine davacı müvekkileme velayetin verilmesine,

5- Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik) aylık 750-TL TEDBİR NAFAKASI ve dava sonunda nafakanın İŞTİRAK NAFAKASI olarak devamına,

6- Müvekkilem için dava tarihinden itibaren (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik) aylık 750-TL TEDBİR NAFAKASINA hükmedilmesini, tedbir nafakasının dava sonunda YOKSULLUK NAFAKASI olarak devamına,

7- Müvekkilemin eşlik görevini eksiksiz ifa ettiğini göz önünde bulundurularak ayrıca davalı tarafın ağır kusurlu davranış ve tutumu göz önüne alınarak müvekkilemin gururu ve izzet-i nefsi ile oynandığından fazlaya ilişkin talep ve sair talep ve dava haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik; 30.000-TL MANEVİ, 30.000-TL MADDİ TAZMİNATA, dava tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesine,

8- Evlilik birliğinden kaynaklı mal rejimi uyarınca ruhsatı davalıya ait 1X XX 6XX Plakalı araç üzerine TEDBİR konulmasına,

9- Dava konusu ve karşı iddialarımızın ispatı için gelişen aşamalarda delil sunma ve tanık dinletme haklarımızın saklı tutulması ile sunmuş olduğumuz delillerimizin kabulüne, ayrıca kimlikleri yazılı bildirdiğimiz tanıklarımızın dinlenilmesine,

10- Mahkeme masrafları ile ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekâleten arz ve talep ederiz. tarih               

DAVACI X VEKİLİ

                                                                                              AV.

Son düzenleme tarihi 6 Mayıs 2020 09:46

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.