Adli Kontrolün Kaldırılması Talebi Dilekçe Örneği

Adli Kontrolün Kaldırılması Talebi Dilekçe Örneği

Adli Kontrolün Kaldırılması Talebi Dilekçe Örneği

NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE SUNULMAK ÜZERE

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

SORGU NO:

ŞÜPHELİ:

ADRES: KONU: Adli Kontrol tedbirinin kaldırılarak, TAHLİYESİNE karar verilmesi talebi hakkındadır.

AÇIKLAMALAR:

Hakkımda verilmiş olan adli kontrol tedbiri açıkça haksız ve hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

TARAFIMA İSNAD EDİLEN RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK SUÇUNU İŞLEMEDİM.

Üzerime atılı suç olan resmi evrakta sahtecilik suçunu TCK madde 204’te düzenlenmiştir. Buna göre, sahte resmi belge üretilmesi veya mevcut resmi belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi; gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi; sahte resmi belgenin kullanılması şeklinde üç seçimlik hareketin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Bu suçun maddi ve manevi unsurları arasındaki en önemli iki unsur; şahsımda bulunmamaktadır:

Resmi evrakta sahtecilik suçunun faili bir kamu görevlisi olmalıdır.

Suça konu olduğu kabul edilen sahte pasaport tarafımca düzenlenmesi imkansız bir belgedir. Ayrıca resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için bu pasaportun kamu görevlisi tarafından düzenlenebilecek belgelerden olması gerekmektedir ki; suç kamu görevlisi tarafından işlenmiş olsun. Şahsımın bu belgeyi düzenleme yetkisi bulunmadığı için, resmi belgede sahtecilik suçu da oluşmamıştır.

Resmi belgeyi düzenleyen, belgeden anlaşılmalıdır.

Resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturan belgenin gerçeğinin bir kişi veya kurum tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Belgenin gerçeğini düzenleyen bir kişi veya kurum yoksa resmi evrakta sahtecilik suçu oluşmaz. Düzenleyen kişinin ad ve soyad olarak anlaşılması gerekmekte olup benim ismim olan “                                  hiçbir yerde görünmemektedir. Zira bu belgeyi ben düzenlemedim.

Ben Türkiye Cumhuriyeti’nde ekte sunmuş olduğum pasaport ve ikamet izni ile yasal olarak ikamet eden bir Sierra Leone uyruklu bir vatandaşım. Çok sevdiğim bu ülkede ayrıca toptan mal alım-satımı yaparak, yerli üreticiden aldığım malı yurtdışında satarak kazandığım para ile yine yerli üreticiden mal almaya devam ederek Türkiye’nin içerisinde para akışı sağlamaya gayret ediyor, ekmeğimi kazandığım ülkeye döviz getiriyorum.

Resmi belgede sahtecilik suçunun üçüncü unsuru sahtecilik suçu ve zarar olasılığı ise durumda mevcut değildir.

Ekte sunmuş olduğum, pasaportta da görüldüğü gibi işlemlerimi yaptığım orijinal pasaporta hak kazandığım ve Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yasal olarak ikamet ettiğim ikamet izni bulunmaktadır. Ben sahte pasaport ile kimseyi zarara uğratma kastı gütmedim, zira orijinal pasaportum ile yapabildiğim işlemleri yasal olarak yapmaktayım. Eğer orijinal bir pasaport sahibi olmadığım için, sahte bir pasaport çıkartıp işlem yapmış olsaydım bu doğru olabilirdi; ancak benim kendime ait bir pasaportum bulunmaktadır.

Bu suçun oluşması için bir başka unsur ise; resmi belgeyi kontrol etme yükümlülüğü altında bulunanların; resmi belgeyi kontrol etmemesi durumunda resmi belgede sahtecilik suç unsurları oluşmamaktadır. Pasaport ise; görevli memurlar tarafından gerçekliği kontrol edilmekle yükümlü belgelerdendir. Örneğin PASAPORT KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK’in “Tanımlar” başlıklı 4. Maddesinin l bendine göre; kontrol amiri; alınan pasaport müracaatının kontrolünü yapan personel olarak tanımlanmıştır.

YUKARIDA AÇIKLADIĞIM SEBEPLER NETİCESİNDE BEN RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNU İŞLEMEDİM. RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNUN UNSURLARI OLUŞMADAN HAKKIMDA YURT DIŞI YASAĞI TEDBİRİ HUKUKA AYKIRIDIR.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. Maddesi adli kontrol hükümlerini düzenlemektedir.

Anayasa’nın 23. maddesi uyarınca “Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti” başlıklı maddesi; AİHS seyahat hürriyetini düzenleyen 5. Maddesine göre herkesin özgürlük ve güvenlik hakkı koruma altına alınmıştır. Bu maddenin f bendinde kişinin usulüne aykırı bir surette ülke topraklarına girmekten alıkonması usule uygun olmadan özgürlüğünden yoksun bırakılamaz denilmektedir.

Bilindiği gibi Türkiye’nin de taraf olduğu AİHS protokolü ve uluslararası mevzuat uyarınca adli kontrol tedbirinin koşulları bulunmalıdır. CMK lafzı da, bu anlaşmalar ve AİHS’e göre ihdas edilmiş olup, birbirleriyle örtüşür koşullar sergilemektedir. Adli kontrol tedbirleri de, koruma tedbirlerinin hak ve özgürlüğü sınırlama, yasallık, ölçülülük, suç şüphesinin varlığı, görünüşte haklılık, geçicilik, araç olma, zorlayıcılık, gecikmede tehlike bulunma ve bir karara dayanma özelliklerinin hepsini bünyesinde taşımakta olup tipik bir koruma tedbiridir. Adli kontrol tedbirlerinin, tutuklama tedbirlerinde atıf yapılmış olması ve tutuklama nedenlerinde de bu ölçülülük koşullarının yer alması sebebiyle adli kontrol bakımından “ölçülülük” şartının aranması gerekmektedir.

Konuya Anayasa ve AİHS açısından yaklaşıldığında da, adli kontrol tedbirlerinin ölçülülük özelliğinin, somut olaya özgü koşullar içinde, hem tutuklama ile kıyaslanarak hem de kendi içinde ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesi şeklinde ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

HAKKIMDA ADLİ KONTROL TEBDİRİ SEBEPLERİ DE BULUNMAMAKTADIR.

AİHM’e göre kaçma tehlikesi bulunması, adaletin yerine getirilmesine müdahale olması, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeninin korunması ve istisnai olarak soruşturma altındaki kişinin güvenliğinin sağlanması durumları; adli kontrol şartlarında da aranmaktadır.

Kaçma şüphem bulunmamaktadır. Ben ekte paylaştığım kira kontratı, pasaport ve ikamet izni görsellerimin değerlendirilmesini sayın Hakimliğinizden talep etmekteyim. Benim Türkiye’den kaçmak gibi bir durumum söz konusu olamaz çünkü ekte paylaştığım kira kontratı uyarınca sözleşmem devam etmektedir, Türkiye’den edindiğim iş çevresine ihtiyacım bulunmaktadır. Türkiye ve ülkem arasında yaptığım ticari ilişki sebebiyle, çok sevdiğim Türkiye Cumhuriyeti için döviz akışı sağlamaktayım. Fakat ben yurtdışına çıkamazsam, işlerimi yapamam ve ticaret hayatım tamamen biter. Üstelik “işlemediğim bir suçtan” verilen adli kontrol tedbiri sebebiyle ülkemde hasta anneme yardım götürmek ve onu görmek arzusunu yerine getirememekteyim.

Üzerimde bir delil karartma şüphesi bulunmamaktadır. Delillerin karartılması şüphesinin bulunup bulunmadığı ancak somut olayın özellikleri ile, sanığın kişiliği, tutumları, yaşam koşulları dikkate alınarak tutuklamanın nedeni olmalıdır. Her suç için zan altındaki kişinin mutlaka maddi gerçeği saklamak isteyeceği yolunda bir ön yargıdan yola çıkılarak tutuklamaya karar verilmesinin anayasa ile güvence altına alınmış olan kişi özgürlüğünü derinden zedeleyeceği ifade edilmektedir. Resmi belgede sahtecilik suçu unsurları zaten oluşmadığı gibi kamu görevlisi olmadığım için, benim delil karartmam da yine imkansız olacaktır.

Adli kontrol tedbirinin oranlı olması gerekmektedir.  Nijerya vatandaşı olarak benim ülkeme çıkış yasağı konulması ile tüm ailesi Türkiye’de ikamet eden ve iş çevresini Türkiye’de edinmiş olan Türk vatandaşı ile aynı değerde bir sonuç vermeyecektir. Kanunda adli kontrol tedbiri; tutuklama ölçütlerine referans edildiği için; Kanunda belirtilen tutuklama nedenlerinin ve ADLİ KONTROL SEBEPLERİNİN geniş ve özensiz biçimde yorumlanması İLE, peşinen verilmiş bir ceza gibi sonuç doğurmaktadır. Bu durum, kamu vicdanında tepki uyandırmakta; yargı düzenine güven ve saygı duygularını inciten noktalara varabilmektedir. Tüm bu sebeplerle istisna olması gereken tutukluluk verilmiyorsa adli kontrol tedbiri koymak, neredeyse kural haline gelmiş görünmektedir.  Bu durum ise AİHM’in güncel kararlarında da yorumlanan bir sorundur (Abdo /Türkiye; Demir ve İpek /Türkiye; Mansur/ Türkiye gibi başvurucu lehine bir çok karar mevcuttur).

Benim durumum da bu konuda önemli bir kriterdir. Hasta ve yaşlı anne babama maddi ve manevi olarak bakan, tüm ihtiyaçlarını gören şüphelinin kuvvetli şüphe oluşturacak delil olmadan ve esasen mağdur olduğum suç için yurtdışına çıkış hukuka uygun bir sonuç doğurmamaktadır. Ülkem ve ikinci ülkem Türkiye arasında ticaret hayatımı sürdürmeye izin verilmesini talep etmekteyim. Aksi halde tüm hayatım benim için oldukça zor hale gelecektir.

Kanunda yurtdışına çıkış yasağının “kaçma şüphesi” bulunan şüpheliler için getirilmiş bir adli kontrol tedbiri olarak yer alan yurtdışına çıkış yasağı; benim için “ölçülülük” ilkesini aşan bir durum oluşturmaktadır. Ben adresini size belirttiğim Mecidiyeköy’de ikamet etmeye devam edeceğim. Kira kontratım da ektedir. Ayrıca yurtdışına çıkamazsam ailemi göremeyeceğim gibi; tüm ticari hayatımı da yitirmeme sebep olacak bir durum başıma gelir ve mağdur olurum.

Bu sebeple; tipiklik unsurları oluşmamış resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediğim için hakkımdaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını saygıdeğer Mahkeme’den talep ederim.

NETİCE-İ  TALEP: Yukarıda izah olunan nedenler ile adli kontrol kararının kaldırılmasını; bunun mümkün olmaması halinde en azından yurtdışı çıkış yasağımın kaldırılarak hakimliğiniz tarafından uygun görülecek başka bir tedbirin uygulanmasının arz ve talep ederim.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.