Adam Yaralama İstinaf Dilekçesi

Adam Yaralama İstinaf Dilekçesi

X BÖLGE ADLİYE BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek üzere

X. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO   :

KATILAN     :

KONU            : İstinaf dilekçemin sunulması ve hükmün bozulması isteğidir.

AÇIKLAMA :

1-Sanık X hakkında yukarıda esas numarası ile yapılan yargılama sonucunda sanığın haksız tahrik altında suçu işlediği kabul edilerek neticeten 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Belirlenen ceza dosyadaki delil durumuna uygun olmadığı gibi, adaletli  de değildir. Mahkemenin olayda haksız tahrikin olduğu yönündeki kabulü de hatalıdır. Ayrıca sanığın duruşma sırasında pişmanlık göstermeyen tavırları, gerçeği saptıracak beyan ve girişimleri, geç teslim olması, bu sırada kendini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik kurgulanmış ifadelerde bulunması, eylemini soğukkanlılıkla ve tasarlayarak işlemesi, işlediği suçu mesru müdafaaya olmazsa haksız tahrike sokarız düşüncesiyle savunmalarda bulunması,  somut belgelerle ispatlandığı üzere benden veya eşimden alacaklı olmamasına rağmen kendisinin alacaklı olduğu iddiasında bulunarak cezada indirim yapılması için savunmalarda bulunması, duruşmalara dahi katılmayışı, dikkate alınmayarak hatalı karar verilmiştir.

2-Sayın yargıçlar, bu haksız hükmü öğrenmek , inanın kalıcı sakat kalmama sebep olan bu olay sırasında duyduğum acıdan çok daha büyük oldu.  İnsan hayatının bu kadar önemsiz  ve ucuz olmadığını düşünüyor ve bu hatanın sizler tarafından düzeltileceğine inandığımdan aşağıda olay öncesini, anını ve sonrasını, olayın gelişim süreçlerini somut delillerle izah etmek ve  yüksek mahkemenizin değerlendirmesine sunmak istiyorum

B-İSTİNAF NEDENLERİ   :

1-OLAY ÖNCESİ VE OLAYIN GELİŞİMİ ;

A-Olayın yaşandığı dönemde ben Türkiye Vagon Sanayii A.Ş de Pazarlama Daire Başkanı olarak görev yapmaktaydım. Şu an emekliyim. Eşim İnci Aslanlar ise,  kız öğrenci yurdu işletmekteydi. Sanık ise eşimin abisi yani kayınbiraderim olup, sabit herhangi bir işi yoktur.

Eşim gerek işlettiği yurttan elde ettiği gelir, gerekse çektiği kredi ve yıllarca yaptığı birikimi bir araya getirerek 2013 yılının yaz aylarında bir arsa satın aldı. Bu arsa üzerine apart daireler  inşa etmek arzusunda olan eşim, sanığın vasıtasıyla tanıştığı xxxxxxxxxxxx ile 30.12.2013 tarihli inşaat sözleşmesini imzaladı.  (EK-1)İlk yapılan yazılı sözleşme kapsamında eşim 4 adet dairesinin devri ve 600.000 TL ödeme borcunu üstlendi. 4 adet daireyi devretmesine ve 600.000 TL borcunu ödemesine rağmen müteahhit  Güney Eskigülek inşaat tamamlanmadı. Müteahhit xxxxxxxxxx’in sözleşmeden doğan bina yapım borcunu yerine getirmemesi üzerine bu defa sanık eşim xxxxx’ye “bu kişiyle ben sizi tanıştırdım artık bu işi ben üstleneceğim zaten inşaat işlerini bilirim, bu şirketle birlikte önceden de işler yaptım” demesi üzerine eşim, gerek sanığın o dönemde belirli bir iş sahibi olmaması ve gerekse kızını şehir dışında üniversitede okutması hasebiyle ağabeyine de bir gelir desteği sağlamak düşüncesiyle ve bina bir türlü bitmediğinden buna onay vermek durumunda kaldı. böylelikle sanık bahse konu binanın yapım işini üstlenmiş oldu. Bu sözlü mütabakatlarında sanık ile eşim bir araya gelerek sanığın binaya ait tüm malzemelerin temini ve mali işlerden sorumlu olacağını kararlaştırdılar.

Ağabeyi xxxxxxxxxx ise gelişen süreçte masrafların sözleşmede belirtilenden daha fazla tuttuğunu, ödenen paranın yeterli olmadığını bu sebeple inşaata devam etmeyeceğini söyleyerek inşaatı yarım bıraktı. Sonrasında eşim kredi çekip bir miktar daha ödeme yaptı fakat Ömer bunu da yeterli bulmayıp inşaatı tekrar durdurdu. Bir kaç kez daha inşaatı durdurması sebebiyle inşaat gecikmeli olarak tamamlandı. Yurda öğrenci alımı tarihleri yaklaşması üzerine eşim eksikliklere rağmen binayı teslim aldı ve o güne dek sanığa peyder pey ödediği ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğine dair  “inşaat yapım işi kesin kabul ve mali mahsuplaşma sözleşmesi” imzaladılar. Eşimin sanığa inşaat yapımı karşılığında 1.255.000 TL para ödendiğine ve aralarında herhangi bir borç ilişkisinin kalmadığına dair 24.12.2014 tarihinde sözleşmenin örneğini ekte değerlendirmenize sunuyorum.  (EK-2)

Ancak bu ibralaşmadan sonra, sanık başkaca masraf ve giderlerden bahsederek eşimden para istemeye başladı. Bu sıralarda sanığın bizden daha önce aldığı paraların bir bölümünü kendine ayırdığını ve malzeme satan şirketlerin ve ustaların paralarını tamamen ödemediğin, eksik bıraktığını öğrendik . Hatta bir firma sanıktan parayı tahsil edemeyince eşime karşı hukuk davası açmış olup bu dava devam etmektedir. Bu firmaların sanıktan olan bakiye alacaklarını her istediklerinde  sanki eşim borçluymuşçasına ondan masraf adı altında para istemeyi sürdürdü. Bu haksız talepler karşısında eşim sanığa haliyle para vermedi. Daha sonra sanık davranışlarını daha da olumsuzlaştırarak başta eşimi tehdit etmeye başladı. Bu rahatsızlık vermeler ve tehditlerin sıklaşması üzerine eşim sanığın telefonlarına cevap vermemeye başladı. Ancak sanık sonuç alamayınca bu defa bana yöneldi ve beni de tehdit etmeye başladı.  Bu tehditler aileme ve canıma kasteder olunca ben de polise giderek ve elimdeki mesajları göstererek sanıktan şikayetçi oldum. Sanık bu şikayetim nedeniyle Sakarya X. Asliye Ceza Mahkemesinin (aynı mahkeme) 20XX/XXXEsas numarası ile yargılandı ve mahkum oldu.

Bu durum karşısında sanık bize daha da husumet beslemeye başladı ve telefon ile rahatsızlık vermekle kalmayıp bu defa eşimin iş yeri yakınlarında devriye atmaya, iş yerinin yakınlarında aracıyla park etmeye, başka insanları göndererek sanki alacağı varmış gibi para istemeye başladı. Eşimden fazla fazla tahsil ettiği paraları artık tahsil edemeyişi ile adeta onun için musluğun suyu kesilmiş oldu. Bu şekilde olay gününe gelindi.

OLAY GÜNÜ;

Olay günü saat 13:00 sıralarında memur olarak çalıştığım iş yerimdeyken eşim XXXXXXXX bana telefon etti ve ağabeyi XXXXX’ın eşime ait yurdun çevresinde arabası ile gezdiğini ve kendisine el işaretleri ile bir şeyler anlatmaya çalıştığını söyledi. Ben de eşime işyerime gelmesini ve beni aracıyla almasını istedim. Kısa bir süre sonra eşim işyerine geldi beti benzi atık bir şekilde eşimi görünce ne olduğunu ona sordum o da Üniversite caddesinde Tunatan kavşağına kadar ağabeyi olan sanığın kendisini aracıyla takip  ettiğini söyledi. Ben de bunun üzerine eşim ile birlikte yurda  gitmek üzere  çalıştığım işyerimden  ayrıldım.

Yurda geldiğimizde eşim daha önce sanığın aramasına kapattığı telefonuna baktığımızda  sanığın kendisini 15 kez aradığını ve “telefonu aç yoksa oraya geleceğim” diye mesaj attığını gördük. O esnada yurda müşteri olarak kız öğrenci ve velisi geldi. Bunun üzerine Eşim ve kızım XXXXXX gelen öğrencilere odaları gezdirmek için bir üst kata çıktı. O esnada ben de gelen diğer velilerle ilgilenmekteydim. Büronun camından Ömer Pehlivan’ın arabasıyla geldiğini gördüm. Giriş kapısının 15 metre ilerisinde arabasından hızlıca indi. (Olaydan sonra düşündüğümde sanığın arabasını özellikle kamera açısının dışında ve çalışır vaziyette bıraktığını anladım )

Ben onun yurdun giriş kapısına yaklaştığını görünce binanın içinden çıktım. İçeride veliler, kızım ve eşim olduğundan sanık içeri girmeden bir tatsızlık yaşanmaması ve sanığın asabi yapısını bildiğimden gerekli konuşmayı, ikazı yapıp ve sakinleştirme düşüncesiyle giriş kapısının önünde kendisini karşıladım. Tahmin ettiğim gibi sanık sinirli biçimde eşim İnci’nin nerede olduğunu sordu, içeride velilerle ilgilendiğini istersen biz seninle kapının önünde konuşalım dedim. Eşimi neden takip ettiğini sordum ve dördümüzü(ben, eşim, kızım ve oğlum) bir araya getirmeye çalıştığını bize zarar vereceğini  söyledi ve “bana para vermeniz gereken parayı verecek misiniz , son kez soruyorum””dedi. Ben vermeyeceğimizi söylediğim bunun üzerine  “sen gel bakalım benimle” dedi. O anda yurda girmesinden ve aileme zarar vermesinden endişelendiğim için onunla birlikte arabasına doğru yürümeye başladım. Yürürken beni öldüreceğini söylüyordu.  XXXXXX’in uzun yıllardır silah taşıdığını bildiğimden söylediğinin gerçek olduğunu anladım. Arabanın yanına vardığımızda arabanın kapısını iyice açtı ve bir anda belinden silahını çıkarıp karnıma doğrulttu. Ben de engellemek istedim ve elimle silaha bastırıp aşağı doğru yönelttim. Zaten indirdiğim anda ateş etti ve baldırımdan yaralandım. Yere düştüm ve o da arabasına binip hızlıca olay yerinden uzaklaştı. Bir anlık refleksim ile XXXXXXX karnıma ateş etmesini engelledim böylelikle hayatım kurtuldu beklide kızıma ve eşime yönelecek olan kötülük sonlanmış oldu . Yaralanmam sırasında bacağımdaki sinirler koptuğu için sakat kaldım. Bugün zorlukla yürüyebilmekteyim Yaşadığım acı, korku kaygı endişeyi anlatmama gerek yoktur sanırım.

OLAYDAN SONRA ,

Ömer bir ay boyunca kaçtı. Bir ay boyunca düşünmüş taşınmış ve yakalandığında alacağı cezayı azaltmak amacıyla kurgulanmış bir ifade verdi. Zaten bu ifade sonraki aşamalarda verdiği ifadelerle çelişkiler barındırmaktadır.   İfadesinde benim 2 adet ruhsatlı silahım olduğunu iddia etmiş emniyetten yapılcak basit bir araştırmayla bugüne kadar hiç silah almadığım, silaha merakımın olmadığı anlaşılacaktır. Sanığın buradaki amacı kendisini cezadan kurtarmak ve olayı meşru müdafaaya sokmaktır. Diğer iddiaları ise olmazsa haksız tahrikten yararlanma çabasından öte değildir.

Ayrıca sanık savcılık ifadesinde;  sözde kendisine  memur olduğumdan mal beyanımda bulunacağımı ve bu şekilde aramızda alacak verecek kalmadığına dair akit yapmamızı kalan müteahhitlik parası ile birkaç esnafa olan borcu hallebileceğimizi” söylediğimi iddia etmiş ise de, burada  Sanığın benden ve ailemden yüklü alacağı varmış izlenimi yaratarak haksız tahrikten faydalanmaya çalıştığı mahkemenin gözünden kaçmıştır.  Çünkü; bu sözleşmenin tarafı ben olmadığım için bu şekilde bir öneride bulunmam veya buna ihtiyaç duymam zaten mantıklı değildir.

Daha sonra mahkemede yargılama başladı.

Mahkemenin ilk duruşmasına kızım XXXXXXX ve eşim XXXXXXXX tanık olarak çağırıldı. Olay günü İrem bir üst katta camdan dışarıyı izlerken olayı baştan sonra görmüştür. Buna rağmen hakim kızımı da eşimi de ayrıntılı biçimde sorgulamadı ve yalnızca karakoldaki ifadelerinin doğru olup olmadığını sordu. Halbuki kızım ve eşim karakol ifadesini ben daha ameliyata alınmadan önce yaralı biçimde beklediğim esnada, olayın sarsıcı etkicisi altında bir hastane odasında verdi. Olayın etkisiyle yaşananları ayrıntılı biçimde anlatamamışlar. Hakim soru sorarak olayı daha da açıklığa kavuşturmadı. Üstelik istinaf kararı soruşturmanın eksik yürütüldüğünü vurgulamasına rağmen ikinciye yapılan yargılamada da tanık olan eşim ve kızım mahkemeye çağırılmadı.

Bozma sonrası ikinci kez yapılan yargılamada XXXXXXXXXX yine hiçbir duruşmaya katılmadı.

İstinaf mahkemesi haksız tahrik olup olmadığı araştırılsın demiş fakat buna ilişkin mahkeme ne Ömer’i dinledi ne tanıkları dinledi ne de bana bu hususta ayrıntılı bir şey sordu.

Belgelerle de destekleyebileceğim üzere benim XXXXXXX ile aramda hiçbir ticari ilişkisi olmadı. Aramızda herhangi bir alacak verecek meselesi olması  da mümkün değildir. Bu sebeple bana saldırmasını haklı kılacak da herhangi bir sebep yoktur. Eşimin de bir borcu kalmamıştır. Eğer böyle bir iddiası varsa elindeki belgelerle neden mahkemede  dava açmadı ? Malvarlığı eşimin üzerinedir zira  istediği zaman haciz koydurabilir idi. O da haksız olduğunu biliyor , ancak bize olan  husumetinin öncelikle sebebi akan çeşmenin durması , diğer  sebebi ise  eşimde korku yaratmak  veya  onu bir şekilde sindirmek suretiyle sonradan fark ettiğimiz  üzere eşimden  evvelce fazladan  tahsil etmiş olduğu paraların geri alınması için dava açılmasını önlemek gayesidir.  Ne yazık ki elimizde somut ibraname olduğundan bu fazladan alınan paraları delillendiremediğimiz için ayrıca bir hukuk davası  açamadık. Avukatlar da bize o şekilde söylediler.

Mahkemenin neden haksız tahrik indirimi yaptığını anlamak mümkün değildir. Bahsettiği gibi ona zarar vermesi için adam da göndermedim. Ben 26 yıl devlete hizmet etmiş bir memurum. Böyle bir sosyal çevremin olması da mümkün değildir.

Gerçekleşen hadiselerin hakimin gözünde tam netleşmediğini bu sebeple de cezada indirim yaptığını düşünüyorum. Olayın üzerinden iki buçuk yıldan fazla vakit geçti ve XXXXXXXXXX tutuksuz yargılandı. Evlerimizin ve iş yerlerimizin yakın olması sebebiyle her gün dışarı çıktığımızda ailece tedirgin olmaktayız. Hayatta olduğum her gün de uğradığım bu saldırının izini bedenimde hissedeceğim. Yapılan bu saldırının cezasının 3 yıl 9 ay olabileceğine inanmıyorum. Ülkemizdeki yargı sistemine ve sayın yüksek mahkemenizin adaletine olan güvenim sebebiyle olanları kendi ağzımdan aktarmak istedim.

                                    KATILAN X

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 03:09

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.