Adam Öldürmeye Teşebbüs Savunma Dilekçesi

Adam Öldürmeye Teşebbüs Savunma Dilekçesi

YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ

SAYIN BAŞKANLIĞINA

Sunulmak Üzere

ADANA AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN

SANIK                                : S.E.

MÜDAFİİ                           :

TALEBİN KONUSU         : Adana Ağır Ceza Mahkemesinin …….. Esas- ……. Karar nolu, …….. tarihli kararı.

TEBLİĞ TARİHİ              :

KARARIN ÖZETİ            : Sayın Mahkeme sanık hakkında adam öldürmeye eksik teşebbüsten cezaya hükmetmiştir.

BAŞVURU SEBEPLERİ VE GEREKÇESİ        :

1- Sanık S. ……. tarihli olayla ilgili olarak maktul H.A.’ yı öldürülmekten, müşteki Y.A.’yı öldürmeye teşebbüsten ikame edilen dava sonucu cezalandırılmıştır.

2- Olay günü sanık doğalgaz abonesi olmaya giderken yolda maktul H. ve müşteki Y. A. kardeşlerle karşılaşmıştır. Müşteki, sanığın bacanağıdır. Böyle bir bağ mevcutken sanığın kızı müşteki Y. tarafından kaçırılmış ve onunla 58 gün boyunca karı koca hayatı yaşamış ve sonra sanığın evine bırakmıştır. Müşteki Y. olay günü de “Kızının ırzına geçtim karının da ırzına geçeceğim.” şeklinde sözler sarf etmiştir. Bunun üzerine sanık cinnet hali ile kendini koruma adına rast gele ateş etmesi sonucu talihsiz olay vuku bulmuştur. Yaşanan bu elim olaylar, Türk aile yaşantısı, gelenek göreneklerimiz ve bu olaylara toplumun bakışı karşısında sanığın ruhsal durumunu takdirinize bırakıyoruz. Olay yerinde yaşananlar karşısında sanığın cinnet geçirip geçirmediği ve akli melekelerinin yerinde olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulmasını doğru bulmuyoruz.

3- Sayın Mahkeme müşteki Y.A.’nın sanığın kızının reşit olması ve kızın kendi rızasıyla birlikte olmasını hafif tahrik olarak nitelemesi doğru değildir. Her ne kadar sanığın kızı reşitse de müşteki Y.A.’nın evli olması üstelik sanığın baldızıyla evli olması yani sanığın kızının teyzesinin kocasıyla yani eniştesiyle 2 ay gibi bir süre birlikte yaşaması Türk toplumunda asla kabul edilemez ve kişinin onur ve haysiyetini kırıcı ve ağır şekilde yaralayıcı bir etki bırakmaktadır. Böyle bir olaydan sonra sanığın insan içine çıkamaması, kendi ailesinin dahi yüzüne bakamaması, olayın vahameti göz ardı edilmiştir. Olayımızda ağır tahrik hükümleri uygulanmalıyken Sayın Mahkeme sanığın kızının reşit olması sebebiyle hafif tahrik hükümlerini uygulamıştır. Oysa bekar bir kız evlenmediği sürece reşit de olsa ailesinin, babasının namusudur ve böyle bir olay yaşandığında babanın toplum içinde düştüğü durum göz ardı edilmiştir.

T.C. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ E. 2003/3928
K. 2004/2409 T. 18.6.2004

“ADAM ÖLDÜRME SUÇU (Sanıkla Gayriresmi Evli Olan Maktulenin Diğer Maktulle Birlikte Kaçarak Evlenme Hazırlıkları İçine Girmesinin Tahrik Oluşturacağı”

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2004/1-117
K. 2004/148 T. 22.6.2004

“Öte yandan, Yasanın anılan maddesinde haksız tahrikin, hafif ve ağır olmak üzere iki şeklinden söz edilmiş, birbirinden ayırt edilmesini sağlayacak kesin bir kıstas konulmamış, “tahrik ağır ve şiddetli olursa” şeklinde genel ve soyut bir tanımlama yapılarak, tahrikin derecesinin belirlenmesinde kullanılacak kıstasların uygulama ile ortaya konulması, benimsenmesi ve istikrar kazanması amaçlanmıştır.

Ceza Genel Kurulumuzun duraksamasız benimsediği ve bir çok kararında vurguladığı genel ilke gereğince tahrikin derecesi belirlenirken, haksız hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel koşullar ve TAHRİK eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmeli, eğer haksız hareket bu özellikleri itibariyle yoğun ve önemli boyutlara ulaşmışsa, ancak bu takdirde haksız tahrikin “ağır ve şiddetli” olduğu kabul edilmelidir. Yine Ceza Genel Kurulumuzun ve Özel Dairelerin yerleşmiş uygulamasına göre, her biri basit tahrik oluşturan haksız davranışların tevali etmesi halinde de tahrikin ağır boyuta ulaştığının kabulü gerekir.

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;

a- Haksız tahriki oluşturan bir fiil olması,

b- Bu fiilin haksız olması,

c- Failin öfke veya şiddetli bir elemin etkisi altında kalması,

d- Failin işlediği suçun, bu ruhi durumun tepkisi olması,

e- Haksız tahrik oluşturan fiilin, mağdurdan sadır olması, ya da mağdurun o fiili önleme sorumluluğunun bulunması gerekir.

Görüldüğü gibi, tepki suçunda tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından önem taşıyan husus, failin suçu, önceki haksız davranışın doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisi altında işleyip işlemediğidir. Mağdurdan gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hallerde, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gereklidir.”

4- Gerçekleşen olayda kendine yönelik saldırı karşısında belayı def etme adına ve cinnet halinde ateş etmesi sonucu asıl hedef yerine bir başkasının vurulması sonucu hem adam öldürmeden hem de adam öldürmeye eksik teşebbüsten sanığa ceza verilemeyeceği kanaatindeyiz. Sayın mahkemece 5237 sayılı yasanın 21. ve 25. maddesi üzerinde hiç durulmamış, meşru müdafaa zemini hiç tahlil edilmemiştir. Sanığın, müşteki Y.’ı öldürmeye teşebbüsten cezalandırılması karşısında olayın gidişatına göre sayın mahkemece 5237 sayılı yasanın 36. maddesinin gözetilmemesine binaen kararın bozulmasını talep ediyoruz.

5- Failin istemediği bir sonuçtan sorumlu tutulmaması ceza hukukunun genel kuralıdır. Yukarda da anlatıldığı gibi sanık yaşadığı ağır tahrik neticesinde, hem müşteki Y. A. tarafından kızı kaçırılıp 58 gün karı koca hayatı yaşandıktan sonra geri baba evine bırakılması, hem yine müşteki Y.A. tarafından ölümle tehdit edilmesi sonucunda olay günü doğalgaz abonesi olmaya giderken yolda karşılaştığında da müşteki Y.A.’nın saldırgan ve hakaret içeren davranış ve sözleri ile elini beline atması üzerine kendini korumak amacıyla silahıyla ateş etmesi sonucunda, kendini koruma refleksi ile herhangi bir kastın söz konusu olmadığı şekilde maktul H.A. önce yaralanmış daha sonra hastanede vefat etmiştir. Kesinlikle maktul ile ilgili bir kastın olmadığı çok açıktır. Arada herhangi bir husumet yoktur. Kişide hata sonucu maktul vurulmuş ve hayatını kaybetmiştir. Ama nedense Sayın Mahkeme sanığın tek bir eyleminden dolayı iki ayrı suçtan ceza tayini yolunu seçmiş ve kanaatimizce hatalı davranmıştır. Kişide hata sonucu kasıt olmadığı halde maktul H.A.’nın ölümüne sebebiyet vermiş olması halinde müşteki Y.A. hakkında öldürmeye teşebbüsten ceza takdiri yerinde değildir. Rasgele atış sonucunda tek bir fişek maktule sirayet etmiştir. Sanığa, kendisini korumanın dışında belayı def etme adına ve cinnet halinde ateş etmesi ile fişeğin sekmesi sonucunda asıl hedef yerine bir başkasının vurulması karşısında, bir kere adam öldürmeden bir kere de adam öldürmeye eksik teşebbüsten ceza verilemeyeceği kanaatindeyiz.

SONUÇ ve İSTEM   :

Yukarıda belirtilen sebepler ve gerekçelerle kamu düzeninden olan hususlar da dikkate alınarak, sanıkla maktul arasında herhangi bir kastın olmadığı, kişide hatanın oluşu, maktul H. ve müşteki Y. kardeşlerin müvekkilin üzerine gelmesi, müdahil Y.A.’nın sanığın öz kızını kaçırarak ırzına geçmesi, sonra gelip sanığa teslim etmesi, bundan sonra eşine de sinkaf edeceğini söylemesi ve ölümle tehditleri yüzünden önce kahvehanesini kapatması sonra 4 ayrı ikametgah değiştirmesine sebep olması, olay günü üzerine birlikte gelmeleri karşısında kendini koruma refleksi içinde hareket etmesi göz önüne alındığında yerel mahkeme tarafından verilen hükmün kaldırılmasını vekaleten saygı ile arz ve talep ederiz.

İstinaf Yoluna Başvuran

Sanık Müdafii

Son düzenleme tarihi 12 Temmuz 2020 19:37

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.