Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Adam Öldürmeye Azmettirme Savunma Şekli ve Dilekçesi

Adam Öldürmeye Azmettirme Suçunda Nasıl Savunma Yapılır?

💡 Maktul E.Ö.’nun çeşitli ilişkileri dolayısıyla tehdit edildiği, kendisinden yüksek miktarlarda para talep edildiği, tehdit telefonları aldığı göz ardı edilmemelidir. Müvekkillerimin babaannelerini öldürmeleri için hiçbir sebep yoktur.

Adam Öldürmeye Azmettirme Savunma Dilekçesi -1-

ADANA AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO               :

BEYANDA BULUNAN

SANIKLAR              : 

MÜDAFİİ                 :

KONU                       : Esasa ilişkin savunmalarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR    :

………. tarihinde maktul E.Ö.’nun öldürülmesi ile ilgili müvekkillerimden K. maktulü öldürmekle; F. ise öldürmeye azmettirmekle suçlanmaktadırlar.

Müvekkil sanıklar maktulün torunlarıdır. Babaannelerine ait dükkanları işletmekte ve bununla ilgili olarak karıştıkları bir olay sebebiyle İstanbul 863. Ağır Ceza Mahkemesinin ……… Esas sayılı dosyasından da yargılanmaktadırlar. Babaannelerinin dükkanlarını işletirlerken yaşanan tabiri caizse incir çekirdeğini doldurmayacak derecede eften püften bir sebepten dolayı meydana gelen olayda sanıklar ve mağdur maktulün birbirlerini tanımadıkları dolayısıyla bir gazete alışverişi nedeniyle sorulan sorunun sonrasında olayın tezahür ettiği, barışmak için müştekilerin bulunduğu çay bahçesine sanıkların gittiği tam çıkış sırasında orada çalışan ve aynı hemşeri grubundan olan kişilerin cehaleti yüzünden tekrar kavganın başladığı ancak bu kavga sırasında sanıkların kavganın içerisinde kalıp kaçma olanaklarının olmadığı dolayısıyla başka imkanları da olmayan sanıkların bu şekilde hareket ettikleri anlaşılmıştır. Babaannelerinin kendilerine güvendiği, sevdiği ve iyi ilişkiler içinde olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda yaşanan bu olaydan dolayı da maktul E.Ö. tehditler almış, dükkanını açmaması yönünde tehdit edilmiş, kan parası talep edilmiş ve hasımları olmuştur.

Müvekkillerimin isnat edilen suçu işlediklerine dair en küçük bir delil bulunmamaktadır. Diğer sanıklar S. ve Ö.’in, daha sonra baskı altında verdiklerini Sayın Mahkeme huzurunda açıklamış oldukları polis ve savcılık ifadeleri tek delil olarak gösterilmiştir.

Diğer sanık S.M.; Emniyete alındığında şikayetçilerden S.Ö.’nun orada bulunduğunu ve bu işi F.’ın yaptığını kendisine söylediğini, bu sebeple de oradaki ifadesini kabul etmediğini Mahkeme huzurunda dile getirmiştir. Şikayetçilerden S.Ö.’nun cezaevinde kendisini ziyaret ettiğini ve bu işi F. ve kardeşinin yapmış olduğunu söylemesini istediğini açıkça ifade etmiştir. Sanığın polis, savcılık ve sulh ceza mahkemesindeki ifadelerinin baskı altında alındığı anlaşılmaktadır.

Aynı şekilde diğer sanık Ö.A. da daha önce polis, savcılık ve sulh ceza mahkemesindeki ifadelerinin baskı altında alındığını ifade ederek olayı özgür iradesiyle Mahkeme huzurunda anlatmıştır.

Yine savunma tanıkları B.K., B.Ç., T.D., M.K. ve Ş.B. da görgü ve bilgiye dayalı olarak ifadelerini vermişler ve olay gün ve saatinde müvekkil sanıkların isnat edilen suçu işlemediklerini mahkeme huzurunda anlatmışlardır.

Şikayetçi C.K. ise; yeğenleri sanıklar K. ve F.’ın bu suçu işlediklerini başından beri düşünmediklerini, buna inanmadıklarını, bir iftiraya kurban gittiklerini düşündüklerini beyan etmiştir. Annesi maktulenin bilmedikleri kişilerden tehditler aldığını ve sanıklar K. ve F.’ın bu tehditler sonucunda zarar görmemeleri için annesi maktule tarafından işyerleri olan Sultanahmet’ten uzaklaştırıldığını belirtmiştir. Yine ifadesinde kardeşi C.’un da yeğenlerinin böyle bir suç işlemiş olabileceklerine inanmadığını söylemiştir.

Maktul E.Ö.’nun çeşitli ilişkileri dolayısıyla tehdit edildiği, kendisinden yüksek miktarlarda para talep edildiği, tehdit telefonları aldığı göz ardı edilmemelidir. Müvekkillerimin babaannelerini öldürmeleri için hiçbir sebep yoktur.

Buna rağmen iddia makamının ……. tarihli mütalaasında; olaydan bir iki hafta önce evde otururlarken sanık F.’ın rahat etmeleri için E.Ö.’nun ortadan kaldırılmasının gerektiğini söyleyerek sanık S.’a bu işi yapmasını teklif ettiğini, sanık S.’ın yapmak istemediğinde başka birini bulacağını söylediğini ve bu sırada sanık K.’in bu işi yapabileceğini söylediğini, olay günü saat 18.00 sıralarında sanık K. ve sanık Ö.’in maktulün evinin olduğu adrese gittiğini, sanık K.’in elindeki poşette telsiz ve tabanca bulunduğunu, sanık S.’ı da arayarak bulundukları yere çağırdığını, saat 22.00 sıralarında bu sanığın da olay yerine geldiğini, sanık K.’in sanık Ö.’den gözcülük yapmasını istediğini, babaannesi geldiğinde diğer sanık S.’ın da yanından uzaklaşmasını istediğini, maktule ELDE EDİLEMEYEN silahla yedi el ateş etmek suretiyle öldürdüğü, olay yerinden kaçarak evde buluştukları, sanık K.’in maktulü öldürdüğünü beyan ettiği anlaşılmıştır denmektedir.

Oysa sanık S. ve Ö. baskı altında verdikleri polis ve savcılık ifadelerinde bu şekilde olayı anlatmış ve daha sonra Sayın Mahkeme huzurunda özgür iradeleriyle gerçeği anlatmışlardır. İkrarın kabule değer olabilmesi için, özgür ve iradi olması koşuldur. Oysa iddia makamının mütalaasının aksine sanık K. hiçbir şekilde suçu ikrar etmemiştir. Sanık K. ve F. en başından itibaren değişmeyen tutarlı ifadeleri ile gerçeği söylemişlerdir. Sadece sanık S. ve Ö. önce baskı altında verdikleri gerçek dışı ifadeleri Sayın Mahkemenin huzurunda gerçek ifadeleri ile değiştirmişlerdir. Yargıtay’ın da yerleşik içtihatlarında bu husus vurgulanmaktadır. Hiçbir yan kanıtla doğrulanamayan soyut ikrarın mahkumiyet kararına dayanak yapılması kabul edilemez. Bu ne hakkaniyete ne de hukuk mantığına sığar.

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 1991/1-200
K. 1991/231 T. 8.7.1991

“Ceza yargılamalarında amaç, maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır. Kuşkunun bulunması halinde, mahkumiyet kararı verilmesi ceza hukukunun genel ilkelerine aykırıdır.

Kuşkudan sanığın yararlanacağı evrensel bir ceza hukuku ilkesidir. Varsayımlara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz.”

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 1990/1-139
K. 1990/163 T. 4.6.1990

Hiç bir yan delille desteklenip doğrulanmayan, baskıya dayalı olduğu bildirilerek sonradan geri alınan hazırlık soruşturması sırasındaki ikrardan başka kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı halde, sanığa yüklenen suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 1990/1-297 K. 1990/359 T. 24.12.1990

Sanığın yüklenen suçu işlediğine dair duruşmadaki inkara yönelik savunmasının aksini gösterir cezalandırılmasına yeterli ve her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından itirazın reddine karar verilmelidir.

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 1989/1-357
K. 1989/420 T. 25.12.1989

  • ADAM ÖLDÜRMEK (Hazırlık İfadesindeki Suç Atfının Duruşmada Baskıya Dayandığı İddiasıyla Geri Alınması)
  • HAZIRLIK AŞAMASINDAKİ SUÇ ATFININ DURUŞMADA BASKIYA DAYANDIĞI GEREKÇESİYLE GERİ ALINMASI (Adam Öldürme Davasında)

“Yargıtay C. Başsavcılığı itirazı üzerine verilen Ceza Genel Kurulu kararına karşı Yerel Mahkemelerin direnme hakları vardır.

Olayda görgü tanığı yoktur. Olay tarihinde 14 yaşında olan Metin, sanığın oğludur. 17 yaşındaki (H.Ç.) ise yeğenidir. Bunlar sanık olarak gözaltına alındıklarından beyanları atfı cürüm niteliğindedir. Sanığı suçlayan hazırlık beyanlarının baskıya dayalı olduğunu duruşmada ileri sürmüşlerdir. Sanık ile ölen arasında öldürmeyi gerektirecek bir uyuşmazlık yoktur.

Açıklanan bu duruma, beraat eden sanıklar Metin ve (H.Ç.)’nin sanıkla ilgili beyanlarının irdelenen mahiyetlerine göre kabule şayan olmadığı sonucuna ulaşılmakla, sanığın mahkumiyetine yeterli ve kesin inandırıcı başka kanıt da elde edilemediğinden ve tebliğnamede onama isteyen Yargıtay C. Başsavcılığı’nın dairece onama kararına itiraz edemeyeceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, itiraz üzerine Ceza Genel Kurulu bozma kararı yerinde olup uymak gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizdir.”

Ayrıca iddia makamı sanık K.’in 6136 S.Y.’ya muhalefetten cezalandırılmasını istemişse de sanığın öncelikle isnat edilen adam öldürme suçunu işlemediği ve silahın da ele geçirilememiş olması sebebiyle kendisine 6136 S.Y.M. suçundan ceza verilmesi de mümkün değildir.

T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2004/4533
K. 2005/10771 T. 22.11.2005

Silahın da elde edilmemiş olması ve savunmaya göre mahkumiyetine yeterli kesin delil elde edilemeyen sanığın, beraati yerine yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 22.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Müvekkillerimizin aleyhinde başlangıçtaki tek delil olan diğer sanıklar S. ve Ö.’in gerçek dışı ifadeleri de Sayın Mahkeme huzurunda gerçek ifadeleri ile ortadan kalmış olduğundan, BERAATLARINA karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarda açıklanmaya çalıştığımız hususlar doğrultusunda, müvekkillerimin BERAATLARINA karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafii

Adam Öldürmeye Azmettirme Savunma

Adam Öldürmeye Azmettirme Savunma Dilekçesi -2-

ADANA AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO                : …/… E., …/… K.

SANIK                         : (Ad, Soyad, TC, Adres)

MÜDAFİİ                   : Av. (Ad, Soyad, Sicil No, Adres)

KONU                         :Esasa ilişkin savunmalarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR

  1. … tarihinde maktulün öldürülmesi ile ilgili müvekkillerimden .. maktulü öldürmekle; .. ise öldürmeye azmettirmekle suçlanmaktadırlar.
  2. Müvekkillerimin isnat edilen suçu işlediklerine dair en küçük bir delil bulunmamaktadır. Diğer sanıkların, daha sonra baskı altında verdiklerini Sayın Mahkeme huzurunda açıklamış oldukları polis ve savcılık ifadeleri tek delil olarak gösterilmiştir.
  3. Diğer sanık …. ; Emniyete alındığında şikayetçilerden ….’nın orada bulunduğunu ve bu işi ….’ın yaptığını kendisine söylediğini, bu sebeple de oradaki ifadesini kabul etmediğini Mahkeme huzurunda dile getirmiştir. Şikayetçilerden ….’nun cezaevinde kendisini ziyaret ettiğini ve bu işi …. ve kardeşinin yapmış olduğunu söylemesini istediğini açıkça ifade etmiştir. Sanığın polis, savcılık ve sulh ceza mahkemesindeki ifadelerinin baskı altında alındığı anlaşılmaktadır.
  4. Aynı şekilde diğer sanık … da daha önce polis, savcılık ve sulh ceza mahkemesindeki ifadelerinin baskı altında alındığını ifade ederek olayı özgür iradesiyle Mahkeme huzurunda anlatmıştır.
  5. Yine savunma tanıkları …. ve … da görgü ve bilgiye dayalı olarak ifadelerini vermişler ve olay gün ve saatinde müvekkil sanıkların isnat edilen suçu işlemediklerini mahkeme huzurunda anlatmışlardır.
  6. Şikayetçi. ise; yeğenleri sanıklar … ve ….’ın bu suçu işlediklerini başından beri düşünmediklerini, buna inanmadıklarını, bir iftiraya kurban gittiklerini düşündüklerini beyan etmiştir. Yine ifadesinde kardeşi ..’nın da yeğenlerinin böyle bir suç işlemiş olabileceklerine inanmadığını söylemiştir. 
  7. Maktulün çeşitli ilişkileri dolayısıyla tehdit edildiği, kendisinden yüksek miktarlarda para talep edildiği, tehdit telefonları aldığı göz ardı edilmemelidir. Müvekkillerimin maktulü öldürmeleri için hiçbir sebep yoktur.
  8. Sanık … ve …. baskı altında verdikleri polis ve savcılık ifadelerinde …şekilde olayı anlatmış ve daha sonra Sayın Mahkeme huzurunda özgür iradeleriyle gerçeği anlatmışlardır. İkrarın kabule değer olabilmesi için, özgür ve iradi olması koşuldur. Oysa iddia makamının mütalaasının aksine sanık …. hiçbir şekilde suçu ikrar etmemiştir. Sanık … ve …. en başından itibaren değişmeyen tutarlı ifadeleri ile gerçeği söylemişlerdir. Sadece sanık …. ve …. önce baskı altında verdikleri gerçek dışı ifadeleri Sayın Mahkemenin huzurunda gerçek ifadeleri ile değiştirmişlerdir. Hiçbir yan kanıtla doğrulanamayan soyut ikrarın mahkumiyet kararına dayanak yapılması kabul edilemez.
  9. Olayda görgü tanığı yoktur. Olay tarihinde … yaşında olan …, sanığın oğludur. … yaşındaki … ise yeğenidir. Bunlar sanık olarak gözaltına alındıklarından beyanları atfı cürüm niteli­ğindedir. Sanığı suçlayan hazırlık beyanlarının baskıya dayalı olduğunu duruşmada ileri sürmüşlerdir. Sanık ile ölen arasında öldürmeyi gerektirecek bir uyuşmazlık yoktur.
  10. Açıklanan bu duruma, beraat eden sanıklar … ve …’nin sanıkla ilgili beyanlarının irdelenen mahiyetlerine göre kabule şayan olmadığı sonucuna ulaşılmakla, sanığın mahkumiyetine yeterli ve kesin inandırıcı başka kanıt da elde edilemediğinden ve tebliğnamede onama isteyen Yargıtay C. Başsavcılığı’nın dairece onama kararına itiraz edemeyeceğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, itiraz üzerine Ceza Genel Kurulu bozma kararı yerinde olup uymak gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması isabetsizdir.”
  11. Ayrıca iddia makamı sanık ….’in 6136 S.Y.’ya muhalefetten cezalandırılmasını istemişse de sanığın öncelikle isnat edilen adam öldürme suçunu işlemediği ve silahın da ele geçirilememiş olması sebebiyle kendisine 6136 S.Y. kapsamında ceza verilmesi de mümkün değildir.

HUKUKİ SEBEPLER          : TCK/38, 81, 6136 s. K.

SONUÇ VE İSTEM               : Yukarda açıklanmaya çalıştığımız hususlar doğrultusunda, müvekkillerimin BERAATLERİNE karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederim.

Saygılarımla,

(Tarih)

SANIKLAR MÜDAFİİ

Son düzenleme tarihi 24 Ağustos 2020 12:11

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.