Açılan Boşanma Davasının Reddi Talepli Cevap Dilekçesi

Açılan Boşanma Davasının Reddi Talepli Cevap Dilekçesi

X AİLE MAHKEMESİ

SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

TEDBİREN VELAYET VE NAFAKA TALEPLİDİR.

DOSYA NO                          :

DAVALI                               :

VEKİLİ                                 : Av. Saim İNCEKAŞ 4293 – Ziya Algan İş Merkezi

DAVACI                               :

VEKİLİ                                 :

KONU            :

1) Davaya cevaplarımız ile hukuka aykırı ve mesnetsiz açılmış ağır kusurlu davacının davasının reddi,

2) Müşterek çocuklar X’ın velayetlerinin dava süresince tedbiren davalı müvekkile  tarafında bırakılması,

3) Müşterek çocuklar için dava tarihinden itibaren çocuk başına 1.000 TL tedbir nafakası belirlenmesi,

4) Davalı müvekkilenin ekonomik geliri olmadığından dolayı lehine dava tarihinden itibaren 1.000 TL tedbir nafakası belirlenmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Davacı eş X’ın bir kısım iddiaları tamamen asılsız ve boşanmaya mazeret gösterilmek üzere kurgulanmış, bir kısım iddiaları ise evliliğin ilk yıllarına dayanan davacının kendi kusuruyla yol açtığı tartışmalardan ibarettir. Davacı X evlilik birliğinden doğan sorumluluk ve görevlerini yerine getirmemek amacıyla işbu davayı açmıştır. Evlilik birliğinin korunmasında gerek taraflar gerek ise çocuklar bakımından yarar vardır. Davacı tarafından bildirilen geçimsizlik olayları geçmiş tarihte yaşanan olaylar olduğu gibi davalı müvekkile Aslıhan’ın bu olaylarda en ufak bir kusuru bulunmamaktadır. Bu hususlar tanık beyanları ve sunduğumuz belgeler ile sübut bulacaktır. Bu çerçevede kendi ağır kusurları ve soyut iddiaları ile boşanma sebebi yaratmaya çalışan davacının davası reddedilmelidir.

1-) Taraflar tanışmaları sonrası bir süre birlikte vakit geçirmişler, 2003 yılında evlenmiş olup, bu evlilikten 2004 doğumlu X, 2007 doğumlu X ve 2012 doğumlu X isimli müşterek çocuklar bulunmaktadır.

DAVACI EVLİLİĞİN İLK YILLARINDA YAŞANAN/YAŞANDIĞI İDDİA EDİLEN OLAYLARI ÖNE SÜRMÜŞTÜR. BİR AN İÇİN BU İDDİALAR GERÇEK KABUL EDİLSE DAHİ ÜZERİNDEN ZAMAN GEÇMİŞ, AFFEDİLMİŞ VE HOŞGÖRÜLMÜŞTÜR.

2-) Davacı yan boşanma sebebi yaratmak namına tarafların ilk evlendikleri yıl olan 2003 yılında yaşananlardan bahsetmiştir. Her ne kadar bu dönemde yaşanan olaylar üzerinden geçen zaman göz önüne alındığında affetme ve hoşgörüye tabi olsa da yine de davacının gerçeğe aykırı ve kurmaca iddiasına cevap vermemiz gerekir. Şöyle ki;

Davacı yanın “Eşinin ailesiyle geçinememesi… Hakkari-Çukurca’da 3 ay kaldıktan sonra ben yapamıyorum diyerek Adana’ya yerleştiği” iddiası gerçeğe aykırıdır. Öyle ki davacı Abdullah bu süreçte kendi bölük komutanıyla tartışmış, birbirlerine silah çekmişler ve mahkemelik olmuştur. Bu olay üzerine psikolojik sorunları olup olmadığından şühpelenilmiş ve Van Askeri Hastanesi’ne oradan da 100. Yıl Üniversitesi’ne sevk edilmiş, bu neticede 1 aylık hava değişi raporu almıştır. Yaşadığı bu olay yüzünden Hakkari sınırında bir karakola sürülmüş ve ortak konuta gelemez olmuştur. Davalı müvekkil Aslıhan bu aşamada hamile olduğu için ve eşi artık ortak konuta gelemeyeceği için Adana’ya dönmek zorunda kalmıştır. Bu vakıayı kanıtlar şekilde 100. Yıl Üniversitesi’ne veyahut TSK’ya müzekkere yazılıp o döneme ait vukuat kayıtları istendiğinde gerçek ortaya çıkacaktır. Davacı yan ağır kusurlarının farkındadır ve bir şekilde boşanma sebebi yaratma çabası içerisinde, çaresizce 2003 yılındaki vakıaya dayanmış ancak bu vakıayı dahi gerçeği saptırarak anlatmıştır.

3-) Davacının 2004 yılında Kayseri/Yahyalı ilçesine görev için atandığı doğrudur. Burada da her ne kadar bu dönemde yaşanan olaylar üzerinden geçen zaman göz önüne alındığında affetme ve hoşgörüye tabi olsa da yine de davacının gerçeğe aykırı ve kurmaca iddiasına cevap vermemiz gerekir. Şöyle ki;

Davacı Abdullah davalı müvekkile Aslıhan tarafından hiçbir şekilde kısıtlanmamıştır. Yaşadığı ortamı benimsemiş ve hiçbir zaman “beğenmemezlik, şikayetçi olma” gibi tavırlar sergilememiştir. Öyle ki çevrelerindeki herkes onları örnek aile olarak benimsemiş. Davalı Aslıhan o dönemde henüz doğum yapmış yeni bir anne olmasına rağmen davacının hobilerine, faaliyetlerine karışmamıştır. Davacı istediği zaman kendisine vakit ayırmıştır. Motorsiklet kullanma ve avcılık gibi hobilerine devam etmiştir.Davacı Abdullah bugüne dek 9 farklı motor değiştirmiştir. Davalı müvekkile sosyal anlamda hiçbir kısıtlama getirmeyerek sadık ve anlayışlı bir eş olmuştur. “Davacının ailesinden uzaklaştırıldığı” iddiası gerçek dışı olmakla birlikte acımasızca ortaya atılmıştır. Öyle ki davacı Abdullah’ın her izninde taraflar iznin büyük bir kısmını (20 günlük izinlerin 18 gününü) davacının ailesi yanında geçirmiştir.

4-) “Davalı ayrı yaşamak istemiş, ayrı yaşamak üzere Adana iline gelmiştir.” İddiası gerçeğe aykırı ve mahkemeyi yanıltıcı olmakla birlikte yine 2006 yılında gerçekleştiği iddia edilen bir beyandır. Davacının izin aldığı bir dönemde kendisi motorsiklet tutkunu olduğu için motorunu da Adana’ya götürmek istemiş bu nedenle eşi ve 1 yaşındaki çocuğunu otobüse bindirerek Adana’ya göndermiş; kendisi de önce Aladağ’da bulunan ailesini ziyaret edip sonrasında da eşinin yanına geçmek üzere motoruyla yola çıkmıştır. Ancak kendi ailesinin yanında uzun zaman geçirmiş ve 1 yaşındaki çocuğuyla Adana’da kendisini bekleyen eşinin yanına gitmemiştir. Davalı müvekkile Aslıhan’ın buna rağmen kesinlikle boşanma gibi bir talebi olmamış, bunu gündeme getirmemiştir. Davacının dengesiz ve anlamsız davranışlar nedeniyle taraflar tartışma yaşamış ancak ailelerin araya girmesiyle tekrar bir araya gelmişler ve evliliklerini sorunsuzca sürdürmeye devam etmişlerdir.

Ortak konutun beğenilmediği iddiası tamamen gerçeğe aykırıdır. Zira davalı müvekkile orada 4 sene ikamet etmiştir ve ev sahipleri olan X isimli şahısla da yakın arkadaşlık yapmışlardır. Tüm bu sürece tarafların Kayseri’deki komşusu X şahit olmuştur. Tüm bu süreçte taraflar örnek bir aile olarak gösterilmektedir.

5-) Davacının 2008 yılında X ilçesine görev için atandığı doğrudur. Burada da her ne kadar bu dönemde yaşanan olaylar üzerinden geçen zaman göz önüne alındığında affetme ve hoşgörüye tabi olsa da yine de davacının gerçeğe aykırı ve kurmaca iddiasına cevap vermemiz gerekir. Şöyle ki;

“Tayinini Adana’ya çıkar, sen adam değil misin, bir işi halledemedin”, “evdeki eşyaları zarar veriyor, çocuk yapmak istemiyor, çocuğunu aldırmak istiyor” iddiaları gerçeğe aykırı, kurgu ürünü ve boşanma sebebi olarak öne sürülmesi mesnetsiz/yararsızdır. Elazığ’da geçerilen süreç boyunca sorunsuzca, mutlu mesut yaşanıldığına tarafların komşusu olan Eda ER şahittir. 2008 yılında “ÇOCUĞUNU ALDIRMAK İSTEDİ VE KÜRTAJ YAPTIRDI” iddiasının boşanma davası dilekçesinde bir boşanma sebebi olarak anlatılması ahlak dışı ve acımasızcadır. Davalı müvekkilenin o dönemde çocuğunu aldırdığı doğrudur; ancak bu durum tıbbi zorunluluk, anne sağlığının hayati derecede risk içinde olması ve davacı eşin de imzasıyla gerçekleşmiştir. Manevi olarak zor zamanlar geçiren müvekkil, bu ağır ve asılsız ithamlarla yıpratılmak istenmektedir. Özel hayatın gizliliğini mesnetsizce ihlal eden, boşanma sebebi olmamasına rağmen kürtaj yapıldığını dava dilekçesine taşıyan davacı yan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkımızı saklı tutuyoruz.

6-) Davacı yanın “Her bayram müvekkilin ailesini ziyarete gitmek istemediği, müvekkili de ailesinin yanına yollamadığı” iddiası asılsız, yanıltıcı ve kurmacadırDavacı Abdullah’ın her izninde taraflar iznin büyük bir kısmını (20 günlük izinlerin 18 gününü) davacının ailesi yanında geçirmiştir. Bugüne kadar alınan tüm izinlerde istisnasız olarak taraflar iznin büyük kısmını davacı müvekkilin ailesinde geçirmişlerdir.

Tatillerde Adana’ya gidildiğinde geri dönmek istemediği” iddiası gerçeğe aykırıdır. Taraflar Elazığ’daki atama dönemi tercih listesinde Adana’yı dahi yazmamışlardır. Davalı müvekkile sürekli baskı kurup Adana’da kalmak isteseydi en azından bu listede tercih için davacıyı zorlardı. O dönemde yapılan tercih listesi Sayın Mahkeme tarafınca celp edilerek incelenebilir.

7-) Davacının 2010 yılında Uşak/Karahallı ilçesine görev için atandığı doğrudur. Burada da her ne kadar bu dönemde yaşanan olaylar üzerinden geçen zaman göz önüne alındığında affetme ve hoşgörüye tabi olsa da yine de davacının gerçeğe aykırı ve kurmaca iddiasına cevap vermemiz gerekir. Şöyle ki;

“Davalı yüzünden yaşanan olaylar nedeniyle davacının farklı bir ilçeye tayin görmesi” iddiası gerçeğe aykırı, kusur atfetme ve kendi kusurunu örtme niyetini taşıyan bir beyandır. Öyle ki bu dönemde davacı X bölük komutanıyla kavga etmiş, mahkemelik olmuş ve bu nedenle ataması başka bir ilçeye çıkartılmıştır. Sayın Mahkemece davacı X’ın bölük komutanıyla husumeti ve dava dosyası celp edilerek incelenebilir. Davacının kendi hatalarını dahi davalı müvekkileye atfetmesi kötüniyet derecesini ortaya koymaktadır.

😎 “2014 yılında gerçekleşen davacının kardeşi X ve 2016 yılında gerçekleşen davacının kız kardeşinin düğünlerine katılmak istenmediği” hususu her ne kadar evliliğin temelinden sarsılması noktasında önem arz etmese de gerçeğe aykırıdır bir iddiadır. Öyle ki 2014 yılındaki düğün için davacı X o dönemde bölük komutanı olduğu için izin alamamış ve bölüğü bırakamamış, bu nedenle düğüne katılım gösterilememiştir. 2016 yılı Eylül ayında olan düğün ise 15 Temmuz darbesinin hemen sonrasına denk gelmiştir. Yine bu dönemde tüm askeri personelin izin kullanmaları yasaklanmış, bu nedenle düğüne katılım gösterilememiştir. Davacının kendinden kaynaklanan sebepleri kolayca ve bir çırpıda davalıya atfetme çabası ağır kusurunu bir şekilde örtme çabasından başka bir şey değildir.

9-) Davacının 2014 yılında Diyarbakır iline görev için atandığı doğrudur. Burada da her ne kadar bu dönemde yaşanan olaylar üzerinden geçen zaman göz önüne alındığında affetme ve hoşgörüye tabi olsa da yine de davacının gerçeğe aykırı ve kurmaca iddiasına cevap vermemiz gerekir. Şöyle ki;

Senin ailen bana sahip çıkmıyor, ben 3 çocuğa bakmak zorunda değilim” iddiası gerçeğe aykırı ve ispata muhtaçtır. Zira davalı müvekkile X çocukları için büyük fedakarlık sergilemiş, üçü de hem derslerinde hem yaptıkları spor dallarında üstün başarı göstermektedirler. Yine davalı müvekkile davacı Abdullah’ın ailesini Adana’daki lojmanlarda defalarca kez ağırlamış, dönüşte otobüsüne kadar birlikte yolcu etmiştir ve arasını iyi tutmak için çabalamıştır. Bu duruma müvekkile Aslıhan’ın arkadaşı ve evlerine misafirliğe gelen X şahittir.

10-) 2017 yılında X’in misafirlik için davalı müvekkile Aslıhan’a geldiği doğrudur. X davalı müvekkileye sesini yükseltmiş, “seni gelin olarak istemiyoruz, allahın gerizekalısı” diyerek yüksek sesle hakaret ederek evi terk etmiştir. Evde o esnada bulunan müşterek çocuklardan 10 yaşındaki müşterek çocuk Nurettin, halası Sema’nın hakaretlerine şahit olmuştur. Davalı müvekkile davacı Abdullah’ın ailesi tarafından benimsenmemiş ve sürekli olarak yalnızlaştırılmıştır. Davalı müvekkile Aslıhan 3 çocuğuna hem anne hem babalık yapmış, kendi hayatından feragat etmiştir. Kaldı ki üzerinden 2 sene geçmiş bir olayın gündeme getirilmesi boşanma sebebi yaratma çabasından ibarettir.

11-) Müvekkile X tarafından davacı Abdullah’ın ailesine hakaret edilmemiştir. “Çıkan olaylar üzerine” şeklinde genel geçer içeriği belirsiz bir beyan kullanan davacı yan vekilinin iddiası netleştirilmeye muhtaçtır.

12-) Davacı Abdullah’ın Diyarbakır’dan Adana’ya izne geldiği zamanlarda “EVE ALINMAMASI” gerçek dışı ve çaresizce söylenmiş basit bir yalandır. Zira davalı müvekkile Aslıhan ve müşterek çocuklar davacı babanın eve geleceği günü hasret ve özlemle bekler, sabaha karşı 05:00 sularında eve geldiğinde dahi uyanık olarak onu karşılamaktadırlar. Öyle ki davacı babanın eve geleceği heyecanıyla müvekkile anne ve çocuklar aynı yatakta iç içe sarılarak babalarının gelmesini beklerlermiş. Bu hususlar pedagog aracılığı ile dinlenecek müşterek çocukların beyanlarıyla rahatlıkla tespit edilebilecektir. Evliliğin devamında özellikle müşterek çocuklar için üstün yarar mevcuttur.

13-) 2018 yılında “bıçak çekme ve hakaret” gibi bir olay kesinlikle yaşanmamıştır. Davalı müvekkile böylesine bir yalanın nasıl öne sürüldüğünün hayreti içerisindedir ve akıl sağlığı zarar görecek derecede silsile halinde öne sürülen bu yalan ve kurguya inanamamaktadır. Davacı çocukların da bu olay sırasında evde olduklarını iddia etmiştir. Çocukların uzman eşliğinde dinlenmesini ve gerçeklerin ortaya çıkmasını talep ederiz.

Evde yer alan 3 adet tabanca, 4 adet tüfek ve avcı bıçağı gibi eşyalar davalı müvekkile tarafından haklı olarak evden uzaklaştırılmıştır. Evdeki silah ve tehlike arz eden eşyalar ortak bir kararla evden uzaklaştırılmıştır. Eşyalar davacı Abdullah’ın annesinin evinde muhafaza edilmektedir. Bu talep evin huzuru ve çocukların ruh sağlığı için yerindedir, davacı yanın hayatın olağan akışına uygun bir şekilde alınan bu tedbiri dahi öne sürmesi gülünçtür…

14-) Taraflar kredi kartını ortak olarak kullanmışlardır. Öyle ki davacı Abdullah bu kredi kartı aracılığı ile sürekli olarak e-ticaret sitelerinden alışveriş yapmaktadır. Banka ve kredi kayıtları Sayın Mahkemece celp edilip incelenebilir.

15-) Davalı müvekkile tarafından kesinlikle “sen adam değilsin, Adana’ya tayinini çıkartmayı bir türlü beceremedin” şeklinde ifadeler kullanılmamıştır. Bu iddialar asılsız ve ispata muhtaçtır. Öyle ki taraflar bu dönemde hâlihazırda çok iyi iletişim kurmakta ve sorunsuz bir ilişkiye sahiptirler. Bu husus Whatsapp mesaj görüntülerinden de anlaşılabilir. (EK -1- Whatsapp mesaj görüntüleri ) Davacının iddia ettiği Denizli’ye tayin döneminde davacı tarafından atılan sevgi sözcükleri dolu mesajlar mevcuttur.

16-) DAVACININ “CİNSEL BİRLİKTELİK YAŞANMAMASINA RAĞMEN PARA GÖNDERDİM” BEYANI SAYGISIZCA VE CAHİLCE BİR İBAREDİR. Para gönderme ve cinsel birliktelik yaşanması olgularını birbiri ile bağdaştıran ve nedensellik bağı kuran bu beyan iğrenç bir zihniyet ürünüdür. Kaldı ki senede 2-3 kez izin alıp Adana’ya gelebilen davacı Abdullah ile davalı Aslıhan arasından cinsel bir soğukluk bulunmamaktadır.

17-) DAVALI MÜVEKKİLE ASLIHAN ADINA ARSA ALINMASI  DAHİ ONUN HERHANGİ BİR KUSUR SAHİBİ OLMADIĞINI ORTAYA KOYAR NİTELİKTEDİR.

Davacı Abdullah madem tüm bu gerçek dışı iddialarının objesi olarak davalı müvekkile Aslıhan’ı suçlamaktadır; neden davalı müvekkile üzerine arsa almıştır? Diğer yandan; davalı müvekkile adına arsa alındığı doğrudur. Ancak bu arsa, satılan evin parasıyla alınmadığı gibi, böyle bir iddia evliliğin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davasının konusu değildir. Davalı müvekkile Aslıhan’ın Ziraat Bankasında 230.000 TL’lik birikimi kendi altınları ve aynı zamanda kendi annesinin birikimini içermektedir. Kaldı ki bu miktar davacı Abdullah’ın zoruyla bankadan çektirilmiştir.

18-) Evlilik kurumunun doğası gereği eşler müşterek bir ekonomiyi paylaşır. Bu doğrultuda kredi kartı ortak kullanılmıştır. Ekonomik şiddet iddiamız yoktur. Zira evlilik içerisinde hiçbir problem yok iken boşanma davası açarak davalı Aslıhan’ın travma yaşamasına ve psikolojik yardım alma derecesine getiren taraf davacı Abdullah’tır.

19-) DAVACI ABDULLAH EŞİNE HABER DAHİ VERMEDEN 80.000 TL DEĞERİNDE MOTORSİKLET ALMIŞ, DİYARBAKIRDAN ADAYANA GELDİKTEN SONRA EŞİNE BEN ARTIK SENLE BİRLİKTE OLMAK İSTEMİYORUM, BOŞANALIM DEMİŞTİR.

Davacı Abdullah Adana’da Reşatbey’de kiralanan ortak konutta müşterek çocukların önünde hiçbir sebep yokken ve davalıya “ben artık seni istemiyorum, boşanalım” demiştir. Çocuklara ise “annenizin yüzünü artık görmek istemiyorum” demiştir. Davalı müvekkile davacı Abdullah’ın şaka yaptığını düşünmüş, davacının ciddiyetine dava açılana kadar dahi anlam verememiştir.

20-) DAVACI MÜŞTEREK ÇOCUK KÜRŞAT’LA BİRLİKTEYKEN MOTOR KAZASI YAPMIŞ, KAZADAN SONRA MÜŞTEREK ÇOCUĞU HASTANEYE BİLE GÖTÜRMEMİŞ, MÜŞTEREK ÇOCUK TEK BAŞINA EVE DÖNMEK ZORUNDA KALMIŞTIR.

Davacı Abdullah müşterek çocuk Kürşat’la birlikte 2019 Ağustos ayında kaza geçirmiştir. Kazadan sonra müşterek çocuk Kürşat’ı hastaneye bile götürmemiş, direkt karakola gidilmiş, müşterek çocuk karakoldan tek başına kendi imkanlarıyla eve dönmüştür.

Davacı yanın iddia ettiği üzere “davacının eniştesi”nin tanık olduğu ve davalı müvekkile tarafından “geberseydin” sözcüğü kullanıldığı kurgudan ibarettir. Davalı müvekkile davacının eniştesini ile son 2 yıldır ne görüşmüş ne aynı ortamda bulunmuştur.

21-) İddia edilen Whatsapp mesajları gerçeği yansıtmamaktadır, mahkemeyi yanıltıcı niteliktedir. İlgili mesaj görüntüleri tarafımızca kabul edilmemektedir.

22-) DAVACININ AYLIK 5-6 BİN TL GÖNDERDİĞİ İDDİASI DOĞRUDUR. AİLEYE SAĞLADIĞI BU SOSYO-EKONOMİK STATÜNÜN SAYIN MAHKEME TARFINDAN DAVA SÜRESİNCE KORUNMASI VE DEVAM ETTİRİLMESİNİ TALEP EDERİZ.

Davacının aylık 5-6 bin TL ailesine para gönderdiği iddiası doğrudur. Evliliği başından beri aileye bu şekilde ödeme yapmaktadır. Bu husus sosyo-ekonomik durumun derecesini ispatladığı gibi davacı yan açısından evliliğin çekilmez hal almadığını ortaya koymaktadır.

SONUÇ OLARAK;

Türk Medeni Kanunun 166/1. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede  temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.

Boşanmayı elde etmek isteyen kişi, karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Medeni Kanun böyle bir durumda kötüniyetli kişinin kendi kusurlarından faydalanmasına izin vermemektedir.

Evliliğin devamında reşit olmayan çocukların menfaati vardır. Bu nedenle eşlerden yapabilecekleri fedakarlığı son haddine  kadar yapmış olmaları istenmelidir. Müşterek çocuklar babalarına çok düşkündür. Davacı baba izinden izine onları görmeye gelmiş ve yeterli çabayı göstermemiştir.

Öğretide de kabul edildiği üzere evliliğin eskiliği müşterek hayatın idamesi hususunda bir karine teşkil etmektedir. Tarafların 16 yıllık evliliği söz konusudur. Davacı yan tarafından yaşanan eski olaylar anlatılmış ve bu durum “bahane” yaratmaktan öteye gitmemektedir. Davacı yanın mesajlarından davranışlarından da anlaşılacağı üzere ortak hayatın çekilebilir olduğu ortadadır.

Olayların özellikleri, oluş biçimi, eşlerin kültürel sosyal durumları, eğitim durumları, mali durumları, eşlerin birbirleri ve çocukları ile olan ilişkileri, yaşadıkları çevrenin özellikleri, toplumun değer yargıları gibi hususlar dikkate alınarak evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı tespit edilmelidir. Davalı müvekkile Aslıhan kendisini bu yaşına kadar evlilik kurumuna, eşine ve çocuklarına adamıştır. Eşi tarafından aleyhine açılan bu boşanma davasını yakın çevresine dahi söylemeye çekinmektedir, zira hiçbir boşanma sebebi yokken açılan bu dava davalı müvekkilenin mental sağlığını alt üst etmiştir. Davalı müvekkile şizofreni derecesinde ortaya atılan bu iddiaların gerçekliğini sorgular hale gelmiştir.

Davacı tarafın soyut ve gerçek dışı iddiaları çerçevesinde temelinden sarsılma durumunun söz konusu olmadığı aşikardır. Geçimsizlik olarak öne sürülen olaylara davalı müvekkil sebebiyet vermemiştir. Bu nedenle işbu davaya itiraz ederek reddini talep etme zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: Türk Medeni Kanunu, HMK ve diğer tüm yasal mevzuat hükümleri

DELİLLER:

  • Nüfus Kayıtları,
  • Fotoğraf ve diğer görüntüler,
  • Tanık,
  • Yemin,
  • Mali ve ekonomik durum araştırması,
  • Karşı tarafın sunacağı delillere karşı sunacağımız deliller,
  • Trafik Sicil Kayıtları, Araba- Motosiklet Geçmişi (CELP EDİLMELİDİR.)
  • TSK’da yer alan X’ın özlük dosyası (CELP EDİLMELİDİR.)
  • 2007-2008-2009 TSK Jandarma Sınıfı Atama Dönemi Tercih Listesi (CELP EDİLMELİDİR.)
  • X Yıl Üniversitesi Hastanesi’nde 2003-2004 yıllarında X’a ait muayene ve sağlık raporu kayıtları (CELP EDİLMELİDİR.)
  • Her türlü yasal delil,

TANIKLARIMIZ (Taraflar arasındaki evlilikte bugüne kadar evliliği temelinden sarsar derecede herhangi bir sorun yaşanmadığını, taraflar arasındaki karı-koca ilişkisinin gayet yeterli düzeyde olduğunu, tarafların evlilik bilincinden uzak hareketlerde davranmadıklarını, davalı müvekkil X’ın çocuklarıyla olan yakın, sıcak ve fedakar ilişkisini kanıtlamak amacıyla dinletileceklerdir)

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re ’sen dikkate alınacak olan nedenlerle;

  1. Hukuka aykırı ve mesnetsiz açılmış olan ağır kusurlu davacının davasının reddi,
  2. Müşterek çocuklar X’ın velayetlerinin dava süresince tedbiren davalı müvekkile tarafında bırakılması,
  3. Müşterek çocuklar için dava tarihinden itibaren çocuk başına 1.000 TL tedbir nafakası belirlenmesi,
  4. Davalı müvekkilenin ekonomik geliri olmadığından dolayı lehine dava tarihinden  itibaren 1.000 TL tedbir nafakası belirlenmesi talebinden ibarettir.
  5. Yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesini,

Vekaleten, saygılarımla arz ve talep ederim. tarih

                                        Davalı

                                                                                 Vekili

                                          Av.

EK :

-1- Whatsapp mesaj görüntüleri

Son düzenleme tarihi 6 Mayıs 2020 11:24

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.