Anasayfa » MAKALELER » BOŞANMA DAVASI YARGITAY KARARLARI

BOŞANMA DAVASI YARGITAY KARARLARI


2017 GÜNCEL BOŞANMA DAVASI YARGITAY KARARLARI ve ÖZETLERİ, BOŞANMA DAVASI KARAR ÖRNEKLERİ, AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA KARARLARI, BOŞANMADA TAZMİNAT KARARLARI, BOŞANMA DAVASI EMSAL KARARLAR.


ÖZET: DAHA AĞIR KUSURLU TARAFIN BELİRLENMESİ VE MADDİ OLAYIN TESPİTİ

Esas : 2017/2-1571

”Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan davranışlar bakımından davacı – davalı erkeğin ağır kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davalı – davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK 174/1-2 m.) hükmedilmesi gerekip GEREKMEDİĞİ NOKTASINDADIR.

Türk Medeni Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili mali SONUÇLARINDAN BİRİDİR.

Anılan Kanunun 174 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; 2 nci fıkrasında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para İSTEYEBİLECEĞİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.

Maddenin anlatımından görüldüğü üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, tazminat istenenin kusurlu olması yanında bir zararınla nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının GERÇEKLEŞMESİNE BAĞLIDIR. Buna göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan eş kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir.

Somut olayda dinlenen taraf tanıklarının beyanları, dosya içerisine ibraz edilen ceza dosyalarıyla diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacı – davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve bu nedenle ceza aldığı, buna karşılık davalı – davacı kadının da sadakat yükümlüğüne aykırı davranışlar SERGİLEDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR.

Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Hal böyle olunca uyuşmazlığa konu davada davacı – davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1, 2) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.”


Özet:TARAFLARIN EŞİT KUSURLU OLMASINA RAĞMEN KADIN LEHİNE TAZMİNAT HÜKMEDİLMESİ DOĞRU DEĞİLDİR.

Esas : 2017/2-1572

”Uyuşmazlık, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davalı kadın yararına maddi tazminata hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, dinlenen taraf tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde; tarafların davacı eşin ilk evliliğinden olma üç çocuğu ile birlikte yaşadıkları, davalı kadının çocukları babalarına kötülemek, müşterek evde bulunan yemek malzemelerini onlardan saklamak suretiyle çocuklara kötü davrandığı, davacı eşin ise davalı kadını çocukları ile yaşamak zorunda bıraktığı, en son davacının oğlunun davalı kadını evden kovduğu ve tarafların bu şekilde ayrıldıkları anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların birinin kusurunu diğerinden baskın kabul etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca uyuşmazlığa konu davada tarafların eşit kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı kadının maddi tazminat (TMK m. 174/1) talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.”

Anılan Kanunun 174 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; 2 nci fıkrasında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para İSTEYEBİLECEĞİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.

Maddenin anlatımından görüldüğü üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, tazminat istenenin kusurlu olması yanında bir zararınla nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının GERÇEKLEŞMESİNE BAĞLIDIR. Buna göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan eş, kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir.


ÖZET: 166/3 ANLAŞMALI BOŞANMA KARARI KESİNLEŞİNCEYE KADAR TARAFLARIN PROTOKOLDE DEĞİŞİKLİK YAPABİLECEKLERİ

Esas : 2015/22591

Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki  diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilse dahi davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olup, bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK  m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.


ÖZET: BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNAT –MANEVİ TAZMİNATIN ÖLÇÜLÜK İLKESİNE UYMASI–KADIN LEHİNE HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNATIN FAZLA BULUNMASI

Esas : 2015/25712

”Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Davalı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekir.”


ÖZET: KADIN LEHİNE HÜKMEDİLEN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATIN AZ OLDUĞU–BORÇLAR KANUNU VE TMK ATFI

Esas : 2017/2-802

”Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın lehine TMK 174/1. ve 2 nci maddeleri uyarınca hükmedilen 5000 TL maddi, 3000 TL manevi tazminatın az olup OLMADIĞI NOKTASINDADIR.”

”Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı (kadın) yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın lehine TMK 174/1. ve 2. maddeleri uyarınca hükmedilen 5000 TL maddi, 3000 TL manevi tazminatın az olup olmadığı noktasındadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekir.”


ÖZET: KADIN LEHİNE MANEVİ TAZMİNAT KOŞULLARININ OLUŞMADIĞI VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ

Esas : 2015/25564

Karar : 2017/3809

”Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, boşanmaya sebebiyet veren vakıaların manevi tazminat talep eden eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gereklidir.  Yapılan yargılama, toplanan delillerden boşanmaya sebebiyet veren vakıalar kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımamaktadır.  Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminatın koşulları kadın lehine oluşmamıştır. Açıklanan sebeplerle davacı  kadının manevi tazminat  talebinin reddine karar verilmesi gerekir.”


 ÖZET:GEREKÇELİ KARARDA TARAFLARIN KİMLİK BİLGİLERİNİN AÇIKÇA BELİRTİLMESİ GEREKLİLİĞİ

Esas : 2015/26175

Karar : 2017/4032

            ” Mahkemece tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “davanın kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına” karar verilmiş ise de, boşanma hükmünde tarafların kimlik bilgilerine yer verilmemiştir. Boşanmaya karar verilmesi halinde Nüfus Kanununun 27. maddesinde yer alan hükme göre kararda ” Tarafların doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ile aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin ” yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”


 ÖZET: KADIN LEHİNE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

Esas : 2015/22503

Karar : 2017/1497

          ”Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının daha az kusurlu olduğu belirlenmiş olup, erkeğin kusurlu davranışlarının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmelidir.

Yukarıda 1. bentte belirtildiği üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil EDER NİTELİKTEDİR. Davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2 nci maddesi uyarınca uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi DOĞRU BULUNMAMIŞTIR.

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı kadın yararına takdir edilen yoksulluk NAFAKASI AZDIR. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya HÜKMEDİLMESİ GEREKİR. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve YASAYA AYKIRIDIR.”


ÖZET: TANIKLARIN DUYUM SONUCU VERDİĞİ BEYANLARIN GEÇERLİLİĞİNİN OLMADIĞI– ERKEĞİN EYLEMİNİN DAVACI KADIN TARAFINDAN AFFEDİLDİĞİ VE EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILDIĞININ SABİT OLMADIĞI NEDENİYLE BOZMA KARARI

              

   Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Mahkeme gerekçesinde belirtilen hakaret vakasından sonra evlilik birliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın tarafından erkeğin bu eyleminin affedildiği, en  azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekir. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Tanıkların, erkeğin eşine hayatında başka biri olduğuna dair suçlayıcı beyanı, davacı kadından duyuma yöneliktir. Davacı kadından aktarılan duyumlarla boşanmaya karar verilemeyeceği gibi, tanıkların görgüye dayalı herhangi bir beyanlarının bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, mahkemece davacı kadının boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekir.


ÖZET: MANEVİ TAZMİNATTA ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ– ALEYHİNE TAZMİNAT HÜKMEDİLENİN EKONOMİK VE SOSYAL DURUMUNUN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKLİLİĞİ VE DAHA UYGUN MİKTARDA TAZMİNAR BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ

Esas : 2015/22284

Karar : 2017/1238

‘Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekir.”


ÖZET: DAVALI ERKEĞİN KUSUR ORANI BULUNMADIĞINDAN DOLAYI MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATIN KOŞULLARININ OLUŞMADIĞI

Esas : 2015/25294

Karar : 2017/5148

Davalı erkeğin kusuru bulunmadığı için Türk Medeni Kanununun 174/1-2 maddesinde yer alan maddi ve manevi tazminatın koşulları davacı kadın lehine oluşmamıştır. Açıklanan sebeple davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.


ÖZET: TARAFLARIN KİMLİK BİLGİLERİNİN GEREKÇELİ KARARDA YER ALMAMASI NEDENİ İLE BOZMA KARARI

Esas : 2016/14685

Karar : 2017/477

Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sadece “tarafların davalarının kabulüne Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına” karar verilmiş ise de; gerekçeli kararda tarafların kimlik bilgilerine tam olarak yer verilmemiştir. Boşanmaya karar verilmesi halinde Nüfus Kanununun 27. maddesinde yer alan hükme göre kararda “Tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ile aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin” yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bu husus gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.


ÖZET: DELİLLERİN TAKDİRİNDE HATAYA DÜŞEREK YETERSİZ GEREKÇE İLE KARAR VERME BOZMA SEBEBİ

Esas : 2015/22559

Karar : 2017/1355

”Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı  Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.”


ÖZET: KADIN YARARINA UYGUN MİKTARDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİ GEREKTİĞİ

Esas : 2016/6861

Karar : 2017/552

        (4721 s. MK  m. 4, 166, 174) (6098 s. Borçlar K  m. 50, 52)

”Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar verilmiş ise de; tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davacı-karşı davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, “bacını al götür yoksa öldürürüm” diyerek tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Boşanmaya sebep olan olaylar davalı-karşı davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, davalı-karşı davacı kadın boşanmakla en azından eşinin maddi desteğini yitirmiştir. Davalı-karşı davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmuştur. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak bu isteklerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”


Özet- Aşağıdaki Tabloda Bilgi Almak İstediğiniz Maddelere Tıklayabilirsiniz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

One Response so far.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İletişim
error: Silence is golden