Home » MAKALELER » BAŞKASINA AİT KREDİ KARTININ İZİNSİZ KULLANILMASI SUÇUNA KARŞI SAVUNMA DİLEKÇESİ

BAŞKASINA AİT KREDİ KARTININ İZİNSİZ KULLANILMASI SUÇUNA KARŞI SAVUNMA DİLEKÇESİ

BAŞKASINA AİT KREDİ KARTININ İZİNSİZ KULLANILMASI SUÇUNA KARŞI SAVUNMA DİLEKÇESİ


 

                                                                                                                 T.C. İSTANBUL 63. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

                                                                                                                                          SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

 

 

 

 

DOSYA NO             :

 

SANIK                    :

 

MÜDAFİİ               :

 

MÜŞTEKİ              :

KONU                     : Dosyaya ek savunma dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR     :

 

           

            Dosyaya vekaletnamemizi yeni sunmakla dosya kapsamında müvekkil lehine yapılan tüm savunmalara iştirak etmekle birlikte ek savunma dilekçemizi mahkemeniz dikkatine sunuyoruz. Şöyle ki;

            Sayın mahkemenizde görülmekte olan davada müşteki telefonla aranmış ve ilk yardım, ambulans, çekicilik hizmetleri vs gibi ürünlerin tanıtımı yapılmış müşteki de tanıtılan ürünü tamamen kendi rızası ile almıştır. Müştekinin ifadesinde belirttiği gibi kendisinin arandığında karşı tarafın kendisini bankadan arıyormuş gibi tanıttığı iddiası kesinlikle gerçekleri yansıtmamaktadır. Kaldı ki müştekinin bu iddialarını kanıtlayacak herhangi bir ses kaydı veya benzeri bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle yalnızca müştekinin suç isnat eden bu ifadelerine itibar edilerek ceza kurulamaz. Müvekkilin o dönemde müdürlüğünü yapmış olduğu firma ürünlerini call centerlar aracılığıyla tanıtmakta ve onay verildiği takdirde tanıtılan ücretlerin bedelleri alınmakta ve daha sonra belirtilen adrese satılan ürünün evrakları kendisine teslim edilir. Söz konusu satış işlemi MÜŞTERİNİN ONAYI ÜZERİNE 3D SECURE YÖNTEMİ İLE YAPILMIŞTIR. Bilindiği üzere 3D Secure işlemi internet alışverişlerinde şimdiye kadar geliştirilmiş olan en güvenli sistem olup, tüketici satış işlemini kendi telefonuna gelen bir onay mesajına onay vererek gerçekleştirmiştir. Müvekkilin üzerine atılı suçun unsurlarından olan müştekinin rızası dışında kredi kartından işlem yapılması unsuru somut olayda gerçekleşmemiştir. Satış işlemine onayı BİZZAT KENDİ TELEFONUNA GELEN ONAY MESAJINA OLUMLU YANIT VERİP SATIŞ İŞLEMİNİ ONAYLAYAN MÜŞTEKİDİR. Somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamıştır. Dolandırıcılık suçunun oluşması için sanığın müştekiye karşı yöneltmiş olduğu aldatmak kastı içeren bir hileli davranışın varlığı şarttır. Oysa ki müşteki nereden arandığını bilmekte, ne için arandığını bilmekte, ürün alımını tamamıyla kendi isteğiyle gerçekleştirmekte ve son aşamada şahsi cep telefonuna gelen mesajı kendisi onaylayarak ürün alımını gerçekleştirmektedir. Kaldı ki satış işlemi tamamıyla gerçek olup, olmayan ve müştekiye satılmayan bir ürün için kartından para tahsilatı yapılmamıştır.

            Müvekkilin kesinlikle dolandırıcılık yapma gibi bir kastı bulunmamaktadır kendisi yıllardır bu sektörde olup, şikayette bulunulduğunu öğrendiği anda zaten müştekinin zararını gidermiştir. Müvekkilin yapmış olduğu bu ödeme sayın mahkemece kesinlikle bir suç ikrarı olarak alınmamalıdır zira müvekkil yapılan ödemeyi tüketici kanunu kapsamında cayma hakkını kullanma ve tamamen yıllardır sektörde kazanmış olduğu saygınlığa zarar gelmemesi için yapmıştır. Müşteki ile ihtilaflı olan durum ceza hukuku yargılamasının kapsamına girmemektedir olay tamamen alacak-verecek ilişkisine dayanmakta olup hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Olayda sanık ile müşteki arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanunun dördüncü kısım kısım beşinci bölümde düzenlenen Mesafeli Satış Sözleşmelerinden kaynaklandığı, mesafeli satış sözleşmesinin, satıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde uzaktan iletişim araçlarının kullanılması sureti ile kurulan sözleşmeler olduğu, evinden telefon, internet, mektup gibi vasıtalarla sözleşmeyi kurabildiği, iletişim araçlarıyla kurulan mesafeli sözleşmelerde, tüketici açık ve anlaşılır şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirileceği, 6502 sayılı yasaya göre tüketici 14 gün içerisinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahip olduğu, kanun gereği müştekinin cayma hakkını kullanabileceği gibi Kaymakamlık Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilecektir. Oysa ki müşteki bu yollardan hiçbirine başvurmadan, cayma hakkını dahi kullanmadan direk savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hakan Ali Erkan’ın da mahkumiyet kararına karşı başvurmuş olduğu istinaf gerekçelerinde de açıkça anlatılmıştır.

            Müvekkilin yöneticisi olduğu bayilikçe yapılan tüm satışlar gerçektir parasını ödeyerek hizmet alan tüm müşterilere vaat edilen hizmetler sağlanmıştır. Kaldı ki şirketin ve bayiliğin adresi ve yöneticileri belli olup yıllardır bu işle uğraşan kimselerdir. Müvekkilin yargılandığı suçu işlediğine dair müştekinin beyanlarından başkaca somut bir delil bulunmamaktadır. Müvekkil yargılamanın tüm aşamalarında yaptığı savunma istikrarlı ve inkara yöneliktir.  Dosya kapsamına bakıldığında mahkemeye intikal eden  ceza yargılamasına hakim olan “ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR” ilkesi gereğince, müvekkilin suçu işlediğine dair hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar inandırıcı ve kesin deliller bulunmalıdır. Bir başka deyişle ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin hiçbir duraksamaya yer bırakmaksızın ortaya çıkartılmasıdır. Ceza yargılamasında sübut, bir takım tahminler, çıkarımlar ve varsayımlara değil, kesin, somut, nesnel ve makul delillere, mahkumiyetin ise küçük veya büyük olasılığa değil, her türlü kuşkudan arınmış bir gerçekliğe dayanması gerekmektedir. Kaldı ki müştekinin ifadeleri hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmektedir zira hiç kimsenin daha önce imzalayıp da almadığı bir hizmetin iptalini sağlamak için para ödemeyeceği aşikardır. İddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla müştekinin iddia ettiği gibi çağrı merkezi elemanınca sigortayı iptal edeceğiz şeklinde bir beyanda bulunulduğunda araştırma olanağı varken bu durumu araştırmamış ve kart bilgilerini vermiştir. Bu durum bile müştekinin satış yapılmak amacıyla arandığının, daha sonradan satıştan vazgeçmek istediğinde dolandırıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunun kanıtıdır. Müştekinin iddiaları mesnetsizdir ve itibar edilmemelidir.

            Tespiti yapılan telefon numaraları, IP ve IMEİ numaralarının sanık ile irtibatının sağlanması, alışverişin 3D Secure Sistemi ile yapılması nedeniyle SMS onayının kart sahibi dışında kişi/kişiler tarafından yapılmasının teknik olarak mümkün olup olmadığının tespiti ve temin edilmesi halinde ses kayıtları ile sanığın ses kayıtlarının karşılaştırılması için BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILARAK SONUCUNA GÖRE SANIĞIN HUKUKİ DURUMUNUN TAKDİR VE TAYİNİ GEREKMEKTEDİR. Gelen yazı cevaplarında da görüldüğü üzere müvekkil o dönemde yalnızca şirketin yetkilisi konumundadır yani aramaları kendisi yapmamaktadır. Müşteriler çağrı merkezi elemanlarınca aranır ve müşteriler kredi kartı bilgilerini kendi rızalarıyla çağrı merkezi elemanlarına verir. Kabul anlamına gelmemek üzere mahkemenin de takdir edeceği üzere bir suç işlenmiş dahi olsa bu suçu müvekkilin işlemediği açıktır. Ceza yargılamasında hakim olan CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ GEREĞİNCE müvekkilin cezalandırılması hakka ve hukuka aykırı olacaktır.

            TC Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 02.07.2015 tarih, 2014/37573 E ve 2015/20740 K sayılı kararında yukarıda belirttiğimiz konularda bilirkişi incelemesi yapılmadığı için eksik yargılama ile hüküm kurulduğu kararına varılarak yerel mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararı bozulmuştur.

            Müvekkil hakkında açılan dosyaların nitelik olarak fazla olmasına rağmen bunlardan çoğu beraatle sonuçlanmıştır. Müştekilerin önemli bir kısmı kendilerinin emniyetten arandıklarını ve şikayette bulunmaları için telkin edildiklerini ifadelerinde belirtmişlerdir. Görüldüğü üzere dosya yığılmasının özellikle 2015-2016 yıllarında bu denli çok olmasının nedeni müvekkil hakkında gerçek olmayan bilgileri yayarak hizmet sağlanan kişileri şikayetçi olmaya teşvik eden kimselerdir. Müvekkilin aynı konuda yargılandığı davalardan gelen beraat kararlarını aşağıda sayın mahkemenizin dikkatlerine sunuyoruz.

 

…………..

………..

SONUÇ VE İSTEM      : Yukarıda sunmuş olduğumuz ek savunmalarımız ve çıkan beraat kararlarının dikkate alınması ile sayın mahkemenizce müvekkilin dolandırıcılık suçunu işlediğine dair somut, inandırıcı ve makul deliller bulunmadığından ve zaten müvekkilin dolandırıcılık suçunu işlemediğinden dolayı BERAATİNE karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.27.03.2017

 

SANIK MÜDAFİİ

Özet- Aşağıdaki Tabloda Bilgi Almak İstediğiniz Maddelere Tıklayabilirsiniz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Yok)
Loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İletişim
error: Silence is golden